Dünyanın yaratılış düzeninde tabiatta meydana gelen her olayın ve canlıların bir sultanı tayin edilmiştir. Doğa olayları içerisinde; yıldırım, akarsularda çağlayanlar, durgun sularda okyanuslar, dağlarda zirveler; hayvanlarda aslanlar, insanlarda sultanlar, melikler, padişahlar ve krallar vardır. Günlerde Kadir Gecesi ve bayramlar gibi gün ve geceler de kendi türlerinin sultanıdır.
Ayların da elbette bir sultanı olacaktır. İşte bu da on bir ayın sultanı olan Ramazan ayıdır. Ramazan ayını idrak ederek yine istisna günler olan Ramazan Bayramı’na ulaştık. Bayramlar toplumların ortak paydası olup olağanüstü mesajlar içererek kendine engin bir etki alanı yaratır. Toplumun her ferdi bu etkiden nasibini alır ve kayıtsız kalamaz. Çünkü bu günler toplumu bir araya getiren yardımlaşma, tevazu ve hoşgörünün yaşandığı ve yaşatıldığı istisna günlerdir.
Yaşanan kırgınlıklarda ortamı düzeltmek ve telafi etmek için taraflara müthiş fırsatlar sunar. Bu günler bireylere karşılıklı olarak yeniden başlama fırsatı sunarken toplumun yarasını da fark etmeden tamir etmiş olur. Bayram, başka bir açıdan da toplumsal barışın teminatı ve güvencesidir. Bayramın gelişiyle monoton hayat renklenerek adeta başka bir anlam kazanır. Çocuklar için sevinç kaynağı olurken, yaşlılar için evlatlarını, torunlarını, yeğenlerini ve akrabalarını bekleme özlemi olur.
Bayramı karşılarken körpe kalpler ümitle atar. Yakınlarını kaybedenler için ise babasız, anasız, evlatsız geçecek bayramın hüznü yürekleri derinden kaplar. Açılmayan kapılar yürekleri dağlarken acı birkaç kat daha fazla hissedilir.
Bayram, dinî bir vecibe ve Mevla’nın kullarına bir hediyesi olarak İslam dünyasında müstesna bir zaman dilimidir. Bunun bilinciyle hareket etmek gerekir. Her hanede bayram öncesi hazırlıklar yapılarak sevinçle karşılanan bayramdan azami şekilde istifade etmeli, kardeşlik duygularını hem hissetmeli hem de hissettirmeliyiz. İşte o zaman bayramı gerçek anlamıyla idrak etmiş oluruz.
Bir de bayramı tatil olarak telakki edenler vardır ki bu düşünceden dönülmelidir. Zira bayram tatil değil, toplumsal dayanışmanın çimentosudur. Bunu sulandırarak rayından çıkarıp başka kulvarlara çekmeye kimsenin hakkı ve hukuku yoktur. Bırakın bayram bayram gibi kalsın ve öyle geçsin.
Bayramda büyüklerimizi, atalarımızı, eş ve dostumuzu ziyaret ederek gönüllere dokunalım. Komşularımızın hâl ve hatırlarını soralım. Önce biz davranıp kapıları çalarak gönülleri fethedelim. Kazanan biz oluruz. Bayramın ince ruhunu yaşayalım ve yaşatalım. Kısaca bayramı bayram yapalım.
Bu duygularla tüm okuyucularımızın bayramını kutlar ve tebrik ederim.
