Fransa?ya beraber geldiğimiz arkadaşım Yunus Yücel Bourganeuf isimli bir kasabada öğretmenlik yapıyordu. Bir tatil günü Bourganeuf?e onu ziyarete gittim. Burası 3500 nüfuslu çok şirin,küçük ve tarihi bir kasaba.Fransa?nın ortalarında yer alan Limousin bölgesinde dağlık bir yerleşim bölgesi. Ekonomisi ormancılığa dayanır. Fransa?nın en çok orman üretilen, orman endüstrisinin en çok geliştiği bölgesi. Anadolu?dan ekmek parası için ta buralara kadar gelen Türkler burada yaklaşık 600 kişilik bir cemaat oluşturmuşlar. Kültür dernekleri,kültür merkezleri ve camileri var.Tabii ki Fransız okullarında okuyan yaklaşık yüz kadar da Türk öğrenci var.Arkadaşım bu öğrencilere Türkçe ve Türk Kültürü dersleri veriyor.
Bourganeuf?ün orta çağdan kalma sokaklarını gezerken tarihimizin hazin sayfalarından birine tanık oldum. Şehrin ortasında yükselen yedi katlı, bizim İstanbul?daki Galata Kulesini hatırlatan dev bir kulenin önüne geldik.Kulenin adı Tour de Zizim(Zizim Kulesi).Zizim kelimesinin, CEM kelimesinin Fransızca?daki söyleniş biçimi olduğunu belirteyim.Fatih Sultan Mehmet?in küçük oğlu Şehzade Cem Sultan meğer burada bir müddet misafir(!) olarak kalmış.Yaklaşık altı yıl bu kulede zindan hayatı yaşamış.Çünkü kuleden çıkışına bir saat bile izin verilmemiş. . Zizim Şatosu, ya da Kulesi, bodrum ve çatı katları hariç, yedi katlı olup, her katında küçük odacıklar vardır. Kuleye, ortasında, inşa edilmiş ahşap bir merdivenle çıkılmaktadır. Kule duvarlarının kalınlığı
Bir Osmanlı şehzadesinin burada şövalyeler tarafından uzun süre tutsak olarak tutulması doğrusunu söylemek gerekirse kanıma dokundu.Oradaki görevlinin bunu bir de Fransız misafirperverliği olarak anlatması beni sinirlendirdi. Ben de ona Kanuni?nin Fransa kralını Alman imparatorunun elinden nasıl kurtardığını anlattım.Bu onun pek hoşuna gitmedi ama söylemem gerekiyordu. Kuleyi gezdikten sonra birkaç fotoğraf çektim. Hiç bimediğim bu tarihi olayı duyunca merakım arttı ve hemen bir araştırma yaptım Cem sultan?ın hayatı hakkında. Onu da sizlerle paylaşıyorum.
Fatih iktidardan ayrılınca oğlu 2.Beyazıt padişah olur. İkinci oğlu Cem Sultan da hak iddia eder ve Beyazıt? haber göndererek devletin ikiye bölünmesini ve yarısının kendisine verilmesini ister.Beyazıt kabul etmeyince ona savaş açar. Ama savaşta yenilir ve Mısır?a kaçmak ister. Ancak Rodos Şövalyelerinin eline esir düşer. Cem Sultan?ın esaret hayatı böyle başlar.Şövalyeler müthiş bir koz yakalamışlardır ve bunu en iyi şekilde kullanacaklardır.Cem Sultan hem Avrupalılar hem Osmanlılar tarafından elde edilmek istenen değerli bir insandır..Bunu bilen şövalyeler hem Osmanlı ? dan hem Avrupalılardan çok para sızdırmışlardır.Ama Rodos adası Osmanlıya çok yakındı ve her an elden çıkabilirdi. Cem Sultan?ı daha emin bir yere götürmek istiyorlardı.Nitekim Rodos?a gelişinden bir ay sonra, 1 Eylül 1482?de Fransa?ya gitmek için Şövalyelerin kontrolünde adadan ayrılmaya razı oldu. Aslında Beyazıt, onun Rodos?tan çıkarılıp başka yerlere götürülmesini istemiyordu. Çünkü ne de olsa Rodos Osmanlı?ya yakın, ve her zaman oraya bir akın yapılıp Cem şövalyelerin elinden alınabilirdi. Nitekim yukarıda belirttiğimiz gibi, iki sene önce, babası Fatih orayı kuşatmış fakat alamamıştı. Şövalyeler de bu tehlikenin farkında olduklarından, Cem?i Rodos?tan uzaklaştırıp, Avrupa içlerinde, ellerinden kaçırmayacakları güvenli bir yere götürmek istediler. Onlaın kontrolünde Rodos?u terk eden Cem, şövalyelerle bir antlaşma yapıp , Sicilya?da bir müddet kaldıktan sonra, 15 Ekim 1482 tarihinde Fransa?nın güneyinde bulunan Provence eyaletine çıktı. Cem ve yanındakiler Nice şehrinde çok iyi karşılanıp bir saraya yerleştirildiler. Buradaki ikametinden istifade, Cem, Fransa Kralı XI. Louis ile temasa geçip, onunla ittifak kurmak istedi. Fakat bundan bir netice alamayan Cem, Macaristan?a gitmek istediyse de Rodos şövalyeleri lideri gitmesine müsaade etmedi. İşte bundan sonradır ki Cem, artık Hıristiyanların bir esiri olduğunu ve kendi başına hiçbir şey yapamayacağını anladı . Anladı ama iş işten geçmişti. Oradan Rumilly?e geçen Cem, çok geçmeden Şövalyeler tarafından Dauphiné?ye götürüldü. Dauphiné kalelerinde ?saray tutuklusu? muamelesi gören Cem?in, burada birçok macerası olmuş, hatta bir Fransız kızıyla olan aşkı kitaplara bile geçmiştir. Nihâyet 1484 Şubat?ında Limousine?e götürülmek için yeniden yola çıkarıldı. Tam dört senesini burada, yani Limousine?in Bourganeuf köyünde geçirecek olan Cem için, ?zindan-kale-köşk? karışımı özel bir kule yapıldı ki, bu kuleye, ?Zizim Şatosu? (Château de Zizim) denir. Bourganeuf?teki esaret hayatından sonra Fransa Kralı VIII. Charles ile Papa Innocent arasında yapılan bir antlaşma ile şövalyelere büyük paralar verilerek satın alınarak Papa?ya teslim edildi ve Roma?ya nakledildi. Artık Sultan Beyazıt, kardeşi Cem?i korumaları karşılığında şövalyelere verdiği parayı, Fransa Kralı?na ve Papa?ya verecekti.
Avrupa?da çok sıkılan ve annesini özlediğini söyleyen Cem, Mısır?a gitmek için Papa?dan izin istedi. Fakat Papa, onun gitmesine izin vermek şöyle dursun, ona Hıristiyan olmasını teklif etti. Fakat Cem, hiçbir şey karşılığında dinini değiştirmeyeceğini ciddi ve açık bir dille Papa?ya bildirdi.
1490 yılında Beyazıt, Papa?ya külliyetli paralar ve kardeşi Cem?e de hediyeler gönderdi. İki sene sonra Papa Innocent öldü ve yerine geçen yeni Papa, Sultan Beyazıt?tan para isteyerek, bunun karşılığında Cem?i zehirleyerek bu şekilde ondan kurtulacağını teklif etti. Fakat bu sırada Napoli?yi işgal eden Fransız Kralı, Cem?i beraber götürdü. Cem tekrar hürriyetine kavuşmuş gibiydi ki, yollarda hastalandı ve Şubat 1495 yılında bu hastalıktan öldü. Cesedi oradaki birkaç Osmanlı?ya teslim edildi. Rivayetlere göre Papa, Cem?i Fransız kralına teslim etmeden önce zehirlemiş ve Cem bundan ölmüştür. Kardeşinin bu şekilde gurbet elde ölümüne çok üzülen Beyazıt, üç gün yas ilan etti ve gıyabi cenaze namazı kıldı. Birkaç sene sonra da, yapılan diplomatik çabalar neticesinde,cesedi getirilip, Bursa Muradiye?de kardeşi Mustafa?nın yanına gömüldü.
Selam ve sevgilerimle.
