İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, Selahattin Demirtaş’a verdiği kahvaltı yanıtı, bir süre daha konuşulacak gibi görünüyor.
Demirtaş’ın, “Bir sabah Başak ile Meral Hanım’ın kapısını çalar ve ‘Kahvaltıya geldik’ derdim” sözlerine Akşener, “Güneydoğu’da şöyle bir gelenek var, kan davalınız bile olsa kapınızı çaldığı zaman içeri alırsınız” diye karşılık vermişti. Akşener, bir Anadolu geleneğini hatırlattı ama aynı zamanda “kan davalınız bile olsa” sözüyle bir kurguyu bozdu. Akşener, HDP sorulduğunda da “PKK’nın yanında konumlandırıyorum” demişti. O kurgu neydi? Bir süredir Selahattin Demirtaş’ı siyasi denkleme sokma çabaları var. Cezaevinde olması nedeniyle hem unutulmaması için çaba gösteriliyor, hem de PKK’dan ayrıştırılarak CHP ve İYİ Parti tabanına şirin gösterilmeye çalışılıyor. 6-7 Ekim 2014 tarihinde Demirtaş’ın yaptığı çağrıyla PKK, başta Yasin Börü olmak üzere 53 vatandaşımızı katletmişti. Cezaevinin kısıtlı koşullarında olduğu için Demirtaş’la ilgili dikkatli ifadeler kullanmaya çalışıyorum ama Demirtaş şimdiye kadar 6-7 Ekim olaylarının özeleştirisini yapmadı.
YENİ PLAN
Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün çevresinde yer alan bir grup, Selahattin Demirtaş’ın siyasi denkleme girmesi için bir çaba içine girdi. Bunda Ali Babacan’ın partisinin tutmamasının etkisi var mı bilmiyorum ama yeni plan şu: Meral Akşener ve Selahattin Demirtaş’ın cumhurbaşkanı adayı olmasını önlemek. Böylece muhalefet bloku olarak Erdoğan’ın karşısına tek aday çıkarmak.
Demirtaş’ı parlatmaya çalışıyorlar onu anlıyorum da bunu milliyetçi Meral Akşener üzerinden niye yapıyorlar onu anlamış değilim.
Demirtaş planının arkasında ne var
CUMHURBAŞKANLIĞI AYASOFYA’YI TEMYİZ Mİ ETTİ?
CUMHURBAŞKANI Erdoğan, Ayasofya’yı açtı. Milletimizin 84 yıllık hasretini sona erdirdi. Bu kararı almak kolay olmadı. Erdoğan sadece içerideki bazı çevreleri değil, Batı dünyasını da karşısına almayı göze aldı. Zaten Ayasofya’yı da ancak Erdoğan gibi güçlü bir lider açabilirdi. Ancak ilginç bir durum oluştu. CHP milletvekili Mehmet Bekaroğlu, UYAP’taki “Dosya ilk inceleme yapılmak üzere sıra bekliyor” yazısından hareketle, Cumhurbaşkanlığı’nın Ayasofya’nın açılmasıyla ilgili kararı temyiz ettiğini iddia etti.
Hem Ayasofya’yı açmakla övüneceksin, hem Ayasofya’nın açılmasıyla ilgili kararı temyize götüreceksin. Erdoğan gibi Ayasofya için dünyayı karşısına almayı göze alan bir lider açısından ilginç bir durumdu. Cumhurbaşkanlığı kaynakları ile konuştum. Yazılanlara tepkiliydiler. Çünkü kararı temyiz etmeyi bırakın, tam aksine Ayasofya’nın açılışına imza atmanın onurunu yaşıyorlardı. Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı Metin Kıratlı, Danıştay’ın kararını temyiz yetkisinin sadece Cumhurbaşkanlığı’nda olduğunu belirterek, “Cumhurbaşkanlığı’nda temyiz yoluna başvurulmamıştır” dedi. İletişim Başkanlığı da haberleri yalanladı. Hazine ve Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşaviri Hakan Güzel ise resmi yazıyla temyiz başvurusunun yapılmadığını açıkladı. Araştırmamı biraz daha derinleştirince, Ayasofya konusunda taraf olmadığı için temyiz hakkı bulunmayan birisinin itirazı nedeniyle böyle bir karışıklığın yaşandığını öğrendim. Danıştay Dava Daireleri Kurulu’nun yetkisiz olarak yapılan temyiz talebini reddedip Ayasofya kararını kesinleştirmesi bekleniyor.