23 Ocak 2026, Cuma
16:15
23.07.2025
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Basında yer alan bilgiye göre, "Demirören Grubu’nun Doğan Medya Grubu’nu almak için Ziraat Bankası’ndan aldığı 800 milyon dolarlık kredinin geri ödemesini yapmamış." Söz konusu alacak Sayıştay raporuna göre 31 Aralık 2024 itibarıyla kredi borcu 33 milyar 910 milyon 995 bin 814 TL olarak yer almış. Aynı tarihte dolar kuru 35,28. Bu durumda 31 Aralık 2024 itibarıyla kredi borcu 961 milyon 196 bin 26 dolara denk gelmektedir.

Atatürk Barajı projesinin toplam maliyeti yaklaşık 1.250.000.000 ABD doları olduğu bilgisini internetten edindim. Türkiye'nin en büyük barajı olup dolgu hacmi bakımından dünyanın en büyük 6. barajı durumundadır.

Şimdi buyurun siz değerlendirin: Bu nasıl iş, bu nasıl ticaret? Yıllar önce alınan borcun ödemesini yapma, birkaç defa yapılandır, yine ödeme; rakam bu afaki boyutlara gelsin. Bankanın teftiş ve denetlenmesine hiç mi bakılmamış, teftiş raporlarına konu edilip alacağın peşine düşülmemiş? Hayret ki hayret… Anılan banka kamu bankası değil de özel bir banka olsaydı bu noktaya gelir miydi acaba? Hiç sanmıyorum.

Amme alacağı sayılmaz mı bu alacak? Bal gibi de sayılır. Devlet, vatandaştan olan alacağına her türlü cebri icra işlemlerini tatbik ediyor. Banka hesapları başta olmak üzere tüm menkul ve gayrimenkuller ile hak ve alacaklarına gözünün yaşına bakmadan haciz koymasını biliyor da bu denli borç için neden ve niçin, hangi gerekçelerle bugüne kadar gereği yapılmıyor? Yapılandırmanın şartlarına uyulmadıysa neden borç tekrar tekrar yapılandırılıyor? Borç stoku neredeyse bir Atatürk Barajı yapabilecek miktara gelmiş; hiç mi yürekler sızlayıp vicdanlar titremedi?

Şimdi bu borç tahsil edilmezse ya da kaynarsa birileri "pardon" mu diyecek? Eğer diyecekse bu amme alacağının vebali ve sorumluluğu kime ve kimlere ait olacak? Sayıştay bu alacağın şüpheli duruma düşmesi ya da tahsil kabiliyetinin olmaması durumunda yetki ve sorumlulara zimmet çıkaracak mı? Devletin kaynakları hepimizin; bunu kullanırken ya da kullandırırken elimizi vicdanımıza koymamız, geleceğimiz için çocuklarımız ve torunlarımız için gereklidir. Yoksa gelecekte üçüncü dünya ülkesi olarak rüzgârın yaprağı sağa sola savurduğu gibi savrulup yok olup gideriz. Neticede elimizde kalan bir avuç vatandan da mahrum oluruz.

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı