Hayat öyle karmaşık bir olgu ki ne düzenine akıl eriyor ne hızına yetişiliyor ne zevkine doyum oluyor ne de acısına dayanılıyor...
Trafikte büyük bir hareket, çarşıda pazarda hareket, devlet dairelerinde hareket, özel sektörde hareket, okulda hareket, vakit aralarında arasında üçer beşer saat süreyle bir sükûnet olsa da camide hareket, hastanede hareket...
İnsanoğlu hep hareket halinde... Bu hareketlilik içinde çarpışmalar, çatışmalar, bağrışmalar, ağlaşmalar, gülüşmeler, dertleşmeler de kaçınılmaz oluyor tabi ki...
Dertler peş peşe, sevinçler ardı sıra, problemler yığınla...
Problemleri çöz çöz bitmiyor, “çözdüm” diyorsun bir bakıyorsun hatta daha bakamadan problemlerin arkasına bir başkası sıraya giriyor bazen sıraya bile girmeden bodoslama araya kaynak oluveriyor.
İstiyorsun ki “tek tek gelsinler.” İstiyorsun ki “bir düzen içinde gelsinler.” İstiyorsun ki “derdin biri bitsin diğeri ondan sonra gelsin.” Öyle olmuyor işte...
Sen kendini düzen içinde sanıyorsun. Bazen böbürleniyorsun, “Ne kadar da düzenli biriyim.” diye böbürlenmek isterken, düzeninin ortasına bir bomba düşüveriyor. Halk tabiriyle “pırnapırna” oluveriyorsun bir anda... “Ne kadar da düzenliyim.” derken, “Ne kadar da acizmişim meğerse...” duygusuna kapılıveriyorsun. ‘Kapılmak’ ne kelime acizliğinin zirvesine çıkıveriyorsun.
Bir yandan 66 yaşına kadar hiç rastlamadığın tansiyonun, ense köküne vurmaya başlıyor, diğer yandan merdivenden aşağıya hızla inişini gözlerinle, bırak gözlerini bütün uzuvlarınla görmenin, hissetmenin farkına varıyorsun.
Derler ki “İnsan, arayı fazla uzatmadan, mezarlıkları, hastaneleri, hapishaneleri zaman zaman ziyaret etmeli... Ziyaret etmeli ki hayatın hep neşeli, zevkli taraflarıyla değil, hüzünlü, acıklı taraflarıyla da hemhal olabilsin. Gördüklerinden sonra duyularını, duygularını frenleyebilsin, isteklerini törpüleyebilsin, gerçek hayatın farkına varabilsin...”
Aydınlar Ocağı Başkanımız Dr. Mustafa Güçlü Bey ile yaklaşık 20 yıldır tanışıyorum. Daha doğrusu ben kendisini 20 yıldır tanıyorum ama karşılıklı tanışmamız 15 yıl kadar oldu.
Kendisinin tam 30 yıldır sürdürdüğü “Selçuklu Salı Sohbetleri” programını, başlarda kesintili de olsa son 10 yıldır sürekli olarak takip ediyorum. Son 5 yıldır da Konya Aydınlar Ocağı bünyesinde yönetim Kurulu Üyesi olarak takip ediyorum.
Dr. Mustafa Güçlü ile yolda yürümek, çarşı pazarda dolaşmak hayatın en zor bölümü... Zira özellikle faal hekimlik süresi boyunca insanlarla ilişkileri, hasta-hekim ilişkileri öyle her zaman her yerde sıkça rastlanılabilecek ilişkiler gibi değilmiş. Ben o dönemlerini bilmediğim için ‘miş’li, ‘mış’lı cümleler kuruyorum. Çok sıra dışı bir ilişkiden bahsediyor bilenler. Hastalarla ilgisi belki bir psikolog belki bir sosyolog belki bir antropolog, bir ağabey, bir baba, bir dede ilişkisi gibiymiş. Bunu ben de zamanla böyle olduğunu öğrendim. Mesela çarşıda yaya yürüyemezsiniz onunla birlikte. Her adımda mutlaka bir hastasıyla, hasta yakınıyla burun buruna, yüzyüze gelebilirsiniz. O hastanın Mustafa Güçlü ile olan hastane hikâyelerini dinleyebilirsiniz. Bu yüzden Dr. Mustafa Güçlü hep önüne bakarak yürümek zorundadır yoksa yürümesi mümkün olmaz. Bu abartı değil bir gerçek...
On gündür bunu hastane koridorlarında da görmüş oldum. Maşallah!” dedim hep. Grup grup, birey birey sanki Konya, hastaneye aktı.
Geçtiğimiz Perşembe günü yani on gün önce oğlu Av. H. Murat Güçlü ağır bir kalp krizi geçirdi. Tedavisi Necmettin Erbakan Tıp Fakültesinde halen devam ediyor. Doktorların verdiği bilgiler “Her gün daha iyiye gittiği...” yönünde. On gündür hastane koridorlarında bekliyor Dr. Mustafa Güçlü ve diğer yakınları. Yıllarca hekim olarak hastalara hizmet verirken şu an hasta yakını olarak hastane koridorlarında bulunuyor.
Hastane koridorları çok kalabalık... Kalabalığın içinde; yaşlılar, gençler, orta yaşlılar, çocuklar... Herkes canının telaşında... Kimisi hasta, kimisi hasta yakınları... Birçoğunun gözleri yoğun bakım ünitelerinin kapısında... Kulakları içeriden çıkacak olan doktorun vereceği bilgide, edeceği sözlerde... Hasta ile ilgili olumlu sözleri duyunca sevinç gözyaşları, umutsuzluk sözleri duyunca hüzün gözyaşları... Bunların hepsi hayatın gerçekleri...
2020 yılında tam 75 gün yoğun bakımda yatan babam geldi aklıma. Tam 75 gün hastane koridorlarını aşındırıp, yoğun bakımdan çıkan doktorların yolunu gözlediğim geldi aklıma... Verecekleri güzel haberleri beklediğim geldi aklıma... Babam oradan salim çıkamadı ama tüm hastalarımızın salimen yuvalarına dönmeleri, Allah’tan en büyük dileğim.
Allah’a şükür ki Murat Güçlü kardeşimiz bu zorlu dönemi sağlıkla atlattı ve aramıza döneceği zaman inşallah çok yakındır.
Allah tüm hastalarımıza şifa hastane koridorlarını aşındıran herkese sağlıklı haberler duymayı nasip etsin inşallah. Amin.
