3 Ocak 2026, Cumartesi
03:04
23.07.2025
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Geçen gün internetten öğrendiğim bir haber dikkatimi çekti. İzmir Menderes Adliyesi’nde görevli bir hâkim, cuma namazı için duruşmaya ara vermiş. Mukabilinde, tabiri caizse adeta kıyamet kopmuş. Bu duruma İzmir Barosu,

“Yüzyıllardır verilen mücadeleler ve ödenen bedellerle kazanılan laikliğe aykırı şekilde duruşmaya ara verilmesi kabul edilemez. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkelerine aykırı bu uygulamayı reddediyoruz.”

şeklindeki bir açıklamayla tepki göstermiş.

 

Buna karşılık yapılan bir yorumda ise

“Denize dökerken arada kaynayan bir grup mu İzmir Barosu’nu kurdu yahut ele geçirdi? Atina Barosu gibi bir açıklama.”

ifadeleri yer almış ayrıca baro üyeleri tarafından yürüyüş düzenlenmiş ve “Laik Cumhuriyetin Avukatlarıyız” yazılı pankartlar açılmış. Aklımıza, bir savcımızın “Cumhuriyetin çocuklarıyız” sözüne verilen “Biz or… çocuğu muyuz?” tepkisi de ister istemez geliyor.

 

Şimdi bu tabloya bakınca bir Müslüman olarak rahatsızlık duyuyorum. Nedir bu tahammülsüzlük? Müslüman bir hâkim, dininin emrettiği farzı yerine getirmek için—üstelik zamanın büyük bölümü öğle tatiline denk gelen bir vakitte—Allah’ın huzuruna duruyor. İslam diyarında bundan daha doğal, daha tabii ne olabilir? Buna tepki göstermek neden, kime ve neye hizmet etmektedir?

 

Açıklamaya bakar mısınız? “Ödenen bedellerden” söz ediliyor. Bir zahmet dönüp geriye bakın: Anadolu insanı hangi şartlarda mücadele etti, hangi bedeller ödendi? Bu topraklar için mücadele edilirken yorganını çocuğunun üzerine örtmeyip cepheye taşıdığı cephane ıslanmasın  diye  örten, Anadolu kadını kimdi? “Cuma namazı farz değildir, yeter ki gavurun bayrağı dalgalanmasın” diyen kimdi, nerede söyledi bu sözü? Dualarla açılan Meclis’te kimler vardı? Ak saçlı, ak sakallı dedeler; babalar, evlatlarını ve torunlarını askere gönderirken hangi öğütlerle yolcu ediyordu? Anadolu’daki, neredeyse her hanede bulunan en az bir şehidin evinde neler okunuyor, neler yapılıyordu? Kimler bedel ödedi hiç düşündünüz mü?

 

Milli Mücadele’nin temel dayanağını oluşturan maneviyatın kaynağı neydi acaba? Azıcık aklı olan ve mürekkep yalamış herkes bu soruların cevabını bilir ve bilmelidir.

 

Bu tahammülsüz ve kışkırtıcı tutumla bu millet neden yıllardır köşeye sıkıştırılmaya çalışılıyor? Yıllarca içmenize, tepinmenize, açılıp saçılmanıza kimse bir şey demedi; bu düşünceye sahip olanlar atlarını istedikleri gibi koşturdu. Bari siz de sözde savunduğunuz medeniyet ve çağdaşlığı Batı’daki örneklerinde olduğu gibi sergileyin ve tahammül edin. Vatandaş, inandığı gibi yaşasın ve üzerine farz olanı yerine getirsin. Sürekli kışkırtmaya gerek yok.

 

Bu vatan hepimizin ve hepimize yeter. Durun, durduğunuz yerde. Ya da gelin dürüst olun; bir şeylerin arkasına saklanmadan derdiniz neyse kininiz kimeyse açıkça söyleyin. Millet bilsin; şapka düşsün, kel görünsün.

 

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
Alt Banner Reklamı