Kapımızın önünden geçmeyin sakın!
Çocukken böyle derdik kızdığımız ve o anda dövüşü göze alamadığımız birisi için onu tehdit edercesine... “Kapımızın önünden geçme sakın!” diye tehdit ederdik onları.
Ne var ki şimdi ABD, bırakalım “Kapımın önünden geçme!” tehdidini, “Benim müsaade etmediğim yerden geçme, hatta kendi kapının önünden dahi geçme sakın!” diyerek yine bırakalım tehdit etmeyi, vuruyor, kırıyor, öldürüyor, katlediyor, işgal ediyor. Devletlerinidarecilerini yatak odasından kaçırıyor, oturma odasında vuruyor, ellisini birden bir araya toplayıp, içerideki hainler vasıtasıyla ellisini birden yok ediyor. Hakikaten korkunç bir eşkıyalık vakası bu haller...
“Terör nedir? “Terörist kime denir?” kendisi belirliyor, kendisi tanımlıyor ve kendisi düşman hedefler oluşturup sonra da o hedefleri yok ediyor.
Ve.... Netice de...
Benim zaman zaman başvurduğum ve 19.7.2021 tarihinde yazıp yayınladığım bir yazım aklıma geliyor.
Bir göç hikâyesi...
Hindistan Yönetimi dedi ki; "Ben halkımı besleme kabiliyetimi kaybettim, ülkemi yönetmekte aciz kaldım. Ey halkım başının çaresine bak."
1,5 milyar insan batıya doğru harekete başladı ve teşbihte hata olmaz, çekirge sürülerinin bütün ekili dikili alanları silip süpürdüğü gibi önüne gelen ülkeleri ve milletleri sömürerek ilerliyor. Zira asırlardır sömürüle sömürüle sömürmeyi öğrendiler ama bu yaptıkları şey, sömürmenin bir başka şekli...
“Aç tavuk ambar yarar” misali...
İlerlerken kendilerine Pakistan'dan, Bangladeş’ten, Çin'den, Afganistan'dan, İran’dan, Irak'tan, Suriye'den ve güzergâhtaki diğer ülkelerden insanlar, dağlardan inen kaynakların ırmaklarla, nehirlerle birleştiği gibi birleşip deryalara doğru akıyorlar...
Tabi bu istila ve sömürüden Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz ve Türk Milleti olarak bizler de nasibimizi alıyoruz. Avrupa teyakkuzda, ne yapacağını bilemez durumda.
Batıdaki hemen hemen herkesin yatları, katları var. Lüks içinde süren hayatları var. Ama şimdi de karşılarında açlık ihtiyacını gidermek için akan insan selleri var.
Benim de hakkım var o yatlarda, katlarda!” diye bağırarak ilerliyorlar.
Durum çok vahim... Dünya Siyasî Haritası yeniden şekilleniyor. Tabi hâlâ yaşayan insan kalmışsa dünyada...
Yıl 2033...
Kulağımıza bir masal gibi gelen ve bu yarı kurgu olan küçük hikâyecik, belki bizlerin yaşında olanlar görür ya da görmezler bilemiyorum ama dünyanın huzurunu bozacak olan yegâne husus açlık, savaşlar ve bunun sonucu olan göçleri anlatmaktadır.
Bu bir ütopya değildir. Bu durum, tarihte defalarca yaşanan gerçek vakalardandır.
Hâlbuki dünya bu konuyu belli bölgelere (Ortadoğu gibi Afrika gibi, Uzak Asya gibi) sıkıştırılmış, daha "mikro ölçekli" konular olarak göstermeye çalışıyor.
Durum, gösterilmeye çalışılandan vahimdir ve bütün insanlık bu konudan dolayı risk altındadır.
Bu sorun, sadece ülkemizin ya da bölgemizin sorunu değildir. Bu sorun iç siyasete indirgenecek düzeyde bir sorun olmayıp uluslararası düzeyde bir sorundur.
Gün gelecek arı kovanına çomak sokan sizler, tamamınız o arılar tarafından sokulacak vebüğelek tutmuş danalar gibi böğüre böğüre yok olup gideceksiniz.
Allah, insanlığın yardımcısı olsun, ne diyeyim?
