Uğur Hoca, tamam.
İyi ama bir de Özlem Hoca var.
*
Birini öne çıkarıp diğerini geri plana atmak hatta yok saymak... Gerçekten çok ayıp, gerçekten utanç verici.
*
“Dünyanın Uğur’u” manşetini atıp “Dünyanın Özlem’i” manşetini akıldan bile geçirmemek... Olacak iş değil.
Dünyanın Uğur’u... Dünyanın Özlem’i...
*
- Uğur Hoca profesörse... Özlem Hoca da profesör.
- Uğur Hoca BioNTech’in sahibiyse... Özlem Hoca da sahibi.
- Uğur Hoca aşıyı geliştirdiyse... Özlem Hoca da geliştirdi.
Aralarındaki tek fark birinin erkek, diğerinin kadın oluşu.
*
“Dünyanın Uğur”unu görüp de “Dünyanın Özlem”ini yok saymak...
2020 yılının son çeyreğinde dünyaya erkek bakışıyla bakmak ilkelliğinden kurtulamadığımızın bir göstergesi.
Biz kolay ıslah olmayız kardeşim.
AYKUT ERDOĞDU’NUN TEKNEYE KAÇIVERMESİ
MUHARREM İnce, otobüsle memleketi dolaşınca...
CHP yönetimi de otobüsle memleketi dolaşma kararı aldı.
*
CHP’nin önemli isimleri, “Ekonomi Otobüsü” adını verdikleri otobüsle Mersin’deydi önceki gün.
Dünyanın Uğur’u... Dünyanın Özlem’i...
*
Otobüs sakinlerinden CHP’li Aykut Erdoğdu, otobüste sıkılınca... Hemen kaçamak yapıp nazlı nazlı süzülen bir tekneye atmış kendini.
*
Tekneden çektiği videoda şöyle diyor:
“Mütevazı bir tekne bu... Fiyatı yüz elli bin ya da yüz bin lira...”
*
Teknedeki Aykut Erdoğdu’ya şöyle bir baktım:
- Gözleri parlıyordu.
- Süper mutluydu.
- “İşte olmam gereken yer” diyordu vücut diliyle.
- Denizcilik literatürüne hâkimiyeti göz dolduruyordu.
*
Tam da “Yahu Aykut Erdoğdu... Daha ilk günden sıkılıp tekneye kaçmak oldu mu yani?” diyecektim ki...
Teknedeki o olağanüstü yaşama sevincini görünce vazgeçtim.
*
Hayatını yaşa Aykut Erdoğdu!
Siyaset, her şey değildir. Siyaset dediğin gelir geçer... Elinde kalacak olan teknede geçirdiğin o harikulade zaman olacaktır.
KORKU İLE UMUT ARASINDA BİR YERDE
ORTADOĞU’da kartların yeniden dağıtılması gibi korona çemberi de sürekli daralıyor.
Ama şunu söyleyeyim:
Bu sefer çember, gerçekten daralmış durumda!
*
Etrafımda korona olmayan çok az kişi var.
İnsanın kendini koruması gün geçtikçe zorlaşıyor.
İşin şakası da yok hani.
Asistanım Necla’nın ablası Ayşegül’ü kaybettik koronadan... Genç yaşta vefat etti. Allah rahmet eylesin.
*
Bu arada anksiyete baş gösterdi hepimizde.
Azıcık başımız ağrısa ya da azıcık öksürsek... Anında “Korona mı oldum” diye telaşlanıyoruz.
Bu panik de perişan ediyor hepimizi.
Korona olmuş kadar oluyoruz yani.
*
İtiraz etmese yaşayamayacak halde olan ne çok insanımız var.
İşte bakın:
Sokakta sigara içilmesinin yasaklanmasına bile itiraz ediyorlar.
Yahu bunun neyine itiraz ediyorsun?
Sokakta sigara içenler, maskeyi çıkarıyorlardı.
Sırf bu yüzden bile yasak kararı gayet yerindedir.
*
Son durumumuz şu:
Bir yandan feci korkuyoruz, bir yandan da feci umutlanıyoruz.
Umudu arttıran tek unsur: Aşıdaki gelişmeler...
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca bile aşıyı dayanak yaparak “maskesizlik müjdesi” verdi.
*
Bu aşı işi galiba bu sefer ciddi.
Ve galiba aşıyla birlikte koronoya karşı zaferimizi ilan edebileceğiz.
Ama ben yine de aşının yaygınlaşmasını bekliyorum.
Erken zafer ilan edip Trump gibi elim böğrümde kalmak istemiyorum.
*
Kısacası ben de herkes gibi korku ile umut arasında bir yerdeyim.