Suriye’de Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı.
Suriye Anayasa Mahkemesi 6,5 milyon insanın evinde olduğu ülkede seçimlerdeki katılım oranını %73,4 olarak açıkladı. Seçimleri %88,7 ile beklendiği gibi Beşşar Esed kazandı.
Suriye’de yapılan devlet başkanlığı seçimini izleyen uluslararası gözlemci heyeti, seçimin meşru olduğunu belirtti. Suriye resmi ajansı SANA’nın haberine göre, başkent Şam’da bir basın toplantısı düzenleyen heyet üyeleri, halkın, yoğun bir şekilde seçime katıldığını bildirdi. Ziyaret edilen seçim merkezlerinde "kayda değer bir durumun" olmadığını aktaran heyet üyeleri, "Ülkedeki seçimlerin şeffaf, dürüst ve demokratik bir şekilde yapıldığını, halkın özgürce iradesini yansıtıp, meşru hakkını kullandığını" dile getirdi. Heyet üyeleri, gözlemcilerin, diledikleri seçim merkezine gidebildiklerini ve rejimin kontrolündeki birçok kentteki merkezin ziyaret edildiğini kaydetti.
Mısır Cumhurbaşkanlığı seçimini, eski savunma bakanı ve darbeci Abdulfettah es-Sisi kazandı.
Mısır Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Enver el-Asi, başkent Kahire'de düzenlediği basın toplantısında, Sisi'nin 23 milyon 780 bin 104 oy sayısı ve %96,91 oy oranı ile seçimi kazandığını açıkladı.
Görüldüğü üzere, Suriye ve Mısır da her şey gayet güzel, demokrasi tıkır tıkır işliyor, Suriye ve Mısır halkı ezilmiş, yok olmuş kimin umurunda. Dünyanın tasvip ettiği, onayladığı ve de icraatlarından çok memnun kaldığı, demokratik olarak da seçilmiş devlet başkanları işin başına geldi.
Bizim ülkemizde de, bazıları aynı şeffaflıkta, demokratik olarak seçilen, aynı katılım oranlarında ve aynı oy oranlarında seçilecek bir demokratik sistem hayal ediyorlar. Tabii birde batı tarafından tasvip edilmiş demokrat Cumhurbaşkanı ve Başbakanlar istiyorlar.
Bu bazılarına göre bizim ülkemizde demokrasi falan yok. %90 seçime katılım var, %50 oy alarak iktidara gelen bir parti var, batılılar beğenmiyor, dolayısıyla bunlarda beğenmiyor. Yani arkadaşların gönlündeki kendi insanını katleden, astığı astık kestiği kestik demokrasi yok. Birde bizim demokrasimizde halk istediğini değiştirebiliyor. Bizim ceberrut zihniyete göre ise halkın ona hakkı yok, bizim halkımız, eğitimsiz, çoban ve göbeğini kaşıyor. Bunun içinde doğal olarak gönüllerindeki demokrasi olmamış oluyor.
Önümüzde Cumhurbaşkanlığı seçimi var. İktidar partisinin kendi istediği adayı çıkarması kadar doğal bir şey yokken, muhalefet ve marjinal partiler; efendim R.Tayyip Erdoğan aday olamaz diyor. Sen kendi işine bak, ben benim partimin Cumhurbaşkanı adayını belirlerim, sen de seninkini belirle, hatta hepiniz bir araya gelin topunuzun adına bir aday belirleyin demezler mi?
Yok; R. Tayyip Erdoğan aday olamaz, niye olamaz, toplumu geriyormuş, toplumu bölüyormuş. Bak şu söyleyene ve icraatlarına. İyi ya işte sende aday olamaz dediğine göre kendi partin/partilerin adına bir aday çıkar, böylece senin adayın kazansın.
Mesele o değil, mesele başka...
Adama sormazlar mı arkadaş “70 yıl senin zihniyetin bu ülkede ne yaptı da milletin karşısına geçip pişkin pişkin bu lafı ediyorsun?” diye. "Sen ne zaman bu halkın gönlünde R.Tayyip Erdoğan kadar taht kurmuş bir lider çıkardın, ne zaman bu halkın gönlüne, kalbine, evine sofrasına girdin, ne yaptın hadi bir söyle?
Senin zihniyetin bu halkın neyini temsil ediyor?
Yıllarca bu milletin asker çocuğunu ziyaretini engelledin, yıllarca inancının gerektirdiği kıyafetle okumasını engelledin, namazına, orucuna, duasına, okuduğu kitabına, hatta ezanına karıştın. Sonra çıkmışsın Erdoğan milleti geriyor, despot, özgürlük düşmanı, tahammülsüz diyerek, ne kadar kendine ait olumsuz sıfat varsa hepsini Sayın Tayyip Erdoğan’a yamamaya çalışıyorsun. Ama gördüğün gibi bu millet yemiyor, saydıklarının senin zihniyetinin özellikleri olduğunu çok iyi biliyor. Her seçimde de şamar gibi suratına vuruyor ama anlayan kim?
Medya da başka bir alem; Ülkede demokrasi yok, insan hakları yok, medya özgürlüğü yok, diktatör başbakan var, sansür var vs. vs. Sen bütün bunları yazıp, hakaretler ve küfürler edeceksin, bunu da sürekli hale getireceksin, hatta sürekli ülkeni ve başbakanını yurtdışındakilere hedef göstereceksin ve elini kolu da sallayarak gezeceksin, sonrada diktatörden bahsedeceksin.
Sen aslında ne demek istiyorsun biliyor musun; Bu ülkeyi ben ve zihniyetim yönetmiyorsa, diğerleri diktatördür. Senin zihniyetinde bu ülkede %3-%7 arasında birilerinin yaşamasına müsaade eder, çünkü sen paylaşımcı, hoş görülü, insancıl değilsin.
Senin zihniyetine göre; Atom bombası bilimdir, fosfor bombası bilimdir, insanı ve doğayı yok ettiğin şeyleri bilim diye yutturursun. Benim zihniyetime göre insana ve doğaya zararı olan her şey bilim dışıdır. Senin zihniyetin ezdiği insanlara ve ülkelere güya demokrasi götürür (!), gözyaşı, kan ve zulüm götürür. Benim zihniyetim, medeniyet, insanlık, sevgi ve mutluluk götürür.
Okullar bu ay içinde kapanıyor. Lütfen çocuklarımızı yazın camilerdeki kuran kurslarına gönderelim, komşularımızı teşvik edelim. Bu yaşta ne alırlarsa o kalıyor. İlerleyen yıllarda İslami bir eğitim imkânı bulamayanlar, alamayanlar için çocukken aldıkları, Kuran ve ilmihal eğitimleri yaşamları boyunca, bu konudaki tek kazanımları olacaktır. Hiç olmazsa azıcık da olsa Kuran dilini, en azından kısa sureleri, asgari ilmihal bilgisini kazansın.
Bu konuda eğitim veren cami hocalarına, cami cemaatine çok iş düşüyor. Lütfen camilere gelen çocuklara iyi örnek olun, Kuran dilini ve dinimizi, camilerimizi sevdirin, sevgiyi ve hoşgörüyü öğretin. Zorla yapılan ve yaptırılan hiçbir şeyden fayda gelmez. Hatta nefret ettirir, soğutur.
Yeni yazılarda buluşmak ümidi ve dileğiyle...
A.Yasir Şahin


