8 Nisan 2026, Çarşamba
02:07
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Eski cumhurbaşkanlarımızdan Ahmet Necdet Sezer...

Sel oldu sustu, deprem oldu sustu.

Seçim oldu sustu, referandum oldu sustu.

Darbe oldu sustu, Ergenekon oldu sustu.

Afrin’de sustu, Libya’da sustu.

10 Kasım’lar, 29 Ekim’ler, 30 Ağustos’lar... Sustu.

Düğün oldu sustu, cenaze oldu sustu.

Susup susup susup ışık olayında konuşmak

Dirayetli bir susuştu onunki.

Büyük susuş!

İnatçı bir susuş!

Hepimiz acayip alışmıştık bu büyük sükûta.

*

Ve fakat...

Bu susuş, dün aniden “küt” diye sona erdi.

İlk kez ama ilk kez suskunluğunu bozdu Ahmet Necdet Sezer.

*

Bunca suskunluktan sonra kendisinden destansı bir çıkış bekleyenler, maalesef beklediklerini bulamadılar.

Çünkü bunca zaman susan Ahmet Necdet Sezer, suskunluğu şu saçma ışık tartışmasıyla ilgili olarak bozmuştu.

 

O konuda da söylediği şey, şundan ibaretti:

*

“12 Ekim Ankara’nın başkent oluşunun 97’nci yılıydı. Bu yüzden Ankara’da tüm kamu kurum ve kuruluşlarının ışıkları açıktı.”

*

Söylediği şeyi işittiğim anda...

Şunları mırıldandım:

*

Keşke susmaya devam etseydiniz Ahmet Necdet Sezer! Hiç değilse o efsunkâr gizem havasını sürdürmüş olurdunuz. Hiç değilse manidar bir küslük içinde olduğunuzu düşünürdük. Keşke.

IŞIKÇININ YAPACAĞI TEK BİR ŞEY VAR

ANAYASA Mahkemesi’nin “ışıklı” mesaj paylaşan üyesi Engin Yıldırım’ın şu saatten sonra yapması gereken tek bir şey var:

İstifa etmek.

YAZININ  TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN 

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı