Dikkat ettik mi hiç? Çevremizde ne kadar çok engelli var. Etrafımıza baktığımızda ne kadar çok özürlü(!)yle karşılaşıyoruz. Peki, onlar hakkında ne düşünüyoruz? Acıma ve merhamet değil mi? Onların eksikliklerini düşünüyor, onlar adına üzülüyoruz.
Engellilerin durumu bir başkadır bana göre. Onların vücutlarının bir yerleri bizim gibi uzuvlarında bir sorun olmayanlardan eksiktir. Çoğunun bizden eksik olan başka şeyleri de vardır. Günahları…
Bunu, bütün engellilerin iyi, hatasız insanlar olduğunu bildiğimden söylemiyorum. Onların eksiklikleri günahlarının da engelleyicisi oluyor bence.
Geçenlerde okulda yürürken arkadaşının koluna girmiş görme engelli bir kardeşimle karşılaştım. Önce üzüldüm ona, acıdım. Ama sonra düşündüm. Ne kadar şanslıydı. Biz, bize verileni iyi kullanmıyor, günaha harcıyoruz. Bizdekiler ona da verilseydi o da günaha harcayacaktı belki. Çok şanslıydı çünkü harama bakmıyordu, günahı görmüyordu.
Duyma yetisi olmayan kardeşlerim! Ne kadar şanslısınız ki günahı duymuyorsunuz. Hatayı duyup, kabullenip ona ortak olmuyorsunuz. Hata karşısında susup siz de hatalı olmuyorsunuz.
Ayakları olmayan veya uzvunu sonradan kaybeden kardeşlerim! Ne kadar şanslısınız. O ayaklarla bizim gibi günaha koşmuyorsunuz, korun üstünde yürümüyorsunuz.
Elleri olmayan kardeşlerim! Halinize şükredin. Bizim gibi günahlara sarılıp, ateşi ellerinizle tutmuyorsunuz.
Zihinsel engelli kardeşlerim! ALLAH’IN izniyle cenneti garantilemiş kardeşlerim! Ne kadar şanslısınız. Günah işlemiyorsunuz belki de. İşleseniz de bizim gibi nasıl büyük bir sorgudan geçeceğinizi düşünmüyorsunuz.
Peygamber Efendimiz(s.a.v) ‘in haber verdiğine göre Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: ‘ Ben kulumu –iki gözünü kast ederek- iki sevgilisini almakla imtihan ettiğimde o buna sabrederse, iki göze bedel olarak ona cenneti veririm.’ Ne mutlu sabredenlere! Ne mutlu bu müjdeyi alanlara!
Onların arasında bütün engellerine rağmen Allah katında parıldayan mücevherler vardır belki de, iki kat rahmet sahibi olacaklar bulunuyordur kim bilir? Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın dediği gibi:
‘Harabat ehline hor bakma şakir,
Defineye malik viraneler var.’
Engelliler hakkında çok mu olumlu düşünüyorum? İmtihan dünyasındayız. Yüce Rabbim hepimizi bir şekilde sınıyor. Farklı biçimlerde, farklı şeylerle imtihan ediliyoruz. Sabrımız, imanımız, ibadetimiz ve bağlılığımız test ediliyor bir şekilde. Engelli kardeşlerimin sınandıkları bir konu da engelleri. Bakara Suresi’nde Yüce Allah: ’ Andolsun ki, sizi biraz korku ve açlıkla; bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz.’ buyurmaktadır. Eksikliklerin imtihanını bu yüce ayetten anlayabiliyoruz.
Ya biz? Eksikliği olmayan, vücudunun her bir uzvu tastamam yerinde olan bizler, bunlar için sınanmıyor muyuz? Eksikliği olanları görüp şükredecek miyiz diye imtihana tabi tutulmuyor muyuz? Bu eksikliklerin bizler için birer ibret olduğunu anlayabiliyor muyuz? Engelli kardeşlerimizi gördüğümüzde acımaktan başka ne yapıyoruz? Asıl yapmamız gereken şükretmeyi ne kadar uyguluyoruz? Kaçımız yapıyoruz ki bunu?
Her şeyi bir hikmetle yaratan Rabbimiz insanların engellerini de bir hikmet, bir sınav, bir ibret için yaratmamış mıdır?
İbrahim Hakkı Hazretleri’nin dediği gibi:
‘Her işte hikmeti vardır,
Abes fiil işlemez Allah.’
Çok bilindik bir söz olacak belki de ama bir gerçek… KİM DAHA ÖZÜRLÜ? Gerçekten fiziki özrü olanlar mı, verilen aklını kullanmayı bilmeyen ruhi özrü olanlar mı?
Ben kararımı verdim. Aklımı yeterince kullanana kadar, verilen ibretleri görüp imtihan olduklarını algılayana kadar, bu imtihanların benim gibi aciz insanlara şükür amacı olarak gönderildiğini anlayana kadar ve imtihanlarımı sonsuz şükürle geçene kadar ben onlardan daha özürlüyüm.
Allah özrümüzü fark etmemizi, engelimizi ortadan kaldırmamızı nasip eylesin…
KİM DAHA ÖZÜRLÜ?
ICERIK_ARASI
Reklam Alanı
Etiketler:
#yazilar


