“İmkânım yoktu” deme.
Kendine dürüst ol.
“Üşendim” de…
“Tembellik ettim” de…
“Canım istemedi” de…
“İçimden gelmedi” de…
Hatta gerekirse “yattım” de…
Ama “imkânım yoktu” deme.
Çünkü unutma: İman, en büyük imkândır.
İmanı olanın yolu tükenmez, bahanesi bitmez.
Hatta bazen “imkânım yoktu” demek,
farkında olmadan “imanım yoktu” demeye yaklaşır.
Birileri çıkar ve sorar:
“İmkânı var ama yapmıyor… Nesi eksik?”
İşte o soruya verilecek cevap bellidir:
Eksik olan imkân değil, niyettir.
İmanın yeri olan yürek, bitmeyen bir güç kaynağıdır.
Gözün görmesi, dizin tutması, elin kalkması…
Hepsi önce oradan başlar.
Başını dik tutan kasların değil,
o kaslara emir veren iradendir.
Yumruğunu kaldıran pazuların değil,
o pazulara yön veren kararlılığındır.
Gittiysen, ayağın götürdüğü için değil,
yüreğin yettiği için gittin.
Gitmediysen, yol yoktu diye değil,
yüreğin yetmediği için gitmedin.
Yaptıysan, imkân bulduğun için değil,
aklını ve iradeni koyduğun için yaptın.
Yapmadıysan, fırsat yoktu diye değil,
gönlün olmadığı için yapmadın.
Görmek de böyledir…
Gözün olduğu için değil,
gönlün açık olduğu için görürsün.
Eğer göz görmek için yeterli olsaydı,
bu kadar “bakıp da görmeyen” insan olur muydu?
Nice gözleri görmeyenler var ki,
hakikati senden benden daha iyi görüyor.
Demek ki mesele göz değil,
mesele gönül.
“Kimsem yoktu” deme.
Unutma:
Kimsesiz değilsin. Kimse sensin.
Ve O…
Her an yanında.
Onu hesaba katmadan yola çıkanlar,
yolda kalmaya mahkûmdur.
Onu yanında bilen ise,
kimseye muhtaç değildir.
“Yürüyeceğim ama kim gelecek?” deme.
Sen yürü.
İz bırak.
Zamana ve mekâna bir mühür gibi vur adımını.
Çünkü iz bırakanlar, mutlaka izlenir.
Dön bak kendine…
Sen de senden önce yürüyenlerin izinden gitmiyor musun?
Zaten yol dediğin nedir ki?
Yürüyenlerin bıraktığı izlerin toplamı…
Bir de şunu deme:
“Yapacağım ama değerimi kim bilecek?”
Umut, imanın evladıdır.
Umudunu öldürürsen, imanın da sessizleşir.
Etrafına bak:
Üretenler umutludur.
Çalışanlar umutludur.
Yola çıkanlar umutludur.
Yatanlar ise…
Bahanelerin gölgesinde umudu kaybedenlerdir.
Değerini kim mi bilecek?
Sen doğru yap…
Gerektiğinde kimse bilmesin.
Ama şunu unutma:
Hakikat, er ya da geç sahibini bulur.
Ve iman varsa…
İmkân da vardır.