banner164

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

Köşeyi dönünce bulutların arasından kendini göstermeye çalışan ayla göz göze geliyoruz. Gözümü ondan ayırmadan yürümeye devam ediyorum. Sağlı sollu bahçeli evlerin arasından kimseye adımlarımı duyurmadan süzülüyorum aya doğru.

Tabelasında Can Market yazan bakkala girip sigara alıyorum. Camel. Deve. Çöl. Yalnızlık. Üniversitedeki ev arkadaşım da çok severdi diyorum. Belki de yıllar sonra sigaraya Camel ile başlamamın nedeni budur. Dal uzatan herkese de daha başlamadım derdim. İşte başladım. Hatta 6 ay geçti üzerinden. Paketi açıp cebimden çakmağı çıkartıp yakıyorum. Sigarayı pantolonumun sol ön cebine koyuyorum. Çakmağı da hemen yanına.

Kalabalık olmayan bir çay bahçesinde yer bulup oturuyorum. Çay diyorum bana doğru gelen çocuğa. İnsanlar ellerinde dondurmalarıyla bazıları da soğuk içecekleriyle geçiyorlar önümden. Ben ise çayımdan bir yudum daha alıyorum. Geç oldu. Herkes yavaş yavaş evlerine çekilmeye başladı. Bir tek gençlerin karşı kayalıklardan kahkahaları dolduruyor geceyi.

Çayın yanına parayı bırakıp kalkıyorum. Ara sokaklardan eve doğru yürüyorum. Cebimden çıkartıp bir sigara daha yakıyorum. Tam evin önüne geldiğimde sigara da bitmiş oluyor. Kapıyı açıp giriyorum bu temmuz sıcağından buz gibi evime. Luna kapıda beliriyor hemen. Bacaklarıma sürtünüyor. Onu da çok ihmal ediyorum. En son ne zaman başını okşadım hatırlamıyorum. Yanımdan ayrılmıyor. O benim gibi vefasız değil. Mama tabağına mamasını koyup suyunu tazeliyorum. Çalışma odasının kapısını açıp masa lambasını yakıyorum. Cebimdeki sigara paketini ve çakmağı çıkartıp koyuyorum kitapların üzerine. Yarın içmeye devam ederim. Masanın üstü karışmış yine. Sağ tarafında yarım bıraktığım kitap ve dergiler. Kitap-lık dergisinin 214’üncü sayısı. Üstünde Mukaddime, Merdiven Şiir dergisinin ilk sayısı. Hasan Hüseyin’in Kızılırmak şiir kitabı, Muhtelif Evhamlar Kitabı, Çobanoğlu’nun yarısı yenmiş şiir kitapları ve diğerleri. Hiç azalmıyor. Devamlı artıyor sağım. Kalemlikte hiç kullanmadığım rengarenk kalemler. Yarısı yazılmış bir defter açık halde bilgisayarın yanında duruyor. Dibinde çay olan bir bardak tek başına bekliyor masada.

Bilgisayarı açıyorum. Masa lambasını tavana doğru çeviriyorum ve oda aydınlanıyor. Gün yüzüne çıkıyor yaşanmışlık.

Word belgesi açıp yarın ne yapacağımı yazıyorum. 9’da kalkıp uzak noktalara doğru yürüyüş yapacağımı, ölen bir ağacın gölgesinde uyuklayacağımı, ikindi karnımı doyurup insanlara karışmak için de akşam şehre ineceğimi yazıyorum. Çay bahçesinde hangi masaya oturacağımı, hangi çocuktan çay isteyeceğimi, kaçta kalkacağımı ve sigarayı nerede yakıp nerede söndüreceğimi yazıyorum. Önce yazıyorum sonra yaşıyorum.

Ertesi gün aynı saatte evdeydim. Ne yazıyorsam onu yaşıyordum. Bugün yorgunluk daha fazla göstermişti kendini. Gözlerim kapanıyordu ara ara. Masa lambasını tuşuna basıp bilgisayarı açıyorum. Yeni bir Word belgesi ile yarını yaşamaya başlıyorum. Gözlerimi artık açamıyorum bile. Ayağı kalkıp balkona çıkıyorum. Rüzgâr biraz kendime getiriyor beni. Tekrardan giriyorum içeriye. Luna’nın yanına kıvrılıyorum. Belki de günler sonra Luna’nın başını okşuyorum. Seviniyor. Gelip göğsüme yatıyor. Mırıltılarını duyuyorum. Ninni gibi geliyor. Kapatıyorum gözlerimi. Bırakıyorum kendimi güzel bir sona.

Günler sonra buluyorlar beni. Hem kokumdan hem de Luna’nın miyavlamasından. İlk defa bu eve ben ve Luna’nın dışında biri giriyor. Masada yarım kalmış çay bardağı. Açık bilgisayarın ekranında Word belgesi. Boş. Geçip giden hayatım gibi. Yazamadığım için yaşayamıyorum da.

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.