22 Nisan 2026, Çarşamba
03:11
23.07.2025
Manşet Altı Reklam

Sevgili dostlar ,geçen haftaki yazımızda  “İnsanın Allah’a KarşıSorumlulukları”nın“İyi ve Övülen Davranışlar Ve Tavırlar” ile ilgili Ayet-i Kerimeler aktarmıştık. Bu hafta da aynı konuda ki “Kötü ve yerilen davranışlar ve tavırlar” ile ilgili Ayet-i kerimeler aktaracağız

2. Kötü Ve Yerilen Davranışlar Ve Tavırlar

A. Allah’a Karşı Büyüklenmek

    Büyüklenmek, insanın sahip olduğu her şeyin varlık kaynağının Allah olduğunu unutması, Allah’a ihtiyaç duymadığını zannetmesi, bir bakıma kendini tanrılaştırmasıdır.Şeytan ve Firavun’un tavrı böyledir.

    “Titanik” gemisinin mühendisi“Bu gemiyi  Allah bile batıramaz” demiş, “Callenger”  uzay aracı  “meydan okuyan”  anlamında, bu mantıkla yapılmış her ikisi de ilk seferinde yok olmuşlardır.

-Hayır, insan kendini yeterli gördüğü için mutlaka azgınlık eder. (Alak-6)

-İnsanoğlu, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor? (Beled-5)

-(Allah, şöyle diyecek:) “Hayır, öyle değil! Âyetlerim sana geldi de sen onları yalanladın, büyüklük tasladın ve inkârcılardan oldun.” (Zümer-59)

b. Allah’a Karşı Nankörlük, Allah’a Düşmanlık (Küfr)

 En büyük nankörlük Allah’ı inkardır.Bu dönemde Allah’a karşı nankörlüğün en yaygın olduğu şekli ise “zor zamanlarda Allah’ı hatırlama; rahat zamanlarda ise ne Allah’ı ne de emirlerini hatırlama” şeklindedir maalesef.

- İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her hâlinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.(Yunus-12)

- Onları, (denizde) bir dalga gölgelikler gibi kapladığında, dini Allah’a has kılarak O’na yalvarırlar. Allah, onları kurtarıp karaya çıkarınca, onlardan bir kısmı orta yolu tutar. Bizim âyetlerimizi ise ancak son derece kaypak, son derece nankör olanlar inkâr eder. (Lokman-32)

-İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, “Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir” der. Hayır, o bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler. (Zümer-49)

-Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka “Bu benim hakkımdır, Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Andolsun, Rabbime döndürülürsem, şüphesiz O’nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır” der. Andolsun, biz inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve andolsun, onlara mutlaka ağır azaptan tattıracağız. (Fussılet-50)

c.Allah’tan Ümit Kesmek

-De ki: “Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?” (Hicr-56)

- De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Zümer-53)

-İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse, bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler. (Rum-36)

-Allah’ın âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr edenler var ya; işte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır.

(Ankebut-23)

d.Allah’ı Ve İsmini İstismar Etmek

Günümüzde  maalesefmüslümanlarınbaşındaki en büyük belalardan birisi budur.Allah’ı ,O’nun dinini istismar etmek.Rasulullahı istismar etmek

- İyilik etmemek, takvaya sarılmamak, insanlar arasını ıslah etmemek yolundaki yeminlerinize Allah’ı siper yapmayın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.(Bakara-224)

-Yeminlerini kalkan yaptılar da insanları Allah’ın yolundan çevirdiler. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür! (Münafikun-2)

-Onlar yeminlerini kalkan yapıp (insanları) Allah’ın dininden alıkoydular. Bunun için onlara alçaltıcı bir azap vardır. (Mücadele-16)

e. Dinde Aşırı Gitmek.

    Burada dikkat edilmesi gereken konu; aşırılık dinin dışına çıkmak değildir. Dinin sınırları içinde kalarak, kişinin Allah ve Rasulunün emir ve tavsiyeleri dışına çıkmasıdır. Lüzumsuz yere zorluk çıkarmaktır. Hz Peygamber zamanında bazı Müslümanlar buna yeltenmişler, ancak inen ayetlerle veya bizzat Rasulullah tarafından uyarılmışlardır.Bu konuda da Rasullullahın çok yaygın olan şu hadis-i şeriflerini esas almak gerekmektedir. ”Kolaylaştırın, zorlaştırmayın, müjdeleyin, korkutmayın.” 

-Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı iyi ve temiz nimetleri (kendinize) haram etmeyin ve (Allah’ın koyduğu) sınırları aşmayın. Çünkü Allah, haddi aşanları sevmez. (Maide-87)

-De ki: “Ey Kitap ehli! Hakkın dışına çıkarak dininizde aşırı gitmeyin. Daha önce sapmış, birçoklarını da saptırmış ve dümdüz yoldan da şaşmış bir milletin arzu ve keyiflerine uymayın.”  (Maide-77)

-Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde, sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. (Hâlbuki) Allah onları bağışlamıştır. Allah, çok bağışlayandır, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)  (Maide-101)

-Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kâfir oldu.(Maide-102)

-Allah, yemek zorunda kaldıklarınız dışında size neleri haram kıldığını tek tek açıklamışken, üzerine adının anıldığı hayvanları yememenizin sebebi nedir.Gerçekten birçokları nefislerinin arzularına uyarak bilmeden (halkı) saptırıyorlar. Şüphesiz senin Rabbin, haddi aşanları çok iyi bilir. (Enam-119)

-De ki: “Allah’ın, kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar, dünya hayatında mü’minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte bilen bir topluluk için âyetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz.” (Araf-32)

Allah’ emanet olunuz.

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Mobil Üst Reklam
ALT1 Reklam Alanı