Bugünlerde “Akil İnsan” sözü çok kullanılır oldu.Önceleri ortaya bazı isimler atıldı.Sonra da isimler Sayın Başbakan tarafından açıklandı.”Akil İnsan” sözü tarihimizle az çok ilgilenen bir çok kişiye hiç de iyi olmayan çağrışımlar yaptırdı.Mondros Mütarekesi sonucu işgal güçlerine karşı doğal olarak Anadolu’da ayaklanmalar başlar.Devrin iktidarı bu isyanları yatıştırmak amacıyla ağzı laf eden,şimdiki ifadesiyle toplumda karşılığı olan insanlardan bir heyet oluşturur ve Anadolu’ya gönderir.Bu insanların görevi ayaklanmaları durdurarak,işgal edilen vatan topraklarını kurtarmak amacıyla aklı olmadığı için isyan eden akılsız Türk toplumuna nasihat vermek ve yine şimdiki tabirle halkın“gazını almak” idi. Canım ne gerek vardı direnişe ha “ Osmanlı “ yönetmiş ha “İngiliz” fark eder mi değil mi ama. Zaten bazı rivayetler Heyet-i Nasiha’nın Damat Ferit tarafından İngilizlerin telkinleri sonucu kurulduğunu da söylüyor.
Gelelim bizim “Akil İnsanlara”
Bunlar da PKK ile yapılan anlaşmalar sonrasında Anadolu insanının gazını almak onları rahatlatmak için var olan bir ekip.Barış sürecini halka anlatacak ve halkın tepkisini kıracak.
İyi de bu siyasi bir karar ve faaliyet. Bu işin olumlu veya olumsuz tüm sonuçları iktidara ait olması gerekmez mi? Bugün iktidar veya muhalefet bu kadar vekil var. Bu insanlar ne iş yapar. Özellikle iktidar milletvekilleri toplumu bu konuda aydınlatmalı değil mi? Yoksa onlar “Akil İnsan” değimli? Onlar da vatandaş gibi “Akil olmayan insan” mı?
Bir sıkıntı da “Akil İnsanların” kimlikleri. Bazıları hakkında bir çok spekülasyon var. Hatta KCK davasında yargılandıkları bile söyleniyor. Bazılarının Türk Bayrağına iyi bakmadıkları , bazılarının PKK leşlerinden “şehit” diye bahsettikleri filan da söyleniyor. Ama bunlar zannederim “iftiradır”. İktidar ve onun yöneticileri bu ithamlar altındaki adamları ”Akil İnsan” diye halka arz edecek kadar duyarsız ve “akil olmayan” bir tavır içinde olamaz diye düşünüyorum.
Sayın Başbakan bir TV programında Öcalan silah bırakma karşılığında başkanlığımı teklif etti böyle bir anlaşma mı var? sorusuna kesinlikle böyle olmadığını söyledi.İnanıyorum. Peki ne karşılığı?
Bunları İmralı hapishanesinde “Odaya TV koymak , günlük spora izin vermek, arkadaşlarıyla günlük konuşmak , Diyarbakır meydanında “ulusa sesleniş” mesajı yayınlatmak için kabul etti derseniz işte ona inanmam. Peki gerçekte neye karşılık silah bırakılacak (Eğer bırakılacaksa,bir taktik değilse) 30 yıldır süren vahşet duracak.
Şuan halkı bırak muhalefetin vekilleri, hatta iktidar vekilleri bile bu konuda bilgi sahibi değil. Neler oluyor,gizli kapılar arkasında neler konuşuluyor. Tamam her şey TV ekranlarında konuşulmaz kabul ama iktidarın vekilleri, BDP eşbaşkanı ve vekilleri kadarda mı güvenilmez insanlar ki onlara bile bilgi verilmiyor.
Bir sıkıntı da bu “İmralı Süreci” maalesef PKK yı benim imanlı, ihlaslı Kürt kardeşimin de temsilcisi haline getirdi. Biliyorum ki bu konudan Kürt kardeşlerim de en az benim kadar rahatsız.
Akan bu kan duracak, buna akıl ve vicdan sahibi kimse itiraz edemez,etmemeli. Ama bunun yolu ”İstişare” dir. Kiminle ;bu konuda yıllarını vermiş ,çalışmış,araştırmış,insanlarla olur bu iş.Toplumu tanıyan,onun değerlerine sahip çıkan Türkü-Kürdü hepsini kardeş bilen insanlarla istişare ederek olur.Yoksa hamhayaller bu ülkeyi sıkıntıya sokar ve ülkenin bütünlüğüne zarar verir. Allah korusun.
Allah’a emanet olun.


