11 Nisan 2026, Cumartesi
22:51
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Değerli okuyucularım, bugün bu köşemde Japonya’da gerçekleşen bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum. Otoyol gişesindeki arıza nedeniyle sistemin çökmesi üzerine, yolda yığılmaların olmaması için turnikeler açılarak geçiş serbest bırakılmış. Sadece sürücülerden, geçiş sonrası ücretin internet üzerinden ödenmesi talep edilmiş. 8 saat boyunca devre dışı kalan sistem arızası süresince, ücret ödemeden geçen 24.000 kişi internet üzerinden otoyola giriş ve çıkış noktalarını seçerek ücretlerini kendileri ödemişlerdir. Yetkililer ise yaşanan bu aksaklık için televizyona çıkarak topluca kamuoyundan özür dilemişler.

Herhangi bir dine tabi olmayan bu Japon milletinin dürüstlüğü ile bizlerin dürüstlüğünü karşılaştırdığımızda, bir yanımız elbette ki sızlıyor. Allah’ın bizleri şereflendirdiği yüce dinimizin en temel prensibi olan hak yememe kuralını sözde bilenler olarak bizler bu dürüstlüğün neresindeyiz?

Böyle bir olay ülkemizde gerçekleşse, 24.000 kişiden kaç kişi bu basireti gösterir? Mutlaka çıkan da bulunur ama onlar da parmak sayısını zor geçer. Oysa biz, “Siftah yaptım, komşum yapmadı.” diyerek müşterisini komşusuna yönlendiren dedelerin torunlarıyız. Ne oldu bize, yoksa onların torunları değil miyiz?

Toplumumuzda; nasıl birbirimizi kazıklarız yarışı, aynı malın farklı dükkânlardaki afaki fiyat farkları, işini savsaklama, görev ve iş sorumluluğundan uzak davranışlar, kolay para kazanma ve sebepsiz zengin olma isteği, hakkın hak edilmeden elde edilmesi düşüncesi, rüşvet, hile, yalan dolan gibi sürüyle sayılabilecek sakat ve arızalı davranışlar ve uygulamalar mevcut. Oysa eğitim seviyemiz oldukça yüksek, refahımız da hatırı sayılır cinsten; görünürde her şey tamam gibi, ancak fiiliyatta dürüstlük uygulaması yok.

Hani yıllarca okullarda dürüstlük ve ahlak konusunda eğitim verdik? Ne oldu da sonuç böyle acı bir tabloya dönüştü? İşte bunun başta siyasiler, akademisyenler, kısaca topluma yön verenler tarafından iyi analiz edilerek gerekli tedbirlerin alınması gerekir.

Kanımızca Japonya, dürüstlük ve ahlaki değerler bakımından eğitimi işin en başından itibaren sıkı tutarak bu değerlerle bireyleri adeta yoğuruyor. Bizde ise ahlaki ve dini değerler, iki asra yakındır müthiş bir şekilde “medeniyet”, “çağdaşlık”, “ilericilik” gibi safsatalarla dejenere edilmekte; sonuçta ne dinden, ne ahlaktan, ne de töreden haberi olan, büyük küçük bilmeyen bir nesil ihdas edilmiştir. Sonuç, tam anlamıyla felakete dönmüş ve kocaman bir sıfır olmuştur.

Yazık ki yazık… Bu gidişle daha çok Japonya’ya ya da başka milletlere bakarak iç geçiririz.

Bu milletin en kısa zamanda silkinerek kendine gelmesi ve maddi-manevi değerlerini özüne, sözüne ve yaşantısına acilen geçirmesi, yansıtması gerekir. Yoksa büyük tehlike kapıya dayanmış, bizleri bekliyor.

Bizden söylemesi...

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı