19 Nisan 2026, Pazar
04:16
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

 

Haftalardır süren ABD ve değnekçisi İsrail'in hukuk bilmez, barbarca saldırılarına maruz kalan komşumuz İran ile bu terörist devletler arasındaki savaş, yapılan ateşkes ile geçici de olsa durmuş görünüyor. Bu savaşın tüm dünya devlet ve milletlerince iyi analiz edilip doğru okunması, devlet ve milletlerin geleceği için hayati önem taşımaktadır. Hele de bunun analizi, bizim gibi tabiri caizse topun ağzında olan Müslüman toplum ve devletler için adeta beka sorunu niteliğinde önemlidir.

ABD ve İsrail bu bölgedeki huzursuzluğun yegâne kaynağı olmakla birlikte, kurduğu düzen sonucu sanki güvenli liman pozisyonuna da bürünüp kuzu kılığındaki kurt misali rolünü gayet iyi oynamaktadır. Orta Doğu petrolünün Batı’ya akması ve kaynaklarının sömürülmesi, güvenlik gerekçesiyle rahatlıkla yapılmakta ve bölge devletleri uydu hâlinde uyutulmaktadır.

Buna itiraz eden, bu sömürü ve haksızlığa “dur” deme basiretini gösterenler de bir bir bertaraf edilerek kanlı ya da kansız tasfiye edilmektedir. Saddam Hüseyin, Muammer Kaddafi, Kral Faysal gibi.

Haftalarca süren savaş gösterdi ki ABD ve İsrail, lafta sözde insan haklarından, devletler hukukundan vs. anlamaz. Onların anladığı tek bir dil vardır, o da güçtür. Yıllar önce rahmetli Erbakan Hoca bu konuya dikkat çekerek “İsrail sadece güçten anlar.” dememiş miydi? İşte yaşananlar, rahmetlinin bu sözünü doğrulamış oldu.

Devlet ve millet olarak bunun farkında olup gereğini buna göre yapmalıyız. Mutlak surette bizim yolumuz bu saldırgan devletlerle kesişecektir. İşte o güne hazırlıklı olmak için canla başla çalışmalıyız. İsrail’in Yunanistan ile yaptığı askerî anlaşmalar ile bizi köşeye sıkıştırma politikası izlediği aşikârdır. Burnumuzun dibindeki adaların silahlandırılmasına göz yummamalı ve bu konuda siyasi irade olmazsa askerî irade ile karşı durmalıyız.

Yunanistan’ın kıta sahanlığını 6 milden 12 mile çıkarma girişimini savaş nedeni sayma şıkkına, adaların silahlandırılmasını da derhâl ekleyerek dünya kamuoyuna duyurmalıyız. Diğer taraftan İran’ın sergilediği tavır ve hazırlıklar gibi, uzun menzilli hatta kıtalar arası füzelerde aylarca sürecek savaşlar için stoklar yaparak caydırıcı güç pozisyonumuzu muhafaza etmeliyiz.

Hava gücü ve hava savunma sistemlerinde varsa eksiklerimiz ivedi olarak giderilmelidir. Birilerinin dediği gibi “Kim ve kimler bize saldıracak?” diyerek kenara çekilmemeliyiz. Balıklar ürkecek diye Türk ulusunu baş döndüren hızla gelişen silah teknolojisinden mahrum bırakmadan; savaş esnasında ve savaşın zorluklarında ihtiyaç duyacağımız her türlü silah, mühimmat ve teknolojiye sahip olmalıyız. Sadece sahip olmakla kalmayıp gerekli stoku da yaparak olabilecek saldırılarda ülkemizi ve milletimizi korumanın yollarını bulmalıyız.

Unutmamalıyız ki en büyük savunma taarruzdur. Bu konu, milletimizin bekası için siyasi iç çekişmelerden uzak, devlet politikası olarak tüm siyasilerce kabullenilip uygulanmalıdır.

Bizden söylemesi…

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı