TÜRKİYE’DE AB’YE UYUMLU İSLAM İÇİN YAPILAN İCRAATLAR
Selam Dostlar,
Geçen haftaki yazımızda AB yöneticilerinin Türkiye’yi ve İslam’ı ne hale getirmek istediklerini kendi sözlerinden vermeye çalıştık. Bu hafta da Türkiye’de AB’ye uyumlu İslam için yapılan icraatları vermeye çalışacağım.
Peki AB’nin, İslam’ın ve Müslümanlığın Avrupa’ya uyumlu hale getirilmesi ve uydurulması dayatmaları karşısında Türkiye siyaseti neler yapmış ve nasıl icraatlarda bulunmuştur:
** Meclis Adalet Komisyonu, özel hukuk alanındaki yargılama yöntemlerini yeni baştan düzenleyen Hukuk Muhakemeleri Yasa Tasarısı ile mahkemelerde, "Allah’a yemin” kaldırılmıştır. (Hürriyet Gazetesi, 17.04.2009, http://www.haberler.com/)
**Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) isteği üzerine, nüfus kimliklerinde, doğan çocukların Müslüman olduğunun beyan edilmesine son verilmiştir. (Milli Gazete, 03.02.2010, Birgün Gazetesi, 27.02.2006)
**Okullara gönderilen genelge ile Kuran-ı Kerim’de geçen ve İslam’ı hatırlatan bazı kelimelerin ve kavramların kullanılması yasaklanmıştır. Bunlardan bazıları şunlardır: Cemaat, fetva, hicret, imam, imamet, kafir, medrese, mücahid, mümin, münafık, şehadet, şehit, şeriat, şirk, tağut, tebliğ, tekke, tevhid… Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı’nı sözkonusu genelgeyi göndermekle görevlendirmiştir. (Sami Hocaoğlu, Yeni Şafak Gazetesi, 21. 03. 2005, http://arsiv.sabah.com.tr/2005/01/13/gnd106.html.)
**Müslüman olmayanları Müslümanlardan ayırmak için kullanılan “gayrı Müslim” kavramının kullanılmaması kararı alınmıştır. Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği’nin tüm yazışmalarında “Gayrimüslim” yerine “Farklı inanç grupları” kavramını kullanma kararı aldıklarını açıklamıştır. (Hürriyet, 27.06.2010)
** Milli Eğitim ders kitaplarında bugünkü Hıristiyanlığı ve Yahudiliği İslam gibi hak din gösteren, bugünkü İncil’i ve Tevrat’ı hak kitaplar olarak tanımlayan ve Noel ve Paskalyayı, Ramazan ve Kurban bayramları gibi dini bayramlar olarak tanımlamalar yapılmıştır. (Örnek olarak bakınız: İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Turgay Yüce, İstanbul, 2006, s: 97-105, ayrıca İlk Öğretim 7. sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Ahmet Ülkü Özden-Ömer Yılmaz, İlke, 2006, Ankara, s: 108 ve 2008 Milli Eğitim Bakanlığı’nın 18.07.2005 tarihli ve 229 sayılı genelgesi gereği Talim Terbiye Kurulunun tavsiye kararlarına uygun olarak hazırlanan ve yayınlanan 4. sınıf Sosyal Bilgiler Öğretme Kılavuzu isimli kitabının 179. Sayfası.)
· **4928 No.lu ve 15.07.2003 tarihli kanunla apartmanlarda kiliselerin açılabilmesine yollar açılmıştır. (225173 sayılı Resmi Gazete-Yayın tarihi:19 Temmuz 2003 Cumartesi)
** AB’nin isteği üzerine, İslam’da haram olan domuz eti normal kasaplık et statüsüne kavuşturulmuş ve domuz yetiştiricilerine devletin kredi vermesi kararlaştırılmıştır. Bu konuda yasa çıkarılmıştır.(Milli Gazete, 26.12.2006, http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/4716801_p.asp)
**AB’nin dayatmalarıyla zinanın serbest olması süreci önceki yönetimler zamanında başlamış, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan döneminde , 2004 yılında, son bir uygulama ile tamamen suç olmaktan çıkarılmıştır. TCK buna göre düzenlenmiştir.(24.09.2004 tarihli gazeteler.)
** 2004 yılında Gay ve Lezbiyen Filmleri Festivali’ne onay verilmiştir. (Vakit Gazetesi, 27.09.2004.)
**Milli Eğitim Bakanlığı, önümüzdeki öğretim yılında okullarda cinsel sağlık ve ahlak eğitimi vermek üzere yeni bir proje hazırlanmıştır. (http://yenisafak.com.tr/arsiv/2005/mart/17/g07.html) 2007 yılında Türkiye Aile Sağlığı ve Planlama Vakfı (TAP) tarafından, İst. Milli Eğitim Müdürlüğü'nden izin alınarak İstanbul’da üç semtte okullarda cinsellik eğitimi verilmiş, bu derslerde eşcinsellik de anlatılmıştır. Tepkiler üzerine bu uygulama durdurulmuştur. (16 Mart 2007, Zaman Gazetesi )
** Avrupa Konseyi, Lambda İstanbul Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Travesti, Transseksüel Dayanışma Derneği'nin mahkeme kararıyla kapatılmasının ardından Türkiye'ye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin, ifade özgürlüğü ve dernek kurma hakkıyla ilgili maddesine uyma çağrısında bulunmuştur. (http://www.8sutun.com/node/61067, 30/05/2008 )
** 2010 yılında Avrupa Birliği’nden Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cohn Bendit: “İlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nın homoseksüel olabileceğine şimdiden kendinizi hazırlamalısınız.” (Can Dündar, Milliyet, 14.07.2010) demiştir. Buna karşılık Türkiye resmi makamlarından hiçbir tepki gösteren olmamıştır.
.
Bu örneklere daha başkaları de eklenebilir. Şüphesiz bu icraatlar, siyasetin ve yönetimin başında bulunan insanların şahsen istedikleri ve kendi inisiyatifleriyle gerçekleştirdikleri uygulamalar değildir. Sistemin onlara dayattığı ve yaptırdığı icraatlardır. Onların vebali bu baskılar karşısında hayır dememelerinde ve direnmemelerindedir.
Sıraladığımız örnekler ve belgeler gösteriyor ki, AB treni, bizi Hıristiyan Avrupa’nın değerlerine ve yaşantısına dönüştürülmüş bir toplum olmaya götüren bir tren...
Maalesef yıllar öncesinden bugüne, Türkiye’nin aydın kesimlerinde ve Müslümanların kanaat önderlerinde çok büyük değişimler gerçekleştirilmiştir. Zihinlerde ve yüreklerde büyük operasyonlar yapılmıştır. AB’ye karşı olanlar taraftar olmuş, “AB trenine binmeyiz” diye direnenler AB’yi savunur hale getirilmiştir.
1970’li yıllarda “Ortak Pazar, millete mezar” diyenlerin sesi kesilmiş en dirayetlileri bile “ dik duran , eşit şartlarda bir ortaklık “ demeye başlamışlardır.
İslam ilahiyatçılarının en ünlü bazı simaları bile köşe yazılarında “Neden AB’ye girmemiz lazım?” başlığı altında fetvalar yayınlayarak Avrupa’ya teslim olmaya teşvik edenlerden olmuşlardır. Örneğin bunlardan birisi şöyle yazmıştır: “Hiç şüphe yok ki ilk akla gelen ve olması gereken birlik (…) Müslüman ülkelerin oluşturacakları birliktir. En azından Sultan Abdülhamit zamanından beri siyasi ve fikri/ideolojik alanlarda bu birliği oluşturmak için gösterilen bunca çaba semere verdi mi? "Şimdiye kadar olmadı ama uygun bir yakın gelecekte bu birlik şu yoldan gerçekleşecektir" müjdesini verecek bir Allah kulu var mı? İslam "hayatı, aklı, nesli, malı ve dini" korumayı hedefliyor. AB'ye girmediğiniz takdirde bunları koruyamıyorsanız girmeniz gerekir, koruyabiliyorsanız girmeniz caiz olmaz. Bütün hesapların, değerlendirmelerin bu esasa göre yapılması zorunludur.” (http://www.yenisafak.com/arsiv/2002/temmuz/19/hkaraman.html)
Bu değerlendirmeler üzerine İlahiyatçı bilim adamına sormak gerekiyor: İslami bir birlik gerçekleştirilemiyorsa, çözüm AB’nin Hıristiyan entegrasyonuna teslim olmak mıdır? Yukarıda arz ettiğimiz belgelere rağmen, AB’nin “hayatı, aklı, nesli, malı ve dini” koruyabileceğine nasıl inanabilirsiniz ve Avrupa Birliği’ne girmek konusunda böyle bir fetvaya ve böyle bir vebale nasıl cüret edebilirsiniz?
AB konusunda dikkat çeken çok önemli bir konu da: AB üyesi bütün ülkelerde söz konusu oluşuma üyelik için referandum yapıldığı ve kendi halklarına sorulduğu halde, Türkiye’de yarım asırdan beri Müslüman Türk milletine neden sorulmuyor ve referandum yapılmıyor.
Sistem buna neden izin vermiyor.
Neden acaba?
Ben çok düşündüm biraz da siz düşünün.
Son sözü Allah’ın kelamından bir Ayet ile noktalayalım.
“Ey îman edenler, Yahudileri de, Nasrânîleri de kendinize yâr (ve üstünüze hakim) edinmeyin. Onlar (ancak) birbirinin yaranıdırlar, içinizden kim onları dost (ve hakim) edinirse o da onlardandır. Şüphesiz Allah o zalimler güruhuna muvaffakıyyet vermez. (Maide -51-Hasn Basri ÇANTAY )”
Allah’a emanet olun.
Konu ile ilgili kaynak:Yeni Sevr Kuşatmasında BARIŞ KAPANLARI (Hasan ERDEN Bayrak yay. )


