Ne güzel... Yine bir kandil gecesinde herşeyi biliverdik. Sosyal medyayı takip ettim de hiç birimizin yazdığını hiç birimiz tasdiklemiyoruz. Had bildirmeğe kurulmuşuz. Sadece ona cevap yetiştirme derdindeyiz. Aynı 'Arap Çorbası' gibi yazan yazana... Her kafadan bir ses çıkıyor. Güya âlimlik ediyor güya ilim satıyoruz.
Yine hep kendimizi parlatıyor kendimizi kibir abidesi olarak görüyoruz. "Ben ne diyorsam o!" bilgiçliği ve buyurganlığı içerisindeyiz.
Tamam. Bilgimizi satalım, ihraç edelim. İster faturası olsun isterse olmasın. Bilgimizin bir kaynağa dayanmasın ya da dayandığını zannedelim... Hangimiz şu anda bir kişiyi ikna edip denamaz kılmaya başlattık? Hangimiz yeryüzünde zulüm gören bir tek çocuğu kurtardık bu fikirlerimizle? Bu tartışmalarla somut olarak ne kazandık. Tuttuğumuz partiye oy mu kazandırdık? Bunun için mi bütün çabamız?
Arayı açmaktan, araya nifak sokmaktan, insanları rencide etmekten gayrı neye yaradı yazdıklarımız? Kaç kişiyi yazdıklarımıza ikna ettik? Camileri cemaatle mi doldurduk?
Allah bilir, birbirlerini tanıyanlarımız, düşüncelerine vakıf olanlarımız ya da yazdıklarımızdan dolayı bir siyasi duruşun tarafı olduğuna kanaat getirdiklerimiz, İslam'a uygun olduğu için değil de sırf onun duruşuna siyasi düşüncesine karşıtlık içeren ifadeler serdettik sırf ona muhalefet etmek adına... Ortalığı gerdik...
Müslüman'a bayramı Müslüman'a eğlenmeyi çok görenlerle, eğlenmeyi abartıp gökyüzüne alevler gönderip düştüğünde nereyi yakacağı belli olmayan ateşlerle oynamayı tercih edenlerimizle konuyu yine 'Arap Saçına' çevirmeyi başardık. Hatta “Fener uçururken parmağını koparanların” haberlerini dahi okuduk.
Benim yazdıklarım da dâhil şimdi ne işe yaradı bunlar? Yazdıklarımızı sanki ‘Birilerine nispet olsun.’ diye yazıyoruz... Onların burun direklerini sızlatmak adına yazıyoruz... Onlara künde atıp alaşağı etmek amacıyla yazıyoruz... Had bildirmek, inançlarını ve kendilerini aşağılamak maksatlı yazıyoruz... Bence ayıp ediyoruz.
Herkes kendi yazdıklarını destekler gördüğü ve şöyle ya da böyle bir yerlerden duyduğu ya da bir yerlerden okuduğu, kopyalayıp yapıştırdığı Ayet-i Kerimeyi paylaşıyor. “Bak bu ayet senin dediklerine uymuyor.” Veyahut da “bak bu Ayet benim dediğimi destekliyor.” gibi kesin hükümler vererek onu Kur’an ile terbiye etmeye kalkıyoruz. Evet, Kuran insanları terbiye eder. Ancak bu konu âlimlerin elinde anlamlıdır. Bizler O’nun diline ve anlamına vakıf insanlar değiliz ki. Keşke boş boş tartışacağımıza o alanda gayretimiz olsa. Ne kadar cahilane bir tavır ve tarzı seçiyoruz. O konu bilgi isteyen bir konudur. kişilerin durumlarının “Ayete uygunluğu” ya da “uygun olmadığı” gibi bir konuyu biz bilemeyiz ki... Onu ancak Kuran âlimleri bilebilir.
Kuran-ı Kerim'in tamamına hâkim, samimi ilim adamlarının önünde saygı ile eğiliyorum. Onların susmaması,Kandil Geceleri gibi zamanların, kutlanmasının ya da kutlanmamasının ne anlama geldiğini anlatmaları, bizleri aydınlatmaları gerekiyor. Ancak tarihin derinliklerinden günümüze kadar ulaşan ve uygulanması durumunda kimseye bir zararı olmadığı gibi sosyal fayda bile sağlayan hadiseleri yok saymanın ‘dine aykırılığını’ iddia etmenin de kimseye bir faydası olmadığını düşünüyorum. Yanlış mı düşünüyorum?
Tıpkı Cumhuriyet Bayramı gibi tıpkı 23 Nisan Bayramı gibi bayramların işlevine benzer işlevleri olan, birinin milli, diğerinin dini duyguları coşturan hadiseler olarak görmenin ne zararı olabilir ki?
Bu kutlamalardan dolayı bir kişi bile camiye, cemaate karışsa bu bir fayda değil midir? O halde "Kuran'da yeri yok." diyerek milli bayramları da mı eleştirelim?
Senin, benim doğacağımız, adımızın mesela Ali olarak konacağı yazıyor mu Kuran'da? Ozaman bizler de mi ‘bidatiz,’ bizler de mi ‘din dışıyız?’
Dini bayramlarda fener alaylarını eleştiriyoruz ya milli bayramlarda da fener alayları düzenlenmiyor mu? Dinden falan mı çıkacağız alimallah!
Her türlü eylem ve söylemimiz dinimize uygun da bir kandil mi kaldı düzeltemediğimiz?
Haydi, şimdi de bunu tartışalım.
Allah hepimizin iyiliğini versin e mi?
Ne güzel... Yine bir kandil gecesinde herşeyi biliverdik. Sosyal medyayı takip ettim de hiç birimizin yazdığını hiç birimiz tasdiklemiyoruz. Had bildirmeğe kurulmuşuz. Sadece ona cevap yetiştirme derdindeyiz. Aynı 'Arap Çorbası' gibi yazan yazana... Her kafadan bir ses çıkıyor. Güya âlimlik ediyor güya ilim satıyoruz.
Yine hep kendimizi parlatıyor kendimizi kibir abidesi olarak görüyoruz. "Ben ne diyorsam o!" bilgiçliği ve buyurganlığı içerisindeyiz.
Tamam. Bilgimizi satalım, ihraç edelim. İster faturası olsun isterse olmasın. Bilgimizin bir kaynağa dayanmasın ya da dayandığını zannedelim... Hangimiz şu anda bir kişiyi ikna edip denamaz kılmaya başlattık? Hangimiz yeryüzünde zulüm gören bir tek çocuğu kurtardık bu fikirlerimizle? Bu tartışmalarla somut olarak ne kazandık. Tuttuğumuz partiye oy mu kazandırdık? Bunun için mi bütün çabamız?
Arayı açmaktan, araya nifak sokmaktan, insanları rencide etmekten gayrı neye yaradı yazdıklarımız? Kaç kişiyi yazdıklarımıza ikna ettik? Camileri cemaatle mi doldurduk?
Allah bilir, birbirlerini tanıyanlarımız, düşüncelerine vakıf olanlarımız ya da yazdıklarımızdan dolayı bir siyasi duruşun tarafı olduğuna kanaat getirdiklerimiz, İslam'a uygun olduğu için değil de sırf onun duruşuna siyasi düşüncesine karşıtlık içeren ifadeler serdettik sırf ona muhalefet etmek adına... Ortalığı gerdik...
Müslüman'a bayramı Müslüman'a eğlenmeyi çok görenlerle, eğlenmeyi abartıp gökyüzüne alevler gönderip düştüğünde nereyi yakacağı belli olmayan ateşlerle oynamayı tercih edenlerimizle konuyu yine 'Arap Saçına' çevirmeyi başardık. Hatta “Fener uçururken parmağını koparanların” haberlerini dahi okuduk.
Benim yazdıklarım da dâhil şimdi ne işe yaradı bunlar? Yazdıklarımızı sanki ‘Birilerine nispet olsun.’ diye yazıyoruz... Onların burun direklerini sızlatmak adına yazıyoruz... Onlara künde atıp alaşağı etmek amacıyla yazıyoruz... Had bildirmek, inançlarını ve kendilerini aşağılamak maksatlı yazıyoruz... Bence ayıp ediyoruz.
Herkes kendi yazdıklarını destekler gördüğü ve şöyle ya da böyle bir yerlerden duyduğu ya da bir yerlerden okuduğu, kopyalayıp yapıştırdığı Ayet-i Kerimeyi paylaşıyor. “Bak bu ayet senin dediklerine uymuyor.” Veyahut da “bak bu Ayet benim dediğimi destekliyor.” gibi kesin hükümler vererek onu Kur’an ile terbiye etmeye kalkıyoruz. Evet, Kuran insanları terbiye eder. Ancak bu konu âlimlerin elinde anlamlıdır. Bizler O’nun diline ve anlamına vakıf insanlar değiliz ki. Keşke boş boş tartışacağımıza o alanda gayretimiz olsa. Ne kadar cahilane bir tavır ve tarzı seçiyoruz. O konu bilgi isteyen bir konudur. kişilerin durumlarının “Ayete uygunluğu” ya da “uygun olmadığı” gibi bir konuyu biz bilemeyiz ki... Onu ancak Kuran âlimleri bilebilir.
Kuran-ı Kerim'in tamamına hâkim, samimi ilim adamlarının önünde saygı ile eğiliyorum. Onların susmaması,Kandil Geceleri gibi zamanların, kutlanmasının ya da kutlanmamasının ne anlama geldiğini anlatmaları, bizleri aydınlatmaları gerekiyor. Ancak tarihin derinliklerinden günümüze kadar ulaşan ve uygulanması durumunda kimseye bir zararı olmadığı gibi sosyal fayda bile sağlayan hadiseleri yok saymanın ‘dine aykırılığını’ iddia etmenin de kimseye bir faydası olmadığını düşünüyorum. Yanlış mı düşünüyorum?
Tıpkı Cumhuriyet Bayramı gibi tıpkı 23 Nisan Bayramı gibi bayramların işlevine benzer işlevleri olan, birinin milli, diğerinin dini duyguları coşturan hadiseler olarak görmenin ne zararı olabilir ki?
Bu kutlamalardan dolayı bir kişi bile camiye, cemaate karışsa bu bir fayda değil midir? O halde "Kuran'da yeri yok." diyerek milli bayramları da mı eleştirelim?
Senin, benim doğacağımız, adımızın mesela Ali olarak konacağı yazıyor mu Kuran'da? Ozaman bizler de mi ‘bidatiz,’ bizler de mi ‘din dışıyız?’
Dini bayramlarda fener alaylarını eleştiriyoruz ya milli bayramlarda da fener alayları düzenlenmiyor mu? Dinden falan mı çıkacağız alimallah!
Her türlü eylem ve söylemimiz dinimize uygun da bir kandil mi kaldı düzeltemediğimiz?
Haydi, şimdi de bunu tartışalım.
Allah hepimizin iyiliğini versin e mi?

