“Ikra' bismi Rabbikelleziy halag” “Yaratan Rabbinin adıyla oku! “.
Bildiğim kadarıyla ilkel veya ilahi dinler arasında “OKU” diye başlayan tek din “İSLAM “, tek kitap da “KUR’AN” dır . Bu Ayet-i Kerimeyi okuyunca tüylerim diken diken oluyor. Cenab -u Hak’kın ilk emrine, biz ne yapıyoruz. Ağzımızı açtığımız zaman mangalda kül bırakmayan biz “Müslümanlar”, kendimizden başkasını küçük görüp cehaletle itham eden bizler, başta Allah’ın kitabı Kur’an olmak üzere ne kadar okuyoruz?
Dünya ülkelerinde kitap okuma oranları ile ilgili bir araştırma yapılmış. Bu araştırmaya göre bakınız durumumuz ne kadar vahim.
TÜİK kitap okuma raporu:
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), kitap okuma araştırması utandıran bir gerçeği gözler önüne serdi. Günde 6 saat televizyon izleyip, 3 saat internete giren Türk insanı, kitap okumaya sadece 1 dakika ayırıyor
TÜİK, Türkiye’de okuma oranlarıyla ilgili raporunu açıkladı. Raporda, Türkiye’nin kitap okumada dünya ülkeleri arasında 86. sırada yer aldığı belirtildi. Araştırmada bireylerin kitap okuma süreleri de incelendi. Buna göre, Türkiye’de günde 6 saat televizyon izleyip, 3 saat internet kullanılırken kitap okumaya günde 1 dakika zaman ayrıldığı ortaya çıktı. Yılda 6 saat (günde bir dakika) kitap okuduklarını söyleyen katılımcılar, kitaba ihtiyaç listesinde 235. sırada yer veriyor.
Okuma oranları:
İngiltere ve Fransa yüzde 21
Japonya yüzde 14,
Amerika yüzde 12,
İspanya yüzde 9,
Türkiye, yüzde 0,1 okuma oranı ile listenin son sıralarında yer buldu.
Türkiye’de Katılımcıların yüzde 65’i aşk,
Yüzde 24’ü siyasi,
Yüzde 13’ü de düşünce kitapları okuyor
Kişisel gelişim kitaplarını okuyanların oranı ise yüzde 7.
Aslında bu araştırma bize söyleyecek söz bırakmıyor. Diğer Müslüman ülkeler araştırmada yer almamış , ama onların da bizden pek farkının olduğunu sanmıyorum. Araştırmadan şu an dünya Müslümanlarının başına neden bu felaketlerin geldiği galiba anlaşılıyor. Sizce günde okumaya sadece 1 dakika ayıran bir milletin gerçekten ilerlemeye, dünya ülkeleri içinde konuşmaya, itibarlı bir toplum olmaya hakkı var mıdır? Yüz yılı aşkın süredir İslam aleminde düşünür, bilim adamı yetişmemiş, Batı'nın bilim adına ortaya koyduğu veriler tercüme edilmiştir. Bu ise ilmi ortaya koyanları yükseltirken taklit edenleri de 2. sınıf insan olmaya sürüklemiştir. Okumayan, düşünmeyen, üretmeyen, araştırmayan cahil toplumlar, her zaman bilimde ilerlemiş, bilim adamına değer vermiş toplumların oyuncağı olurlar. Şu an İslam dünyasına baktığımız zaman bunun en acı örneklerini görebiliriz. Yüz milyonluk Arap alemi veya bir buçuk milyarlık İslam alemi dört milyonluk İsrail ile nasıl başa çıkamıyor diye konuşuyoruz, İsrail’i kahretmesi için Allah’a yattığımız yerden dua ediyoruz ve bu duanın da kabul edilmesini bekliyoruz. Bu da yetmiyor,” bu yıl altı milyon kişi hacı oldu, bu kişilerin hiç birinin duası kabul edilmedi mi de Allah bu İsrail’i kahretmedi “ diye serzenişte bulunuyoruz. İslam alemi böyle. Türkiye özeline bakacak olursak durum çok farklı değil. Belki topla tüfekle birbirimizi öldürmüyoruz ama toplumun büyük bir kesimi siyaseten veya meşrep olarak ötekileştirilmiş, toplum parça parça edilmiş durumda. Düşünce dünyamızda ise , bir kısmımız siyasi liderlere, bir kısmımız tarikat, cemaat liderlerine bir kısmımız sosyal medyaya beynimizi ipotek etmiş durumdayız. Onlar bizim yerimize düşünüyor, konuşuyor, planlıyor; biz de mankurtlaşmış gibi ağızlarına bakıyoruz ne diyecekler diye. Kur’an-ı Kerim’de Cenab-u Hakkın ısrarla “düşünmez misiniz?” “ akletmez misiniz?” sorularına kendimizi muhatap etmiyoruz sanki başka bir ümmete söyleniyormuş gibi davranıyoruz. Sonra da başımıza gelen felaketlere şaşıyoruz. Hala da düşünmeyip hiçbir şey yapmadan Allah’tan yardım istiyoruz.
Bakınız Allah, Kur’an-ı Kerimde Yunus Suresi 100. Ayetinde ne buyuruyor: “Allah'ın izni olmadıkça hiçbir benlik iman edemez. Allah, pisliği, aklını kullanmayanlar üzerine bırakır.”
Başka söze gerek var mı? Allah’a emanet olunuz.
SEYİT MEHMET ERTAŞ