banner1

banner22

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO
Tayyar YILDIRIM
Tayyar YILDIRIM
Yazarın Makaleleri
Ramazan sancıları Ramazan gelince bütün sancılarım depreşir benim.
Önce çocukluk sancılarım girer devreye. Çocukluğumdaki iftar telaşı gelir gözlerimin önüne. Sahura kaldırılıp kaldırılmayacağım endişesiyle “sak yattığım” zamanlarım alır beni içine. Hani o “tilki uykusu” denilen uykudan uyuduğum zamanlar.
Yıl 1963, “karartma günleri” ve “evdekal”
Ben Seydişehir’in bir dağ köyü olan Oğlakçı Köyü doğumluyum. Yöremiz insanları yakın zamana kadar İzmir ve çevresindeki illere hamal olarak gider 3-4 ay süreyle oralarda çalışırlar ve çocuklarının nafakalarını sağlarlardı. Babam da ben henüz dört yaşlarında ik
“Ailenin Yeni Üyesi”
TRT Belgesel TV’de “Ailenin Yeni Üyesi” ismiyle bir program yayınlanıyor. Son yaşanan salgın olayı, siyaset, ekonomi v.s konularıyla ilgili olarak yapılan programların insanımızı bıktırmaya başladığı günlerde bu program şahsen benim çok dikkatimi çeken
Boyuyorum
Gerçi ben ev işlerine yatkın biriyim. Yemek yapmasını, ev süpürmesini, yatak yorgan düzeltmesini hatta cam silmesini becerebiliyorum. Bu işleri zaman zaman gönüllü bir şekilde icra ettiğim de oluyordu. Ama biliyorsunuz ki “gönüllü yaptığın her iş zaman gelince görevin
Mahşerin provası
İnternet’ten bu başlığı sorguladığımda daha önceden de bu başlığın defalarca kullanıldığını gördüm. Ama bu başlık genellikle Hac İbadetiyle ilgili olarak kullanılmış. Ama şimdilerde Corona belasının meydana getirdiği durumla ilgili olarak da kullanılıyor san
Yapmayın beyler
Yapı olarak; kimseyi yazılarımla ya da sözlerimle incitmek istemeyen bir tavır içinde olan birisiyim. İnsanların; eşlere sahip bulunduğunu, çocuklara, mala mülke sahip olduklarını ve bunları sevmek için de bir kalp taşıdıklarını biliyorum. Zira kalpsiz bir insanın sevme gibi
Yazımın başlığı “Coronovirüs” değil
Benim yazımın konusu; erken çiçek açan ve bugünkü kar ve tipi ile solan, üşüyen, ölen badem ağaçları, kayısı ağaçları, gül ağaçlarının tazecik yaprakları, lale soğanlarının ısıyı görür görmez kendilerini toprağın üzerine çıkarma heveslerinin yarım kalması
Sadece insan olamaz mıyız?
Özlediğim o kadar çok şey var ki... Mesela çocukluğumda giydiğim, dizleri yamalı pantolonlarımı özledim. Sırf, içindeki insanın saf duygularından dolayı... Altı delik, lastik ayakkabılarımı özledim. Onlarla yürürken çöğür battığında kanayan ayaklarımın yarası yine
Ciğerime her gün 20 kurşun
Ankara’da ikamet eden bir arkadaşım sigarayı bırakmış. Bana; “sigara ile ilgili bir yazı yaz da bıraktığım tescillensin, ‘hem bu yazı benim için yazıldı’, diyecek bir belgem olsun” dedi.   Seve seve yazıyorum.   Yıl 1976. İ
Bedenlere “can” olmak gerek
Düşünün. Sokaklar, meydanlar, esnaflar, okullar, camiler, sinemalar, alışveriş merkezleri, trafik, kreşler, şehirler, mahalleler, parklar, bahçeler, partiler, sendikalar, dernekler, devlet daireleri, özel sektörler, muktedirler, muhalifler, karakollar, mahkemeler, hapishaneler, tarika
Vatan namustur
“Vatan sevgisi imandan gelir” demiş Sevgili Peygamberimiz. Hz. Ali; “Şahsınıza kötülük eden bir düşmanı affediniz, lakin vatanınıza ve milletinize kötülük eden bir kimseyi, asla affetmeyiniz” diyerek vatan sevgisinin ne anlama geldiğini çok güzel vurg
Vurunca öldürmeyelim
Kıymetli okuyucularım. Geçtiğimiz günlerde büyük bir acı yaşadık milletçe. Elazığ merkezli olup Malatya ve çevre illerle birlikte çok geniş bir alanı etkisi altına alan deprem, milletçe hepimizi derinden yaraladı. İlk gelen haberlere göre 6.8 büyüklüğünde bir deprem
Kavak ile kabağın hikâyesi
Atalarımız birçok konuda çok güzel sözler söylemişler. Mesela; “emeklemeden yürünmez” demişler. “Sabırla; koruk helva olur, dut yaprağı atlas...” demişler. “Acele işe şeytan karışır” demişler. “Sabır, boyun eğmek de
TYB Konya 13. Olağan Genel Kurulu
1980 yılında başlamış olduğum devlet memurluğu görevimden 25 yıllık bir çalışma süresi sonunda 2005 yılında kendi isteğimle emekli oldum. Kendi mesleğimden olanlardan örnek vermem gerekirse eğer emekliler, uzun süren memuriyet hayatlarından sonra ya bir ticari iş yapmay
“Baba ben de seni buraya mı bırakacağım?”
Her yönüyle toplumsal bir çöküşe doğru gidiyoruz maalesef. Son 30 yıldaki köyden şehre doğru olan göç Anadolu’muzu ve köyleri harabe yerleşim yerleri haline dönüştürdü. Araziler ekilip dikilmiyor. Sebze meyve ve tahıl üretimleri belli sayıda profesyonellerin eline dü

banner45

banner44