İktidarın başı bundan çok değil birkaç yıl önce “Esat” ile aile fotoğrafları çektiriyor, birlikte tatil yapıyordu. Ortak Bakanlar Kurulu toplantısı yapıyordu. Neredeyse sınırları kaldıracaktı. Ne oldu? ABD ile beraber oldu oradaki halkı kandırdı, kendi devletlerine isyan ettirdi. Savaş başlattı. Şimdi de eline yüzüne bulaştırdı. Bilmem kaç yüz bin Suriyeli, Türkiye ‘ye geldi. Kardeşim bana ne elin Arap’ından. Benim fakirim bana yeter. Benim işçim asgari ücretle geçinmeye uğraşırken sen git elin Suriyelisini besle. Kamplar kur, okullar yap, kredi kartı ver. Olmadı şehirlere getir yerleştir. Bizim halkımızın huzurunu da kaçırdınız. İlla bir yerlere gideceklerse gitsinler Arap ülkelerine. Zaten bu Araplar bizi hep arkadan vurdular.
Suriye yetmedi şimdi de Mısır çıktı ortaya. Zaten bu “İhvan”, tüm Arap ülkelerinde sıkıntı kaynağı. İşte bak Mısır’da çıktılar milletin başına dert oldular. Onlar olmasaydı, o seçimlerde halkı kandırıp başarılı olmasalardı Mısırlıların başına bu işler gelmezdi. Askerler haklı, halk içinde ikilik çıkaran bu adamları asacaksın kardeşim. Asacaksın ki başkalarına da ibret olsun, ülkeleri karıştırmasınlar. Diyorlar ki Suriyeliler Mısırlılar Müslüman. İyi de kardeşim Müslüman adamın silahla ne işi olur. Hem Müslümansa Müslüman benim için asıl olan Türkiye. Yarın bu Mısırlılar da gelmeye başlar. Ne güzel be, Türkiye yol geçen hanına döndü.
Bu sözler genelde sosyal medyadan hatta bazı siyasilerden derlenmiş sözlerdir.
Şimdi sizlerle tarihe dönüp bir bakalım.
Çanakkale’ye gitmişseniz orada Arap ülkelerinden gelen şehitlerin temsili mezar taşlarını görürsünüz. O zaman bu insanların Çanakkale’de ne işleri vardı?
Siz hiç İslam tarihinde “Ensar”, “Muhacir” kelimelerini duydunuz mu?
Mekke’de Müslüman olup sadece Müslüman olduğu için olmadık işkencelere maruz kalan Müslümanlar Medine’ye göç ettiler. Göç ederken sadece “can” larını alıp geldiler. Bazılarının eş ve çocukları bile Mekke’de kaldı. İşte bu Müslümanlara “Muhacir” denir.
Bu sırada Medine’de yaşayan ve zulümden kurtulup gelen “Muhacir” lere yardım eden Müslümanlara da “Ensar” denir. Neden hatırlattık bunu?
Allah Resûlü , Ensar’dan durumu müsait olanlar ile Mekke’den gelen sahabilerden huyları birbirine uyanları kardeş yaptı. Resûlullah’ın kurduğu bu kardeşlik müessesi her türlü yardımlaşma esasına dayanıyordu. Bu kardeşlik bağı neticesinde Medineli aileler Mekkeli Müslümanlardan birini yanına alarak mallarını onlarla paylaşacak ve beraber çalışıp kazançlarını paylaşacaklardı. Durum öyle bir noktaya vardı ki, Medineli Ensar, kardeşlik ve paylaşmada zirveyi yakalayıp hurmalıklarını, evlerini ve işlerini paylaşmaktan geri kalmıyor; bu konuda birbirleriyle yarışıyorlardı.
Sevgili Peygamber’imizin (a.s.) Muhacir ve Ensar arasında tesis ettiği bu kardeşlik, Medine’nin tümüne yayıldı. Bu uygulama; cimrilik, fedakârlıktan kaçınma gibi olumsuz davranışların toplumdan uzaklaşmasına yardımcı oluyordu. İslam tarihindeki bu kardeşlik ve yardımlaşma olayı Kur’anda şöyle yer alır: “İslam’ı ilk önce kabul eden Muhâcirler ve Ensar ile iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.” (Tevbe, 9/100)
Bu ayette geçen “güzellikle onlara uyanlar” ifadesiyle Muhacir ve Ensar kavramlarının aslında bütün zamanları ve insanları ilgilendirdiği anlatılmaktadır. Zulüm ve kötülüğün yaygın olduğu ortamdan kendini arındırıp imanlarını muhafaza edenleri muhacir; maddi ve manevi olarak sıkıntıda bulunan insanlara el uzatıp dertlerini paylaşma kadirşinaslığını gösterenleri de Ensar olarak isimlendirebiliriz. Yüce Allah başka bir ayette bu konuyu şöyle vurgulamıştır:
“İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek müminlerdir. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır.” (Enfâl, 8/74)
Ne demiştik , ne demiştik “Bana ne Mısır’dan, bana ne Suriye’den mi demiştik?
Belki de bu yazı yayıma girdiği zaman Mısır’da sayıları 1200’e varacak olan idam cezaları verilmiş olacak. Firavunların bugünkü versiyonları dedelerini aratmıyorlar. İşte tam bu sırada aklımıza Ensar ve Muhacir gelmeli değil mi? Dedelerimizin Müslüman hayatına verdiği önem gelmeli değil mi?
Cihan Padişahı Muhteşem Süleyman, Akdeniz sahilleri için tehdit oluşturan Rodos’u şövalyelerden almaya karar verir. Ada kuşatılır ancak kuşatma zor ve çetin şartlar altında yürütülmektedir. Görünen o ki, fetih yolunda Osmanlı askeri çok zayiat verecektir. Üç-beş saat içinde meydan muharebeleri kazanmaya alışkın genç Hakan, bu zayiatı önleyecek tedbirler alır. Rodos ancak 4.5 ayda fethedilir: “Bir leşkerime (askerime) böyle bin kal’ayı değişmem” demektedir.
İşte size Müslüman duruşu ve işte size İslamî hassasiyet.
İkinci Ömer olarak nitelenen Ömer bin Abdulâziz’e, ikinci defa zafer kazanmış komutanı, yeni ve parlak bir zafer kazandıklarının haberini verirken, şu kadar at, bu kadar deve, şu kadar ganimet malı elde ettiklerini söyler. Ömer bin Abdülâziz sorar:
- “Hiç Müslüman öldü mü?”
- Sadece bir adamcağız öldü , diye cevap alır.. Bunun üzerine Ömer bin Abdulâziz komutanı şu sözlerle görevden alır ve kovar:
-Bir adamcağız ha! Bu ikidir oluyor. Bana koyun, inek ve ganimetle geliyor, fakat bir müminin öldüğünü söylemiyorsunuz. Yaşadığım sürece komutan ve vali olamayacaksınız!
İşte size Müslüman duruşu ve İslamî hassasiyet!
Yüce Allah, “Kim bir mü’mini kasten öldürürse cezası, içinde ebedî olarak kalacağı cehennemdir” (Nisa, 4/93) buyuruyor.
Şimdi de Müslümanların kardeşliği ile ilgili Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şeriflere bakalım.
"Şüphesiz ki müminler kardeştir. O halde iki kardeşinizin arasını bulun. ALLAH’tan korkun ki merhamet bulasınız
" (Hûcurat 10)
"Hani siz birbirinizin düşmanları idiniz de O (cc) kalplerinizi ısındırıp birleştirmişti. İşte Onun bu nimeti sayesinde din kardeşleri olmuştunuz." (Al-i İmran 103)
"Onlar birbirlerine karşı şefkatli, merhametli ve alçak gönüllüdürler." (Maide 54)
"Mümin Kardeşinin aynasıdır. Mümin müminin kardeşidir. Onun malını korur ve onu kollar."(Buhari)
"Nefsim kudret elinde olan ALLAH’a yemin ederim ki, İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız. Size yaptığınızda birbirinizi seveceğiniz bir şey göstereyim mi? Aranızda selamı yayınız." (Müslüm)
"Müminler birbirini tutan tuğlalardan yapılmış duvar gibidir." Müslim.
"Müminlerin birbirlerini sevmelerinde, birbirlerine acımalarında ve birbirlerine şefkatlerindeki misalleri bir uzvu ağrıdığında diğer uzuvları da o ağrıdan müteessir olan bir vûcuttur." Müslim.
"Müminler gözü ağrıyınca her yeri başı ağrıyınca da her tarafı ağrıyan bir insan gibidirler." (Müslim)
"EY ALLAH’IN KULLARI KARDEŞ OLUN. MÜSLÜMAN MÜSLÜMAN’IN KARDEŞİDİR. ONA ZÜLÜM ETMEZ. ONDAN YARDIM ELİNİ ÇEKMEZ VE ONU KÜÇÜK GÖRMEZ. TAKVA İŞTE BURADADIR. KİŞİYE ŞER OLARAK MÜSLÜMAN KARDEŞİNİ HAKİR VE KÜÇÜK GÖRMESİ YETER." (MÜSLÜM)
Şimdi bütün bunları okuduktan sonra “Bana ne Mısır’dan, Suriye’den, beni Türkiye ilgilendirir” diyenler parmak kaldırsın.
Allah’a emanet olun.