Türkiye ‘de insanlar-okuyanı, okumayanı herkes-paralel yapı, montaj, dublaj veya doğru kasetlerle uğraşıyor. Bu işe kendimizi öyle kaptırdık ki iktidarı, muhalefeti, cemaati, tarikatı herkes bu olaylarla yatıp bu olaylarla kalkıyor. Memleket yerel seçime gidiyor, belediye başkan adayları projelerden çok paralel yapıdan, kasetlerden bahsediyor; suçluyor veya savunuyor.
Şeytan diyor ki ; ABD, İsrail ve yandaş kuruluşlar, Irak’ta, Suriye’de Kürt devletini kurdular. Sıra Türkiye’ye geldi. Bu işi daha rahat kotarabilmek, Doğu bölgemizde bir Kürt devletinin temellerini daha rahat atabilmek için acaba bu “Paralel Yapı” kavgasını mı çıkardılar? Paralel yapının operasyonlarının yapılış şekline bakılırsa amaç üzüm yemekten ziyade bekçi dövmeye, daha çok gürültü çıkarmaya yönelik gibi görünüyor. Biz burada paralel yapı ile cambaza bak oynarken iş işten mi geçiyor. Kurtlar öküz sürüsüne doğrudan saldıramazmış; ancak içlerinden biri bir dağa çıkar orada ulur, tüm öküzler oraya dönünce diğerleri arkadan saldırır bir kaçını götürürlermiş. Acaba “Paralel Yapının” dağa çıkarılıp uluması mı sağlandı. Bu işte bilerek veya bilmeyerek “İktidar” da var mı?
Güneydoğuda kendi kolluk kuvvetlerini kuran, yol kontrolleri yapan, mahkemeler kuran, kendileri adına vergi toplayan “dik yapının” temsilcilerinden neden hiç söz edilmiyor?
BDP tarafından Abdullah Öcalan'ın Kenya'da yakalanarak Türkiye'ye getirilmesinin 15'inci yıldönümünün protesto edilmesi amacıyla Diyarbakır'da düzenlenen yürüyüş ve mitingde BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, "Başkan Apo, Amed'e, Kürdistan'a gelecek halkıyla buluşacak. Ancak, siz oyalamaya, halkımızın özgürlük talebini ertelemeye kalkışırsanız, sizi beklemeyeceğiz halk olarak öz yönetimlerimizi kuracağız. Kendi özerk sistemimizi inşa edeceğiz" diyerek niyetlerini açık bir şekilde ilan ediyor. Seçimlerde özerk bir yapılanma için oy istiyor.
Gülten KIŞANAK 8 Mart dünya kadınlar günü konuşmasında “ Başkan Apo'yu burada, Amed'te istiyoruz. Amed'te toplayacağımız Öcalan'a özgürlük imzalarının yarısı kadınların olmalıdır…….Bu seçimlerde ortaya çıkacak irade, Kürt halkının özgürlüğünü ilan edecek, öz yönetimlerimizi ilan edecek.” Diyebilmektedir.
Bir milletvekili emniyet amirine kameralar önünde şerefsiz diye hakaretler yağdırıyor.
Bütün bunlara nedense yetkililerden çıt çıkmıyor.
Sayın Başbakan “Paralelciler” için “yıllarca onlara güvendik, bizi aldattılar” diyor.( Bu güven ve cemaate yönelik iltimas geçme, onlara bazı kurumları peşkeş çekme, islami literatürle kul hakkı yenilirken sessiz kalma konusunda Sayın Başbakana söylenecek çok söz var ama bu yazının konusu olmadığı için başka zaman bırakıyorum.) Acaba yarın ““çözüm sürecinde” muhataplarımıza güvendik ama bize yalan söylediler. Meğer asıl amaçları devleti bölmekmiş” demek zorunda kalmasın. Zira biz “Paralelle” uğraşırken doğuda çok şeyler oluyor.
Ne yapayım şeytan böyle diyor, inşallah şeytanın ıvgalamasıdır. Bütün samimiyetimle yanılmış olmayı dilerim.
Allah ‘a emanet olunuz…