6 Nisan 2026, Pazartesi
13:15
23.07.2025
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Şu memleketimizde son günlerde cereyan eden olaylara ve düştüğü durumlara bakıldığında, bir yanda gülerken bir yanda da derinden derine düşünüyoruz. Nedir bu kardeşim? Neredeyse her sabah yeni bir yolsuzluk, ahlaksızlık ve rüşvet haberi ile uyanıyoruz.

Bazı belediyeler, vatandaşa hizmet gayesiyle devletin ana hizmet ayağını teşkil eden bir amme kuruluşu olma özelliğinden, kaidesinden ve rayından çıkarılarak; yol geçen hanı gibi kişilerin şahsi ve özel mülklerine, şahsi mal varlıklarına dönüştürülmüşe benziyor. Öyle ki, özel mülkleri olsa bile şahsi mallarını böyle hoyratça kullanmazlar.

Bu durum hiç şüphesiz düşündürücü, üzücü ve toplum adına kaygı vericidir. Ne yazık ki iş başına gelirken liyakat ve ehliyeti savunanlar, bu konuda ahkâm kesenler, topluma hak ve adaletin ayaklar altına alındığını iddia edenler, haksızlık ve hukuksuzluğun hat safhaya ulaştığında şikâyet edenler; yaptıkları uygulamalara bakınca, “Bunlar takiyede çığır mı açtılar?” diye kendine sormadan duramıyor.

Şaşırılacak o kadar çok olumsuzluk var ki hangisini sayacağınızı şaşırıyorsunuz. Bu bağlamda; bazı belediyelerin aile şirketine döndürülmesine mi dersiniz, eş dost ve akraba atamalarına mı dersiniz, liyakat ve ehliyetin yanından bile geçilmemesine mi dersiniz; zorunluluk nedeniyle kanunun tanıdığı istisna memurluğun paçavraya çevrilerek kadrolu gönül ilişkilerine yol açılmasına mı dersiniz, kanuni yetkinin özel çıkarlara giden yol için kullanılmasına mı dersiniz, şahsi çıkarlar uğruna hukuksuz işlere tevessül edilmesine mi dersiniz; gönül ilişkilerini çalışanlar üzerinde yürüten ahlaksızlık ve hukuksuzluğun neredeyse gelenek hâline getirilmesine mi dersiniz… Bunlar gibi birçok olumsuzluk, maalesef bazı belediyelerde fazlasıyla mevcut ve buna şahit oluyoruz.

İşin en acı yanı ise bütün bu olumsuzluklar tüm çıplaklığıyla kamuoyuna serildiğinde, bunları savunan, bunların arkasında duran, bunlar için eylem yapan bir grubun, bir kitlenin varlığını da görüyoruz. Bunları görünce Joseph de Maistre’e ait meşhur şu söz aklımıza geliyor:

“Milletler hak ettiği şekilde yönetilir.”

Peki, çağ açıp çağ kapatmış, yüzyıllarca dünyaya hak, hukuk ve adalet dağıtmış; mazlumların, yoksulların, gariplerin umudu olmuş, dünyada beklenen ve özlenen bu aziz millete ne oldu? Ne oldu da bunları hak etti? İşte konunun özü de sözü de tam da burada. Bunun farkında olursak, işte o zaman başımıza gelen bu belalardan sıyrılır, özümüze döneriz.

Diğer taraftan, İstanbul Kadıköy’de rıhtıma yapılması planlanan caminin engellenmesi için hukuk savaşını kaybedenler, bu defa eylem yaparak kararı protesto ediyorlar. Bunlar daha önce de Beyoğlu’nda okunan ezanı ıslıklayıp Taksim’e cami yapılmaması için eylem yapmışlardı.

Yapın, yasal zeminde sorun yok; sadece şunu sormak istiyorum: Medeniyetin beşiği kabul ettiğiniz Fransa, Almanya, İsveç, Amerika veya birçok Avrupa ülkesi ile Rusya’da kiliseye hayır diye kim ve kimler eylem yapabilir? Buna devlet otoritesi müsaade eder mi? Varın siz cevabını verin.

 

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı