22 Nisan 2026, Çarşamba
03:12
23.07.2025
Manşet Altı Reklam

   KUR’ANI KERİM’E GÖRE İYİ VE KÖTÜ

Ramazan ayı, insanların dini duyarlılıklarının arttığı aydır. Aslında yaşamımızın her anında uygulamamız gereken kurallara Ramazan ayında biraz daha duyarlı davranırız. Ben de bu geleneğe uyarak günlük yaşamda kullandığımız bazı kavramların Kuran’daki karşılıklarını bulmaya çalıştım.

    Daha önceki bir yazımızda “iyi” nedir “kötü”nedir?  İyi ve kötüde ölçü ne olmalıdır, demiştim. Şimdi bu konuyla ilgili Allah (cc) Kuran’da ne diyor ona bakmaya çalışacağım. Her konu ile ilgili 2-3 Ayet’i Kerime nakledeceğim.

           Kuran’da, “iman”  Allah ile kul arasında gerçekleşen;  ”Salih amel”  olarak nitelenen “ahlak”  ise insanların birbirleri arasında gerçekleşen bir olay olarak verilir.

   Konuyu iki ana başlıkta inceleyeceğiz:

A- İNSANIN ALLAH’A KARŞI SORUMLULUKLARI.

    1. İyi ve övülen davranışlar ve tavırlar.

    2. Kötü ve yerilen davranışlar ve tavırlar.

B- İNSANIN KENDİSİNE VE ÇEVRESİNE KARŞI SORUMLULUKLARI.

    1. İyi ve övülen davranışlar ve tavırlar

    2. Kötü ve yerilen davranışlar ve tavırlar

      Sevgili dostlar inşallah bu konuyu 4 bölümde incelemeye çalışacağım. Kendimizden hiçbir şey katmadan Ayet’i Kerimeleri sizlere nakledeceğim. Sizleri sözlerin en güzeli ile baş başa bırakıyorum.

      Bu münasebetle tüm dostların Ramazan ayını kutlar bu ayın tüm insanlığın kurtuluşuna vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ederim.

A- İNSANIN ALLAH’A KARŞI SORUMLULUKLARI.

1.        İyi ve övülen davranışlar ve tavırlar.

a- Allah’a karşı saygılı olmak ve O’nun azabından sakınmak  (Takva)

    Takva; Mekke’de inen ayetlerde “Allah’tan korkmayı, çekinmeyi”  ifade ederken Medine’de inen ayetlerde “Allah’a duyulan saygı ve dindarlık” anlamında kullanılmıştır.

-Onlar, görmedikleri hâlde Rablerinden içten içe korkarlar. Onlar kıyamet gününden de korkarlar. (Enbiya-49)

-Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün. (Al-i İmran-102)

-Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.    (Hucurat-13)

b- Allah’ı sevmek ve anmak

-Rabbinin adını an ve bütün benliğinle O’na yönel. (Müzzemmil-8)

-İnsanlar arasında Allah’ı bırakıp da O’na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah’ı severcesine severler. Mü’minlerin Allah’a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah’ın olduğunu ve Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi! (Bakara-165)

-De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Al-i İmran-31)

c- Allah’a karşı minnettarlık (Şükr)

-Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz, Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır. (A’raf-56)

-Andolsun, biz Lokmân’a “Allah’a şükret” diye hikmet verdik. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övülmeye lâyıktır. (Lokman-12)

-Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin. (Bakara-152)

-Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir. (Enfal-29)

d- Allah’a içten bağlılık (İhlas)

-Rabbinin adını an ve bütün benliğinle O’na yönel. (Müzzemmil-8)

-De ki: “Rabbim adaleti emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi (O’na) doğrultun. Dini Allah’a has kılarak O’na ibadet edin. Sizi başlangıçta yarattığı gibi (yine O’na) döneceksiniz.”   (A’raf-29)

-0 hâlde, kâfirlerin hoşuna gitmese de, siz dini Allah’a has kılarak O’na ibadet edin. (Mü’min-14)

e - Tevbe ve istiğfar (Allah’tan özür ve bağışlanma dilemek)

-Ama tövbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimsenin kurtuluşa erenlerden olması umulur. (Kasa-67)

-Sonra, şüphesiz ki Rabbin; cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. (Nahl-119)

—Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar (lânetlenmekten) kurtulmuşlardır. Çünkü ben onların tövbelerini kabul ederim. Zira ben tövbeleri çok kabul edenim, çok merhamet edenim.  (Bakara-160)

f - Dua  (Allah’ı yardıma çağırmak)

    Dua, insanın büyüklenmeden uzaklaşıp, Allah’ın kudreti, adaleti ve merhameti karşısında boyun eğmesidir. Zira Allah kâinat nizamına, fert ve toplumun bağlı olduğu kanunlara ters düşmeyen duaları kabul edeceğini vaat etmektedir. Dua, insanın kendi ihmallerinin kapatılması kapısı değildir. Kendi sorumluluklarını yerine getirdikten sonra Allah’tan yardım dilemektir. Kuran’daki dua ayetlerinin geneli bağışlanma ve hidayete erme dileğidir, dünyevi değildir.

-(Allah’ım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. (Fatiha-5)

-Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil. (Fatiha-6, 7)

-Onlar, “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle” diyenlerdir. (Furkan-74)

-Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O hâlde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler. (Bakara-186)

-Onlardan sonra gelenler ise şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma!  Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin.”   (Haşr-10)

g -Tevekkül (Allah’a güvenmek , Allah’a dayanmak)

    Kur’an’da tevekkül; insanın herhangi bir konuda kendi üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi, sonra Allah’a yalvarmasıdır. Yoksa kendi yapması gerekirken yapmadığı işi Allah’a havale etme işi değildir.

-Sen, o ölümsüz ve daima diri olana (Allah’a) tevekkül et. O’nu her türlü övgüyle yücelterek tespih et. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter! (Furkan-58)

-Göklerin ve yerin garbını bilmek Allah’a mahsustur. Bütün işler O’na döndürülür. Öyle ise O’na kulluk et ve O’na tevekkül et. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir. (Hud-123)

-Allah’a tevekkül et, vekil olarak Allah yeter. (Ahzap-3)

  Allah’a emanet olunuz.

          

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Mobil Üst Reklam
ALT1 Reklam Alanı