Eğitim ve Dershanecilik olayı benim uzmanlık alanım değil tabiiki.
Bu konuda kendimi söz söyleyecek yetide görmem söz konusu değil.
Bunları söylerken bir dönem; Ankarada Köprü dershanesinin yönetiminde, İstanbulda VEM dershanelerinin kurucu temsilciliğinde ve yine İstanbulda; Birikim Eğitim Kurumları ve Dershaneleri’nin Yönetim Kurulu Üyeliğinde bulunduğumu, Şu an itibariyle İlim Yayma Cemiyeti; Kadıköy ve Başakşehir Şubeleri Yönetim Kurulunda olduğumu, insan yetiştirmeyle ilgili çalışmalarımızın sürdüğünü de belirteyim.
Bu çerçevede, beş çocuk babası, öğrenci velisi olan; Hayatını gençliğe adayan; Ali Mete adındaki bir dostumun serzenişine kulak verelim.
“Fransa Cezayir'i işgal etmişti...
Cezayir'de akıl almaz işkenceler yapmışlar ve asimilasyon politikaları uygulamışlardı...
Cezayirli çocukları Fransa'da eğitime alıp onları kimliklerinden uzaklaştırmanın gayreti içinde olmuşlardı...
Bu çocuklar büyümüştü...Fransız kültürüne göre yetiştirilmişlerdi...
Cezayir'de bir etkinlik yaptılar... Stadyumu dolduranlar ise Fransız işgalini alkışlayan cuntacı ve halkına yabancı Cezayir'in kanını emen, azınlık uşaklarla doluydu...
Fransız kültürü ile yetiştirilmiş kızlar yarı çıplak bir şekilde stadyumda dans edeceklerdi...
Beklenen buydu...
Ama......
Kızlar çarşaflarını giyerek stadyumdan içeri girmişlerdi...
Fransız askerinin postal yalayıcıları ve efendileri bu durum karşısında hüsrana uğramışlardı...
Fransız General'in söylediği önemliydi:
-"Bir bunların elinden kitaplarını almadıkça bu işi başaramayacağız" demişti...
Bütün okullara Kur'an-ı Kerim, Siyer-i Nebi derslerini koymanın anlamı budur işte...
Milletimizin ayakta kalması Milli Eğitim politikamızın kaliteli ve ilkeli olması ile mümkündür...
Sadece parası olanları yüksek mertebelere eriştirmek değildir maharet...
ABD'nin ve Batının ilkeleri için milletine silah doğrultan bir genci olmasın...
En alt kademede eğitim alanın da bu ülkenin huzuru ve güveni için çalışmasını temin etmektir esas gaye...
Başarmak zorundayız Eğitim işini...
Milli Eğitimin zaaflarından beslenen ve milleti sövüşleyken sistemin değişmesi zamanıdır...
Milli Eğitimin başarısı ile anlamını yitireceklerin bağrışmalarına kulak vermek ve geri adım atmak bu ülkenin selametine değildir...
Dengeleri korumak adına ülkenin dengesini bozanlara prim verme zamanı değildir...
Dershanelerin dönüştürülmesini Dindarlara savaş ilanı diye sunanlar şunları neden görmezler;
Her yaştaki çocuklar artık Camilere gidebilmekte ve Kur'an eğitimi alabilmektedir...
Yaz Kur'an Kurslarında İmam Hatiplere ek ders ücreti verilerek bu proje teşvik edilmektedir...
4+4+4 ie Hafızlık müessesesi yeniden canlanmaktadır...
Bütün memleket evlatları Milli Eğitim Okullarında Siyer ve Kur'an eğitimi alabilmektedirler...
İmam Hatip Liselerinin sayısı ve kalitesi artırılmıştır...
Sınavlarda Din Kültürü sorularının sayısı artırılarak çocukların dini konulara önem vermesi sağlanmıştır...
Niceleri sayılabilir...
Düne kadar ; Devlet okullarında ahlaksızlık almış yürümüş, çocuklarınızın bu okullarda kaybolmaması ve dini eğitim de alabilmesi için, biz yetiştirelim diyenlerin gerekçeleri ortadan kalkmaya başlamıştır...
Devlet okullarındaki keşmekeşlikten nasiplenenlerin Milli Eğitimdeki yeniden yapılanmaya karşı çıkmaları anlaşılabilir bir durumdur...
Ben bir Babayım... 5 çocuk Babası...
Devletime eşşek yükü kadar vergi veriyorum...
Verdiğim vergiler ile sermayeyi horoza bağlardım...
Şimdi haykırıyorum...
Benim çocuğuma kaliteli hizmet vereceksin...
Okullarındaki öğretmenlerinden eksik olanları hizmet içi kurslarına alacaksın...
Bu kurslara başarısız olan öğretmenleri ders yılı içinde alıp karizmasını çizeceksin...
En başarılı öğretmenini ise ödüllendireceksin...
Başarısızlıkta ısrar eden ve yetersiz olanları ayıklayacaksın...
Her devlet görevlisi ümit ve korku içinde olduğu zaman bu sorumluluğu yerine getirecektir...
Yasal düzenlemelerle bu işi halledeceksin...
Çocuklarımın kaliteli eğitimi için bunları istiyorum...
En önemlisi de çocuklarıma bu topraklara ait olduklarını ve bu milletin manevi havasını okullarında aşılayacaksın...
Bu ülke kaliteli eğitimi hak ediyor...
Bu ülke çocuklarının hayalleri adına sömürülmeyi hak etmiyor...
Artık sömürülmek istemiyorum...”
Baştada söylediğim gibi ben konunun uzmanı değilim. Konunun uzmanları, hükümetimiz, Milli Eğitim Bakanlığımız konuyu değerlendirip; 1980 lerde günün şartlarında ara bir çözüm olarak ortaya çıkan dershaneciliğin sonsuza kadar sürmeyeceğine karar vermişler.
Benim burada varmak istediğim sonuç; hoş görüsüyle, nezaketiyle, şefkatli yaklaşımıyla tanınan cemaatin ileri gelenlerinin, yazarlarının ağabeylerinin kullandığı yazılı, sözlü lisan ve uslup.
12 Eylül darbesi yapanlara, 28 şubatın postmodern darbeci ve balans ayarcılarına, Vatikana ve papaya, İsraile gösterilen hoş görü ve iyi niyetin; Cemaate yardım etti diye, AK-PARTİ’nin kapatma davasına malzeme olan cemaatin bu hoş görüyü esirgemesi. Diktatörlükten, Firavunluktan dem vurması. Kendisini ve ülke inananlarını bir kaşık suda boğmaya yeltenen zihniyetin temsilcileriyle, yazılı ve görsel basınıyla ve siyasileriyle aynı safta yer almasıdır.
Bütün bunları görüp yaşayınca; başka hesaplarmı var diye düşünmeden edemiyorum.
Yerel Seçimler, Kamer Genç vakası, Sanat dünyasından; Emirin Dünyasının Çağatay Ulusoy’unun söylediği “Bizim piyasada çoğu kişi esrar kullanıyor” sözünü ele almayı düşündüğüm konularımızı erteleme durumunda kaldım. Yerel seçimlere tekrar döneriz nasip olursa.
Kamer Genç’te bu milletin TBMM’de Tunceli’nin ve CHP’nin temsilcisi olmaya devam ettiği sürece nasıl olsa vukuatları devam eder, başka bir vukuatta döneriz bakarsınız.
Sanat dünyası, sanatçılar, sanatçı geçinenler… Muhtemelen o dünyaya da başka bir olayla döneriz.
Yeni gündem ve konularla tekrar kavuşmak dileğiyle,
Herkesi saygıyla selamlıyor, Sağlık ve Mutluluklar diliyorum.