Devlet babanın biri ‘memur’ diğeri ‘emekli’ adında iki evladı var. Korkarım ki devletin, mirastan daha az faydalandırdığı ‘emekli’ ismindeki evlat, babaya isyan bayrağını çekecek.
Zira “Biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar.” demiş atalarımız. Hangi emekliyle özellikle de memur emeklisi ile bu konuyu konuşsam “Bundan sonra oy moy yok, devlet baba bu haksızlığı yapmayacaktı.” diyorlar. Özellikle ‘memur emeklisi’ dememdeki maksat çok açıktır. 2023 yılına kadar memur ile memur emeklisine yapılan tüm maaş zamları hep aynı seviyede olmuş, Yetkililer tarafından, “Memura yapılan zam memur emeklisine de yansıyacak” şeklinde cümleler kurulmuştur.
Yahu, siz bu durumu şaka mı sanıyorsunuz yoksa dalga mı geçiyorsunuz yahut da hiç 'sopa' yemediniz mi?
Hey, merkez yönetiminin etrafındakiler, ey siz halkın sorunlarını merkeze iletmekle görevli olan etkili ve yetkililer, size diyorum size! İktidarınız elden gidiyor siz hâlâ "Oyunda oynaştasınız."
Cumhurbaşkanımızın ya bu durumdan haberi yok, herkesi "Halinden memnun..." sanıyor ya da haberi var ama iktidar olmaktan yoruldukları için bilerek bu haksızlığa göz yumuyor...
Dost acı söyler ama gerçekleri söyler. Bunu bir tespit edelim önce. Rakamlarla, kelimelerle bir durum tespiti yapalım.
Ben kendimden örnek vererek konuyu açıklamaya çalışayım.
Yıl 2005, aylardan Mayıs, emekli olduğum tarih... Genel olarak diğer kurumlarda çalışan memurlara kıyasla bir tık daha yukarıdan maaş alan bir kurumdan emekli oldum. Gerçi emekli olurken ilk haksızlığı da orada yaşıyoruz, kurumdaki bir kesim çalışırken aldığı maaşın yüzde 85 oranı üzerinden emekli olurken bizim kesimi yüzde 49’larla emekli ediyorlar, o da ayrı bir haksızlık da o konuyu başka zaman işleyelim inşallah.
O tarihte bana, 970,00 TL. maaş bağlandı. Yine o tarihte asgari ücret 350,00 TL. idi. Emekli maaşım, asgari ücretin 2.7 katı nispetindeydi...
Yıl 2023... Maaşım 16. bin TL. oldu. En düşük memur maaşı ise 11 bin TL.idi.
Yıl 2026... Asgari ücret 28 bin TL... Benim maaşım ise asgari ücretin biraz üzerinde... Yani asgari ücretin 1.5 katı. Nispetindedir. 2005 yılına oranla 1.2 kat kayıptayım. 2005 yılındaki benim maaşımla asgari ücret oranlamasına göre şu anki maaşım 73 bin lira olmalıdır...
Yine yıl, 2026... En düşük memur maaşı 58 bin küsur TL. Yani benim maaşımın çok çok üzerinde bir rakam...
Şimdi ben 2005'e göre, 2023'e göre ekonomik yönden iyi konumda mıyım kötü konumda mıyım? Belki ben yanlı konuşuyor olabilirim ama matematik ilminde bir değişim olma imkân ve ihtimali yok ki. Ben 21 senede maaşım bakımından ileriye gitmem gerekirken geriye gitmişim. Hem de asgari ücret karşısında 1.2 misli geriye gitmişim. Asıl olan bu...
Önce ‘En düşük emekli maaşı’ bakımından mağdur olmuşum, bunun için yanıp tutuşurken şimdi de ‘en düşük emekli maaşına’ yapılan ufak ufak artışlarla bu maaşın karşısında da mağduriyetime az bir rakam kaldı. BU gidişle birkaç seneye varmaz en düşük emekli maaşıyla da eşitlenecek gibiyiz.
Yanlış anlaşılmasın, derdim “En düşük memur maaşına’ ya da ‘En düşük emekli maaşına’ yapılan zamlar değildir. Benim derdim 2005 yılında bağlanan emekli maaşımın bahsettiğim kesimlerin maaşları karşısında sürekli olarak değer kaybetmesidir.
1990’lı yılların ortalarıydı. Babamın uzun yıllar prim ödeyerek hak ettiği Bağ-Kur maaşını bağlatabilmek için Konya, Nalçacı’daki eski Bağ-Kur binasına gittim. İşlemleri yaptırırken o zamanki Bağ-Kur Bölge Müdürümüzle de bir yandan sohbet ediyorduk.
“Tayyar Bey bu kurum,pancar dairesine bir kez ürün teslim eden kişiyi emekli eden bir kurum, biliyor musun?’ dedi.
“Nasıl yani müdürüm, öyle şey olur mu?” dedim.
“Olur tabi, oldu bile. Aradaki prim farklarını ve askerlik borçlanmasını da yaptık ve emekli ettik.” dedi.
Şimdi ofise bir kez pancar teslim edenle 31. Yıl 3 ay prim ödeyen benim maaşım, neredeyse eşitlenecek.
Bu ayarsızlığın, bu adaletsizliğin düzeltilemediği bir emeklilik daha geniş anlamıyla personel maaş sistemi elbette devlet baba ile evlatların arasını soğutur. Babanın bunlardan çok daha önemli işlerinin varlığını elbette biliyoruz. Bu görevleri de dikkate alarak “baba-oğul” ilişkisini dikkate almalıyız ancak ‘adaletsizlik,’‘cebin aşınması’ bu aranın soğumasına etki edecek en önemli faktördür. Benden söylemesi.
Bu şartlarda, sadece maaş artış durumunu dikkate alsak benim oyumun yönü sizce nasıl olmalı? "Ben" dediysem milyonlarca emekliden bahsediyorum.
Senin, "devlet baba" olarak, 'Memur' ve 'Emekli' adında iki evladın var ve sen kalkıyorsun, evladının birine SEYYANEN simli çok değerli, şehrin göbeğindeki gayrimenkulünü veriyorsun, diğer evladını ise mirastan mahrum bırakıyorsun ya da kıraç bir araziden bir evlek de ona veriyorsun. Sonra da ikisinden de aynı sevgiyi bekliyorsun, oy bekliyorsun. Normal bir şey mi bu?
Senin gibi bir babaya, mirastan mahrum edilen evlat iyi bir baba olarak bakar mı?
Şimdi tekrar edelim:
‘Baba,’ ya bu konuda etrafındaki akraba, hısım ve danışmanları tarafından yanlış yönlendiriliyor ya da baba, ekonomik yönetim zafiyeti yaşıyor ev idaresini (iktidarını) bilerek bu yöntemi kullanarak devretmek istiyor.
Yoksa bunun bir başka izahı yoktur. İktidarın sarsılması, korkarım ki birinci derecede emeklilerin tabi tutulduğu bu acı muameleye bağlı olacaktır.
Baba haksızlık yaparsa evlat da gereğini yapar ve onu sözünü geçmez bir konuma düşürür. Tekrar edelim:
“Dost söyler ama en acı sözleri söyler.
Görelim Mevla neyler? Neylerse güzel eyler.”
