8 Nisan 2026, Çarşamba
13:01
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Biliyorum, son günlerde hep karamsar şeyler yazıyorum. Bu dünyanın bugünkü hali ile ilgili. Göz göre göre yaşanan olaylar var. Bakıyorsunuz insanlar güle oynaya bir felakete doğru sürükleniyor. Bağırıyorsunuz, birileri sesinizi kısmaya çalışıyor. O zaman iş başa düşüyor. Kimse yazmayınca siz yazıyorsunuz. Her gün yeni bir olay oluyor, aynı konudan bahsedince tekrar gibi geliyor.

Zaten bir “korku pandemisi” sözkonusu, tek başına aynı şeyleri söyleyince “korku” yanında bir de “kuşku” üretmiş oluyorsunuz. Bu da bir açmaz. İkircikli bir durum. Söylesem taşlıyorlar, hatta sanık oluyorsunuz, söylemeseniz görevinizi yapamamış, insanları “fe eyne tezhebu / bu gidiş nereye” diye uyarmasanız bu içinize dert oluyor. Oysa insanın “Durun kalabalıklar, bu sokak çıkmaz sokak” diye bağırası geliyor. Ama insanlar güle oynaya bir felakete doğru koşar adım gidiyorlar. Siyaset, sermaye, media, bilim adamları bu cehenneme giden yolları yasalar, piyasa ve algı yöneterek döşemeye devam ediyorlar. “Ağuyu altın tas içre sunuyorlar, bal da onun suç ortağı

Bu durum tarihte ilk kez yaşanmıyor. Çile ve hüzünden habersiz, Hedonist / Mütrefin ( Haz ve refah peşinde koşan topluluk)lar, kendilerine gönderilen uyarıcıları taşladılar ve sonunda büyük bir felaket yaşadılar. O uyarıcıların ayak izlerinden gidenlerin de yaşadıkları çok farklı değildi.

Bugün İstanbul sözleşmesi ve LGBT konusunda yaşananlar da benzer bir durum değil mi? Yine gücüne, parasına, itibarına, makamına, ilmine güvenen “müstekbirler topluluğu”, “tekasür ehli” bir tarafta, bir tarafta Hakkı, adaleti savunanlar! Kendi gözlerindeki merteği görmeyip, başkasının gözünde çöp arayanlar. Bunların atıfetlerine güvenerek, din ve devlet büyüklerini İlah ve Rab, edinenler. Suudi Arabistan’da Kâbe imamlarının, İsrailli diplomatla birlikte fotoğraflarını servis ettiler geçen gün. Siyonist Araplardan sonra “Siyonist Hristiyanlar” gibi, “Siyonist Müslümanlar” zuhur ederse şaşmayın. Aramızda “Kudüs ve Arz-ı Mevudİsrail’e vaad edilmiş topraklardır, Filistin’den çekilmemiz gerek” diyen memleketimizde muteber(!) din adamları olduğunu da unutmayın! 

Hani bizim bir “dava”mız vardı. O uğurda “Çile” ve “Hüzn”e katlanmaya razıydık. İnsanlığın derdi bizim derdimiz olacaktı. Bizim “derd”imiz buydu. Ama oyun, eğlence, lüks hayat, gender’ler de çok tatlıymış!?

YAZININ  TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı