Seyyid Harun Veli Cami?inin güney cephesinde, Uludağ Caddesi ile Korkmaz Sokağın birleştiği köşede tarihi bir çeşmemiz bulunmaktadır. Ağa çeşmesi veya Derviş Ağa çeşmesi olarak bilinen çeşme 1249/1834 yılında Derviş Ali Ağa tarafından yaptırılarak hayrat olarak vakfedilmiş. Çeşmenin kitabesi ilçemizin tarihini ve Türk yazı ve şiir sanatının inceliklerini gösterdiği için ayrıca önem arz ediyor.
Kitabe sekiz beyitten oluşuyor. Klasik hat sanatının en zor biçimi olan talik hatla yazılmış. Kitabenin son beyti tarih beyti olup, esere ebcedle tarih düşürülmüş.
Sekizinci beyitten beyitlerin şairinin ve hattatın isminin ?Rüşdi? olduğunu anlıyoruz.
Burada adı geçen kişinin meşhur hattatlardan Mustafa Rüşdü olma ihtimali yüksektir. Hattat Mustafa Rüşdü efendi, Konyalı hattat Hamdi efendinin oğlu, yine meşhur hattatlardan Mevlana Türbesi Mescidi ve Semahanesinin son nakkaş ve hattatı olan Mahbub Efendi?nin babasıdır. Mustafa Rüşdü Efendi, Hattat Alanyalı Abdülgani Vehbi Efendinin talebesidir. Babadan oğula veraseten hattat olan bu zat, aynı zamanda şairdir. Yazdığı levhalar Konya?daki pek çok eseri süslemektedir. 1296/1878 yılında vefat etmiş olup kabri Konya?da Sarı Yakup mezarlığındadır(*).
Kitabenin dört ve beşinci beyitlerinde, hayrâtın Hz. Hüseyin ve Hazreti Seyyid Harun Veli Efendilerimizin ruhlarına armağan edildiği belirtilmektedir. Bu ayrıntı, kitabenin yazıldığı dönemin Seydişehir?i hakkında malumat vermekte, o devirde Seydişehir?de Ehl-i Beyt sevgisinin canlı bir şekilde var olduğuna ve yaşadığına karine teşkil etmektedir.
Bu kısa açıklamamıza konu olan kitabede yer alan Osmanlıca şiir ve anlamı aşağıda yer almaktadır.
1. Ey hoşâ çeşme-i canbahş-ı rahîk-ı reşahat
Zencebîl ırmağıdır sanki bu nehri cennât
2. Seyyidşehr içre bina etdi bir ağâ-yı kerîm
Yâni Derviş Ali Ağadır o sâhibi hayrât
3. Sıdku ihlasla asârı celîlü?l-hayrı
Heme mevzu ola mizanına rûzı arasât
4. Eyledi iki celîlü?s-sîmin ruhunu şâd
Biri hem nâmı Hüseyn-ü biri Harun-ı sıfât
5. Birisi vâlid-i bânidir o Şâh-ı Şühedâ
Birisi şâh-ı velâyet ki refîu?d-derecât
6. Hele mîzâbı şerif gibi olup kıble numâ
Teşneler nûş ede abdest ala erbabı salât
7. Olucak böyle ola çeşme latîfu?l-meşreb
Lülesinden akıdır nice mezayây-ı nükât
8. Barekallah deyüp eyledi Rüşdî târih
Ne güzel çeşme-i ra?na ve zihî âb-ı hayât
Sene 1249
Anlamı ;
Ey duru cennet şarabının damlaları gibi bize can veren, cennet nehirlerine ve zencebil ırmağına benzeyen tatlı çeşme, (seni) Seyyidşehri?nde, cömert ve hayır ehli olan Derviş Ali Ağa, sıdk ve ihlasla yaptırdı. (Bu hayrat) Arasat günü amel terazisine konularak tartılsın.
(Bu çeşme) Hüseyin ve Harun isminde iki yüce ve gümüş gibi parlak şahsiyetin ruhunu şad eyledi.
Bunlardan ilki vâlid-i bâni (seyyidlerin babası) olan Şah-ı Şüheda Hz. Hüseyin?dir. Diğeri ise yüksek makamların sahibi ve velilerin şahı olan Seyyid Harun Velidir.
Mîzâb-ı Şerif ( Kabe?nin Altınoluğu) gibi olup kıbleyi gösteren (bu çeşmeden) susuzlar su içerken, erbabı salat (Namaz kılanlar) abdest alsınlar.
(Çeşme veya insan) Oldu mu böyle olmalı; latif meşreb (yumuşak huylu) olmalı, içimi (davranışı) yumuşak ve tatlı olmalı. Ağzından meziyetli nükteler akmalı.
Allah bereketli kılsın diyerek Rüşdi bu çeşmeye tarih düşürdü. ?Ne güzel çeşme-i ra?na ve zihî âb-ı hayât?
(Ne güzel ve hoşdur bu ebedi hayat ve ilahi aşk kaynağı hayat suyu akıtan çeşme)
(*) Özönder, Hasan (1982) Mevlana Türbesi Mescid ve Sema-Hanesinin Son Nakkaş ve Hattatı Konyalı Mahbub Efendi, IV. Milletlerarası Türkoloji Kongresi Tebliği, İstanbul
