30 Ağustos 1910 tarihli Osmanlı gazeteleri aşağıdaki haberi veriyordu:
?Kurulacak kadastro teşkilatı üzerinde Fransa, Belçika ve İsviçre?de tetkikler yapmak üzere gidecek olan Defteri Hakani Nazırı Mahmud Esad Efendi; bu memleketlerdeki ikametinin asgari sekiz ay süreceğini dikkate alarak NAZIR (Bakan) tahsisatı değil de, TALEBE tahsisatı almayı kararlaştırmış ve keyfiyeti Maliye Nezaretine bildirmiştir. Maliye Nezareti mevzuu hariciye Nezareti ile müştereken tetkikten sonra kati karara bağlıyamamış, Şuray-ı Devletten (Danıştay) mütalaa istemiştir. Çünkü nazırlara verilen, harcırah ve ikamet yevmiyesi hususi kanunla tayin edilmiştir. Halen NAZIR oIan ve makamı avdetine kadar vekaletle idare edilecek Mahmut Esad Efendi?nin, NAZIR tahsisatını almamakta ısrar etmesi ortaya neticesi merak edilen bir mevzu çıkarmıştır.?
Neticede Mahmud Esad Efendi kendi görüşünde ısrarını sürdürmüştür. Ülkeye kadastro ilmini getirmek amacıyla, 54 yaşındayken yabancı ülkelere yapacağı bu seyahat sırasındaki faaliyetini, bir öğrencilik faaliyeti olarak saymış, bu nedenle ?BAKAN TAHSİSATI? yerine ?ÖĞRENCİ TAHSİSATI? almakta ısrar etmiştir. Bugün kullandığımız kadastro fennini, erdemli şahsiyeti ile saygı uyandıran, Mahmud Esad Efendi?nin gayretlerine borçluyuz.
Bulunduğu makamın hakkını fazlasıyla veren Mahmud Esad Efendi, Seydişehir?imizin müstesna şahsiyetlerinden birisidir. 1857 yılında doğmuştur. Babası Kadı Mehmet Emin Efendinin nezaretinde rüştiyede ve Fatih Camii Medresesinde okudu. Askeri Öğretmen Okulunun metematik, tabii ilimler ve Fransızca bölümlerini bitirdi. Ardından Hukuk Fakültesinden birincilikle diploma aldı.
1895 de ?Sanayi Tarihi?, ?Madenler ve Toprak Altı Servetleri?,1896 yılında ?İktisad İlmi? ve ?Osmanlı Maliye Tarihi?, 1897?de ?Dünyamız Güneş ve Gökyüzü? isimli eserleri yayınlandı. Daru?l Fünun (İstanbul Üniversitesi) Hukuk, Maliye ve İlahiyat Medreselerinde (fakülte) üç ayrı kürsüsü vardı. Fıkıh, Mecelle ve Şer?i ilimler müderrisiydi. Fransızca ve İngilizce?ye, en ağdalı eserleri bile Türkçe?ye tercüme edebilecek derecede vakıftı.
Ahmet Cevdet Paşa?nın kızı ve ilk kadın romancımız olarak tanınan ?Fatma Aliye? hanım ile Mahmud Esad Efendi arasında ?Taaddüd-i Zevcat? (İslamiyette Çok Evlilik) ekseninde yapılan tartışma, daha sonra ?Fatma Aliye-Mahmud Esad, Taaddüd-i Zevcat (ve) Zeyl? adı altında kitaplaştırılmıştır. Yine Ahmet Cevdet Paşa?nın Belâgat-ı Osmaniyye (1885) adlı eserine yapılan tenkitlere karşı yazdığı, Redd-i Tahlil isimli, edebiyat-belagat üzerine bir eseri bulunmaktadır
1909 da Defteri Hakani Nazırı 1913 de Adliye Nazırı olan Mahmud Esad?ın; hukuk, fıkıh, usul-ü fıkıh, belagat, İslam Tarihi, matematik, iktisad, v.d. konularında, elliden fazla neşredilmiş eseri var.
Kadester Mahmud Esad Efendi?nin, Sultanahmet Meydanında bulunan Eski Meclis-i Mebusan binası, şimdiki İstanbul Tapu Kadastro Bölge Müdürlüğü içinde hatırasına hürmeten konulmuş bir büstü var.
Bu kadar çok yönlü ve mütebahhir bir ilim adamı olan Mahmut Esad Efendi?nin, fazla tanınmaması üzüntü verici. Bu değerli hemşehrimizi, okullara ismini vermenin ötesinde de, tanımak ve tanıtmak için gayret sarf etmemiz gerekiyor.
Mezar taşında yazılı tarihe göre 1917 yılında irtihal eden ve Fatih Camii haziresinde medfun bulunan bu değerli insanın ruhunu tes?id edecek bir Fatiha göndermek hemşehrileri olarak hepimizin görevidir.
*Bu yazı Cemal Kutay?ın Bilinmeyen Tarihimiz isimli kitabından yararlanılarak hazırlanmıştır.
