8 Mayıs Perşembe günü Belediye Düğün salonun da 40 yıl öncesinden bir gün yaşadık. Ahmet Cengiz Mühendislik Fakültesi, Makine Mühendisleri Grubu’nun organizesi ; Üniversite, Kaymakamlık ve Seydişehir Belediyesinin desteği ile hazırlanan konferansta, Selçuk Ünv. Öğretim Üyesi Sayın Doç. Dr. Caner ARABACI bir konuşma yaptı.
Konferansın konusu çok enteresandı. “Türk Milletinin Okumuşlarıyla İmtihanı” . Gerçekten de “okumuşların sınavı” olan bir konferanstı. Sanki söylenecekleri bilmiş gibi ”Okumuşların” katılımının az olduğu bir konferanstı. Ama yine “okumuşlar” kaybetti. Gerçek bir “aydın”ı dinleyemediler. Türk Milletinin Varlık ve Beka davasında “aydın“ ın ne anlama geldiğini, görevinin ne olduğunu göremedikleri için “günümüz okumuş ”ları kaybetti.
Söylenemeyenlerin söylendiği, bilinmeyenlerin ( en azından benim bilmediğim ) gün ışığına çıktığı bir konferanstı. Son iki üz yıllık Türk tarihinin ele alındığı konuşmada Sayın Caner Hoca, bizim okullarımızda bizzat devlet eliyle alay-ı vala ile anlattığımız, öve öve bitiremediğimiz, Milli kahramanlarımızın (!) gerçek kimliklerinin ne olduğunu anlattı.
“ Tarihlerini önlerini aydınlatan bir projektör gibi kullanmayan milletler ilerleyemezler , başka milletlerin kültür ve medeniyetlerinin tesiri altına girerler.” Diyen Konuşmacı “ Türk halkı kan borcunu fazlasıyla ödemiştir. Vergisini vermiş, çağrıldığı her savaşa - Galiçya’dan Yemen’e, Mısır’dan Balkanlar’a, Çanakkale’den Kafkas’lara - katılmış kan borcunu, vatandaşlık borcunu fazlasıyla ödemiştir. Ancak halka yön vermesi gereken “aydın” kesim ise maalesef görevini yapmamış ve Osmanlının yıkılmasına yol açmış ve daha sonra kurulan Türkiye Cumhuriyetini de aynı mantık ile yönetmeye devam etmişlerdir. Devletimizin parası ile Avrupa’ya okumaya gönderdiğimiz öğrencilerimiz bir müddet sonra bu milletin inancını değerlerini küçük gören ve İngiltere, Fransa veya ABD mandasını savunur halde ülkelerine dönmüşlerdir. Milleti yönetme iddiasıyla ortaya çıkan dernekler İngiliz Sefaretinde İtalyan Karbonari Cemiyeti ( Mason Locası ) kontrolünde kurulmuştur. Bu millete maalesef “dönmeler” milli kahraman gibi anlatılmış dans etmek , dekolte giyinmek ilerleme gibi anlatılmıştır. Kavuğu çıkarıp fesi ; fesi çıkarıp şapkayı giyince ilerleneceği sanılmıştır. Tanzimat-ı Hayriyye diye adlandırılan fermanın aslında Türk Milletinin ölüm fermanı olduğunu fark edememişlerdir o günün okumuşları. İtalyan Karbonari Cemiyetinin kontrolünde kurulan Jön Türkler daha sonra İttihat ve Terakki’yi oluşturup Sultan Abdülaziz’i katledip –ki bize intihar etti diye okutulur, bir insan aynı anda iki bileğini nasıl keser, altı tane kaburga kemiğini nasıl kırar, dört tane dişini nasıl kırar da intihar eder-( yani Türk devletinin Devlet Başkanını şerefsizce katlederler ki o dönemde Padişah Abdülaziz “hasta adamı” diriltmek için Avrupa’nın en büyük Deniz kuvvetlerini kurmak için harekete geçmiş, çalışmalara başlamıştır asıl amaç bunu engellemektir , o dönemin “okumuşları” o günün emperyalist güçlerine hizmet etmek için sözde vatan- millet diyerek bu haince girişimi yapmışlardır.) daha sonra da Sultan Abdülhamit’i tahttan indirerek Selanik’te bir yahudinin evine hapsetmişlerdir. Devletin yönetimini ele geçirince de on yılda koca imparatorluğu ortadan kaldırmışlardır. Yıllar sonra yaptıkları hatayı fark edebilen ancak iş işten çoktan geçtikten sonra “Ah biz ne eşşeklikler ettik “ diye feveran eden o günün okumuşları , o günlerde Osmanlı Devleti dış düşmanlarla uğraşırken payitahtta kargaşa çıkarmış ve devletin başına türlü gaileler açmışlardır. O gün o işi yapan “ aydınlar” ile bugün ülkemizin etrafı ateş çemberi iken, Irak, Suriye, Kafkasya yanarken, Rus ayısı Kırım’a pençe atarken Türkiye’de iç sorunlar çıkarıp ülkeyi açmaza götüren “ aydınlar” arasında ne fark vardır?
“ Eğer bu ülkeyi yücelteceksek okumuşların, milletin değerlerine sahip çıkması ve Türk kültür ve medeniyetini oluşturması, bu medeniyetin kaynağı olan İslam’a sarılması gerek. Diyerek konuşmasını tamamladı Sayın ARABACI. Allah razı olsun Sayın Hocam. Allah yüreğinize, dilinize, kaleminize güç versin. Allah bu günün “okumuşlarına “ da akıl, izan versin.
Allah’a emanet olunuz.