22 Nisan 2026, Çarşamba
01:43
23.07.2025
Manşet Altı Reklam

Günaydın güneşim. Bak yalnız bırakmadım seni. Her gün sessiz-sedasız bir şehre aynı sesle günaydın demekten sıkılmışsındır diye düşündüm. O muhteşem ışıkların bile açmaya yetmiyor derin uykudaki gözleri değil mi? Üzülme! Yalnız değilsin.

     Doğuşundan önce kalkıp sana hazırlananlar da var hala. Uyanır uyanmaz ellerini, yüzünü yıkayıp seni dinç karşılamak için ayaklananlar da var. Kimi evinde şükrediyor varlığının tek sahibine. Kiminin de koşar adımlarla bir yerlere gittiğini görüyorum sık sık. O’na gidiyorlar işte. El Cami’nin mekânına, en büyük rahmet kapısına… Büyük bir şevkle, heyecanla, kalp çarpıntılarını adımlarına uydurarak… Onlar da orada şükrediyorlar. Sana, gündüze, geceye; sevgiye, rahmete, sınırlı olan akıllarıyla bildikleri her şeye…

     Yok, şaşırma. Bunu her gün yapıyorlar. Her gün tan vaktinden önce uyanıp yepyeni sevgilerle yapıyorlar bunu. Sen her gün doğmaktan sıkıldın mı hiç? Senden sonra gelen ay hiç şikâyet etti mi halinden? Bir gün bile görevlerinizi aksattığınızı gördü mü bu gaflet uykusundaki gözler? Seni gönderen Yüce Rahmet bütün hatalarımıza rağmen bizi karanlığa mı terk etti?Her sabah o ışıl ışıl yüzünü göstermedi mi bize?O güzel yüzünü bir gün görmesek halimiz nice olurdu bilemiyorum.

    Alışkanlıklar mı insanı yanlışa iten? Sen her gün bıkmadan-usanmadan doğuyorsun diye mi şükretmiyoruz varlığına? Senin varlığının mucizesini bir gün gelmezsen mi anlayacağız? O gün gelmeden varlığının hayatımızdaki yerini anlamalıyız elbet. Seni bizlere hizmet için gönderen, her şeyin Evveli ve her şeyin Ahiri Yüce Yaratıcıya dönmeliyiz acilen. O gün, o büyük gün, o dehşetli kıyamet günü... O gün sen de küseceksin bana biliyorum. Göstermeyeceksin yüzünü. Yerini kara bulutlar alacak. İçinde yüzdüğün mavi gökyüzü simsiyah olacak. Ben seni özleyeceğim elbet, hem de çok. Ya sen? Sen de özleyecek misin beni? Şu yanındaki bulut… Bir zamanlar ‘Solmayan Gül’e(s.a.v) ‘ yoldaşlık yapan beyaz bulut… Güllerin Efendisi’ni hiç yalnız bırakmayan ak bulut… O da sevecek mi bir gün beni? Beni, üstünden ayrılmadığı o nadide gülün üzerinde, bir diken olarak da olsa kabul edecek mi? Gül kokulu rahmet peygamberinin, o çok sevdiği; ‘Ben, beni seven ümmetimi almadan cennete gitmem.’ dediği o kutlu ümmetinden biri olarak görecek mi?

     Ama senden önce kalktım bugün. Hazırlandım şükretmeye. Başım yerdeyken, alnım secdedeyken, Yaratıcıya en yakın anımda kollarımın arasından süzülerek selamladın beni. Başımı kaldırdığımda göz kırptın. Sonra seslendin bana: ’ Ben hala buradayım. Bak hala aydınlık gökyüzü. Hala ışıldıyorum, asırlar geçse de üstümden. Korkma! Hala zamanın var. Daha yapacağın çok şey var. Bir yerden başlamaktan çekinme. Ben her gün yeniden başlıyorum görevime, bıkmadan-usanmadan. Kalk hadi. Sakın vazgeçme. Bir günü daha bahşetti sana Yüce Yaradan. Son gününmüş gibi yaşamaya ne dersin? Bugünü ve bundan sonrasını… Senden tek bir şey isteniyor.24 saatinden birini şükrüne ayırır mısın? Günaydın.’

     Her gün seni karşılamaya gelemediğim için özür dilerim. Bundan sonra doğmadan önce şöyle bir bak yeryüzüne. Işığı yanan tek-tük evler göreceksin. Bizim evin ışığına da bak arada. İnşaallah katılacağız seni karşılayanların arasına. Biz ümidimizi kesmedik, ümidi bize bahşeden Yüce Rahman’dan. Sen de bizden ümidini kesme ne olur.

GÜNAYDIN GÜNEŞİM…

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Mobil Üst Reklam
ALT1 Reklam Alanı