8 Nisan 2026, Çarşamba
09:23
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Son haftaların yoğun tartışmaları arasında üzerinde pek durulmayan, ama, kenarından teğet geçilmemesi gereken ve amma üzerinde fazla durulmayan ilginç bir konu vardı. Bu haber, uluslararası nice hadiselerin perde gerisini de çok açık şekilde gösteriyordu.

Konunun daha iyi anlatılabilmesi için, bu konuyu en sona bırakıp, önce, yakın tarihten bir-kaç örneği aktaralım:

***

*1932’lerde, yani, 88 yıl öncelerde, o günlerin Türkiye matbuatının arşivlerine bakanlar, mâlûm ‘inkilab’ların Türkiye’ye ne büyük ‘güzellik’ler bahşettiğine dair haberleri okurlar. Çünkü, Kerimân Hâlis adında bir TC vatandaşı kız, emperial dünyanın bilmem hangi eğlence merkezinde ‘dünya güzeli’ seçilmişti.

Bu ‘büyük sonuç’ (!) üzerine, yapılan ‘inkilab’ların kısa zamanda Türkiye’yi nereden nereye getirdiğine ve ‘türk ırıkının güzel bir ırk olduğunu gösterdiğine’ ve bundan sonra daha da yüksek pâyelere eriştireceğine dair nutuklar çekiliyordu.

Daha da ilginç olan ise, o ‘güzellik yarışması’nı düzenleyen ‘beynelmilel komitenin reisi’nin yaptığı konuşmaydı. Çünkü, o kişi, bu birinciliğin, o kızın en güzel olmasına değil, 15-20 yıl önce tasavvur edilmesi bile mümkün olmayan şekilde, Türkiye’nin modern dünyanın ölçülerine dâhil olmasındaki yüksek kabiliyetine verildiğini ifade ediyordu.

Yine aynı yıllarda, Şef, Ankara- Eskişehir yolu üzerinde karasabanla çift süren bir köylüyü görmüştür. Zavallı adam, öküzünün birisi öldüğü ve yerine ikinci bir öküz alamadığı için, boyunduruğun boş kalan tarafına da kendisini koşmuştur. Şef, bu tabloyu, yanındakilere, ‘bu milletin fedakârlığı’na bir örnek olarak gösterir.

***

*Bir de 45 sene öncelerden bir başka ilginç örnek..

Bir yabancı çiklet firması Türkiye’de üretim izni alır.. Arkasından, bir yabancı meşrubat firması da gazozlu içecek üretme izni alır; bir İtalyan firması da makarna üretim izni.. Erbakan Hoca ise, kendisinin bayrakdarlığını yaptığı ‘millî ve ağır sanayi’ hamlelerini anlatırken, o çiklet ve meşrubat veya makarna firmalarının ‘mal’larının ticarî isimlerini karşıtlarına karşı bir silah olarak kullanıyor, ‘Sizi gidi, D….’ciler, Sizi gidi Fr…..’cular sizi... Sizi makarnacılar sizi..’ diye eleştiriyordu.

Ama, bir de ne görelim.. Erbakan’ın Millî Gazete’sinde İsviçre’ye aid bir meşrubât firmasına aid bir içeceğin reklamı!..

(Rahmetli) Sedat Yenigün görmüş reklamı ve geldi, ‘Haydi, Kemaleddin (Erbakan) âbiye gidip biraz kavga edelim..’ dedi. (Merhûm Kemaleddin ağabey, ağabeyi Erbakan Hoca’yla aramızdaki bağlantıyı direkt olarak kuran isimdi.)

Gittik, akşam namazı vaktiydi.. Kemaleddin ağabey bize imamlık etti ve sonra..

Sedat, gazeteyi açıp, ‘Âbi, bu ne rezalet? Meydanlarda, çikletçilerden, makarnacılardan söz edeceksiniz, ama, Millî Gazete’de bir başka ve yabancı meşrubatın reklamını yapacaksınız! Bu nasıl iş?’ kabilinden hışımlı sözler söyledi.

Kemaleddin ağabey, acı bir tebessümle, ‘Bakın, size emperyalistlerin dünya çapında nasıl organize çalıştıklarını anlatayım’ dedi..

Meğer, Millî Gazete’nin B. Amerika’dan aldığı modern matbaa makinelerinde bir ârıza meydana gelince, onun tamiri için, o matbaa makineleri firması, istedikleri dünya kadar dolar’dan ayrı olarak, bir de o İsviçre meşrubat firmasının içeceğinin reklamının yayınlanmasını da şart koşmuş!

Ne ilgisi var?

Evet, emperyalizm, işte böyle çalışıyor. Ve biz de mecbur kalmışız!

YAZININ  TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı