“Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun” (Ayet)
“ Bir millet istişare ettiği sürece zillete düşmez.” (Hadis)
“ Danışan dağlar aşar, danışmayan düz yolda şaşar.” (Atasözü)
İstişare (danışmak) Allah’ın, Kuranı Kerimde bize emrettiği, peygamberimizin de ısrarla tavsiye ettiği bir eylemdir.
Geçmişten günümüze tüm devletler, kurumlar, şirketler hepsi kurallarla yaşar. Peygamberler dahil devlet yöneticileri mutlaka bir danışma kurulu kurmuştur. Şu anda da bir yönetim kurulu olmayan şirket veya kurum var mıdır?
Allah’u Teala bu konuya o kadar önem vermiştir ki : “Eğer baba ve ana, birbirleri ile görüşüp razı olarak çocuğu memeden kesmek isterse, kendilerine günah yoktur. (Bakara 230) diyerek çocuğun memeden kesilmesinin bile ana ve babanın istişaresi ile olması gerektiğini dile getirmiştir.
Tarihte Hz. Süleyman, Saba Melikesi Belkıs’a sert bir mektup gönderir. Belkıs mektubu alınca her biri on bin kişiyi temsil eden kurulunu toplar ki (312 kişi olduğu söylenir) bu günün parlamentosu niteliğindedir. Kur’an’ın ifadesi ile “Ey ulular, beyler, dedi, bana bu işim konusunda bir görüş bildirin siz yanımda olmaksızın ben hiçbir konuda kesin karar vermiş değilim.” ( Neml 32) demiştir. Ayetten anlaşılacağı üzere karşılaşılan sorunları tartışmak üzere bu kurul oluşturulmuş ve Melike bunların fikrini almadan iş yapmıyor. Günümüze uyarlarsak Devlet Başkanı Meclise danışmadan iş yapmıyor. “Ben Devlet Başkanıyım ben ne dersem o olur” demiyor.
Hz. Peygamberin Uhud, Hendek ve Bedir savaşlarında istişare ettiğini ve arkadaşlarının görüşlerine göre davrandığını hepimiz bilmekteyiz. ”Ben bir peygamberim siz kim oluyorsunuz da sizin görüşlerinize başvuracağım” demiyor. Yaşlarına bakmadan Bedir’de Uhut’ta olduğu gibi gençlerin fikirlerine itibar ediyor. Uhut Savaşına katılmayı gençler ağırlıklı olarak istiyor ve peygamberimiz onların fikrine itibar ediyor, Bedir Savaşında da askerin yerleşme biçimini ve yerini genç bir sahabinin teklifi ile değiştiriyor. Hz. Peygamber (s.a.v), Bedir savaşında, kendilerine en yakın kuyunun başında durur ve orayı karargah yapmak ister. Bu sırada Ashab'tan Hubâb el-Cümuh, Peygamberimize "Yâ Resulullah! Burayı, bir vahiy ile mi seçtin? Yoksa bu bir görüş, bir harp taktiği midir?"diye sorar. Resulullah (s.a.v): “Bu bir görüş ve harp taktiğidir.” der. O zaman sahâbi: “O halde Yâ Resulullah! Burası harp için uygun bir yer değil, orduyu buradan kaldırıp düşmana en yakın kuyuya gidelim. Orada bir havuz yapıp içine su dolduralım, geride kalan kuyuları da tahrip edelim, düşman istifade edemesin." der. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v): “Sen güzel bir fikre işaret ettin.” buyurur ve sahabinin dediği şekilde hareket eder. Aynı şekilde Hendek Savaşında da Selman-i Farisi’nin görüşünü benimseyerek, hendek kazılmasını kabul ediyor.
Sait İbn i Müseyyeb diyor ki “ Ömer ile Osman arasında istişareler o kadar sert olurdu ki onları gören bir daha bir araya gelmezler sanırdı, ancak onlar konu kapanınca tatlılıkla ayrılırlardı.”
Hz Ömer, sorunları tartışmak için dört ayrı istişare gurubu oluşturmuş. Konuyu her biçimde ayrı ayrı tartıştırır, daha sonra kendisi değerlendirme yaparmış. İstişare etmeden hiçbir iş yapmazmış.
Yıldırım Beyazıt, Timur la karşılaştığı zaman, Timur’un, askerlerini yorgun ve hayvanlarını terk etmiş, otlağa bırakmış bir şekilde yakalar. Danışmanları, vezirleri, oğulları, bu halde iken baskın yapılmasını teklif ettikleri halde kabul etmemiş ve düşmanına fırsat vermiş ve maalesef tarihteki o meşum olay meydana gelmiştir.
İstişare, bilimsel bir düşünce yöntemi ile doğrunun aranmasıdır. Konu hakkında kendi düşüncenizin değil ilim sahiplerinin ortaklaşa verdiği kararı uygulamaktır. Şura bir nevi danışma meclisidir. Bu ortam katılımcılar arasında saygı, sevgi ve güveni temsil eder. Bu sayede fertler üstlerine karşı olabilecek endişe, şüphe ve ön yargılardan kurtulur. Bu toplantılara katılan kişiler kendilerine verilen değerin farkına varır ve işine daha sıkı sarılır, sorumluluklarının bilincinde olur. Karşılıklı saygı, sevgi, anlayış daha iyi bir çalışma ortamını sağlar. İstişare, uyuşukluğu, tembelliği, çekingenliği ortadan kaldırır. Kişide başarma isteğini artırır. Hareket ve bereket getirir.
Sonuç:
Başta devleti yönetenler, Cumhurbaşkanından, Başbakanına; Bakanından, Belediye Başkanına; Yerel yöneticilerinden, özel şirket yöneticilerine, kurum müdürlerine varana kadar hepsine Allah, Peygamber ve tarih diyor ki: ”İstişare et, yanılmazsın, yorulmazsın, huzurlu ve mutlu bir toplum oluşturursun. Yenilmez olursun, sevilirsin, saygı duyulan olursun. İstişareye önem veren liderlerin nasıl başarılı olduklarını önem vermeyenlerinde başına neler geldiğini görüyorsunuz.”
Ancak burada bir hususa dikkat etmek gerek.Konu bilenlerle istişare edilir, danışman diye yalakaları, her sözünü, her davranışını alkışlayan goygoycuları seçen liderler kendi sonlarını hazırlarlar. İnsanlar bilmediklerini Allah’ın iradesine tabi olmuş, Allahtan korkan, şartlar ne olursa olsun doğruyu söyleyen, söylemleri ve davranışları ile örnek olan, adil, emin, güvenilir ve dürüst bireylere sormalıdır.
“Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır “ (Yusuf 76)
Allaha emanet olunuz.
Seyit Mehmet ERTAŞ
Manavgat Final Anadolu Lisesi Müdürü