23 Ocak 2026, Cuma
16:17
23.07.2025
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Ama sen hala yaşıyorsun. Çok iğrenç bir yaşam şekli değil mi bu?

 

Bir devlet, bir başka devletin kalbine girip devlet başkanını ve eşini derdest edip alıp kendi ülkesine götürüyorsa ve o devletin asli unsuru olan milleti kendi devlet başkanının götürülmesine ses çıkarmıyorsa ya da çıkaramıyorsa, buna göz yumuyorsa kendini yaksın, yaşamasın yani...

 

Nasıl bir mide bu?

 

Dünyada bundan aşağılık bir başka durum varsa ben bilmiyorum.

 

Diğer yandan, kafasının bozulduğu devleti; kimini "Kimyasal ve nükleer silah kullanıyor," kimini "Halkına zulüm ediyor.", kimini “İslami terörü barındırıyor." kimini "Uyuşturucu ticareti yapıyor." kimini "Diktatör." diyerek kafasına göre bahaneler uydurup işgal edip devlet başkanlarını öldüren, istediği zaman istediği yerde suikast yapan, kendisini de "Demokrasi havarisi" gösterip işgal ettiği devletin halkına bunu kabul ettiren, bunları yaparken de vekalet grupları (terör grupları) oluşturan ABD, dünyanın bütün ayarlarını bozmuş ve bozmaya da devam etmektedir. Ayarın bozulmasına hizmet eden ve kendi devletinin işgal edilmesine ses çıkarmayan hatta teşvik eden yüz karası insanların çoğalmakta olduğu bir dünyada yaşıyoruz maalesef...

 

Kendisi bir 'melek'miş gibi, yaptığı iş çok normal bir işmiş gibi öve öve bitiremiyor ve bunu dünyadaki bütün ülkeler sessizce izleyerek esas duruşta tasdik ediyorlar. Hakikaten çok sinir bozucu bir hal...

 

Dünya, "İnsan Hakları, AB, Avrupa, NATO, UNESCO, Birleşmiş Milletler." v.s. birçok göstermelik, zulme hizmet eden uluslararası kurumların varlığı, Batı'yı ‘demokrasi timsali’ gibi göstermeye gayret eden utanmazlarla dolu.

 

Günümüzde hiç bir bağımsız ülke güvenli bir bölge değildir. Hiç bir uluslararası kuruma güvenip de hiç bir ülke kendini avutmasın. ABD, eline ipleri almış kukla oynatıyor dünya sahnesinde...

 

Hele de devletini korumaktan aciz, bunun için ölmekten sakınan, korkan insanlar oldukça kimsenin güvenliği garanti altında değildir.

 

"Armudun sapı, üzümün çöpü" diyerek eften püften işleri bahane edip birbirine düşman edilen toplumların teslim alınması çok daha kolaydır artık. Ülkeye gir, devlet başkanını al uçağa bindir götür. Yok yok karayoluyla da götürebilirsin.

 

Bizim ülkemizde de birbirlerine karşıtmış gibi görünen gruplar derhal milli bir mefkûre etrafında birlik olmalılar ve sadece hizmette yarış etmeliler...

 

Ülkeyi 180 partiye bölüp, herkesin "Düşün peşime!" diye kendisini "kurtarıcı" göstermesi kadar bir başka yanlış iş yoktur. "Parti" demek, parça demektir. Ülkemizi daha fazla parçalara ayırmaya müsaade etmemek lazımdır.

 

Sorsanız 180 partinin 180 lideri de kendisini "kurtarıcı," kendisini "Vatanını en çok seven konumunda" tutar. Bunların hepsini kapatıp parti kurma işini zorlaştırmak gerekir.

 

Zira “Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır.” Prensibi bizim mihenk noktamız olmalı. Herkes “bayrak,” toprak,” “vatan,” “millet,” “Atatürk,”  “dini inanç” gibi değerleri almış eline karşısındakinin gözüne gözüne sokuyor. Bundan âlâ bölücülük mü olurmuş? “Parti” zaten “parça” anlamına gelmiyor mu? Şimdiden 180 parçayız zaten.

 

Yaz bir metin, bu değerleri içine al, koy her partinin tüzüğünün 1. Maddesine, imzalat altını, mitinglerde bu değerlerin kullanılmasını yasakla, sadece hizmette yarıştır, olsun bitsin.

 

Birçoğu, "devletin bölüneceği" korkusunu yaymaktalar ama kendileri 180 parçaya bölünen bir devletin bir tarafındalar bundan bile haberleri yok. "Dönecekse dünya, benim etrafımda dönsün." istiyorlar. Devletin bölünmez bütünlüğünü takip edecek olan partiler değil, devletin MİT gibi Emniyet gibi, Yargı gibi, TSK gibi kurumlarıdır. Milleti gerim gerim geren, barışı tehlikeye atan yegâne kurum partiler yasasından kaynaklı olan durumlardır.

 

Bu konuları düzeltmezseniz eğer yarın bir gün de gelirler, sizin devlet başkanınızı hem de sizin evinizin önünden alır götürürler, alimallah arkasından baka kalırsınız. Bugün olur yarın olur, o partiden olur bu partiden olur hiç fark etmez.

 

O bizim hepimizin başkanı konumundadır ve böyle bir hakaret hepimize yapılan bir hakaret olur. O bizim devletimizin, milletimizin namusudur. Namus elden gidince, yaşasan ne anlamı olur yaşamasan ne anlamı olur? Ölümüne savunduğun partinin de sana gram bile faydası olmaz.

 

Titreyip kendimize dönmenin zamanıdır.

 

Tayyar Yıldırım

 

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı