Öz Seydişehir Gazetesinin 23 Ağustos 2012 tarihli sayısında Seyyid Harun Veli Hazretleri hakkında hazırlanan fotoğraf sergisini konu edinen bir haber yer almış. Yerel yönetimin desteği ile düzenlendiği anlaşılan sergi, Seyyid Harun Hazretlerinin gündemde tutulması ve gerçek manevi kıymetinin ortaya çıkartılması için atılmış bir adım olarak anlamlı olsa da,eğer devamı getirilmezse, yetersiz bir adım olarak belleklerde kalacaktır. Temennimiz bu tür yerel kültür çalışmalarına yerel yönetimin destek ve himmetinin artarak devam etmesidir.
Haber metninde geçen “ İlçemizin banisi olan, Seyyid Harun Veli Camii dışında hiçbir bilgiye vakıf olamadığımız büyük zat hakkında elimizde herhangi bir kayıt bulunmamakta” ibaresi ise özellikle dikkatimi çekti. Gerçekten bu konuda herhangi bir kayıt yok mu? Ya da var olanlar dikkatten kaçacak/kaçırılacak kadar az veya değersiz mi?
Seyyid Harun Veli (ks) hakkında meslekten tarihçi veya kültür araştırmacısı olmayan hemşerilerimizin bile sayabileceği, birden çok kaynak var. Mehmet Önder ve Abdurrahman Ayaz’ın öncü çalışmaları yanında, değerli büyüğüm Bahaddin Paslı’nın Seydişehir tarihi ve halk bilimi için kıymeti ölçülmesi zor manzum eserleri bunlara örnektir. Aynı konularda akademik çerçevede ve bilimsel yöntemlere istinat edilerek yapılan çalışmalar ise ehline malum olup, merak edenlere bunlardan orta büyüklükte bir liste sunabilirim. Bu çalışmaların hepsinin ortak özelliği ise, yazarlarının kendi çabaları ve bireysel harcamaları ile yayına sunulmuş olmasıdır. Kamu kaynaklarının ıvır-zıvır kabilinden gereksiz pek çok alanda çarçur edildiği, inanılmaz miktarlarda kaynak israfı ile heykel yontma festivallerinin düzenlendiği bu ülkede, bu tür yayınların gereken desteği bulamamış olması gerçekten acıdır. Halbuki, ayrılacak mütevazı bütçelerle yapılacak yerel kültür ve yerel tarih araştırmalarının meydana getireceği sağaltıcı etki, dalga dalga yayılarak toplum üzerinde birleştirici fonksiyonlar icra edecektir.
Türkiye’de fiziki ve sosyal belediyecilik anlamında önemli mesafeler katedilmiş olmasına rağmen, “kültürel belediyecilik” anlayışı henüz tam olarak kabul görmüş değil. Kültürel belediyecilik, fiziki ve sosyal belediyeciliği bütünleyen bir yaklaşım olarak, yerel yöneticiler tarafından dikkate alınmalı ve artık bu konuda da adımlar atılmaya başlanmalıdır. Yüksek Lisans eğitimim sırasında hazırladığım “Türkiye’de Yerel Yönetimlerin Kültür Politikaları ve Kültürel Belediyecilik” başlıklı çalışmamda bu konuları daha detaylı olarak araştırıp bir tez olarak ortaya koymaya çalıştım. Belediyecilik salt yol yapmak, kanalizasyon döşemek, su getirmek gibi fiziki ihtiyaçlara indirgenemez. Bunların yanı sıra belediyelerin sosyal fonksiyonlarının bulunması, ihtiyaç sahiplerine el uzatması önemli olsa da bu da belediyecilik açısından yeterli hedef olarak görülemez. Gerçek manasını bulmuş bir yerel yönetim anlayışı; daire biçiminde iç içe geçmiş üç kümeye benzer. En içteki halka, “fiziki belediyecilik”, onun dışındaki halka “sosyal belediyecilik” en dış halka ise “kültürel belediyecilik” halkası olarak tanımlanır. Bu yapıda kültürel belediyecilik anlayışı diğer iki anlayışı da içinde barındıran ve anlamlandıran asıl mihveri oluşturur.
Kültürel belediyeciliğin fiilen uygulama zemini bulmasına yeter imkan, malzeme ve değerlerimiz hamdolsun ilçemizde de mevcut. Sadece Seyyid Harun Hazretleri bile, paha biçilmez manevi bir kimya misali kendisini gün yüzüne çıkaracak ve gerçek veçhesiyle tanımayanlara tanıtacak samimi ve gayretli elleri bekliyor. Ülkemizde isminde Efendimiz’e (SAV) nisbetle “Seyyid” künyesini taşıyan kaç tane şehir biliyorsunuz? Bir elin parmaklarını geçmez. Bu bile işlemek isteyen için kafi hazinedir. Yerel anlamda tarihimizi 710 yıl geriye götüren bu büyük değer hakkında, hamaset dışında söyleyecek sözü olanlar var ve olmaya da devam edecek elbette.
Bahsi geçen fotoğraf sergisi ile küçük de olsa övgüye değer bir adım atan Seydişehir Belediyesinin, Türkiye’nin pek çok yerinde benzerleri yapıldığı için ilk kez yapılacak orijinal bir faaliyet olmasa bile, isminde “Seyyid” künyesini taşımanın getirdiği bir borç olarak acilen bir “Seyyid Harun Veli ve Seydişehir’de Seyyidler” konulu sempozyum düzenlemesini temenni ediyorum. Hayatın bu yakasında tüm Seydişehirlileri memnun edeceğine inandığım bu adım, hayatın öte yakasında olsalar da ruhaniyetleri ile varlıklarını sürdürmeye devam eden maneviyat büyüklerimizin de himmetlerini üzerimize celp edecektir.
Bu yazıya ilham kaynağı olan haberi okuduğum Öz Seydişehir Gazetesi’ne de gecikmiş bir teşekkür borcum var. Memleket esintilerini buralara, uzaklara taşıyan bu gazeteyi,görev yaptığım Sultanbeyli Belediyesinde, kesintisiz olarak haftada bir masamın üzerinde görüyorum. Bilgi ve habere ulaşmanın eskiye göre görece daha kolay olduğu günümüzde, maksat elbette salt haber almak değil. Sadece gazetenin künyesinde yer alan “Seydişehir” yazısını görüvermek bile geçmişe ve kısmen yaşanmaya devam eden hale dair düşünmeye, maziye bağlılık şuurunu, her seferinde yeniden ve derinden teneffüs etmeye vesile oluyor. Gazeteye ve çalışanlarına teşekkürüm ise bundandır.


