2 Şubat 2026, Pazartesi
02:28
23.07.2025
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Kuşları sizde sever misiniz?  Ya da her gün kuş sesleriyle uyanmayı? Renkli,kocaman papağanların ve güvercin sürülerinin görüntüsü eşliğinde, kanarya ve serçelerin birlikte seslendirdikleri muhteşem konseri dinlemeyi?

        Herkes bir başka sever kuşları. Kimi havada, kimi karada ,kimi de ne yazık ki tavada. Medine tam bir kuş cenneti. En çokta güvercinler. Burada hayatımızın bir parçası onlar.

         Üç yıl önce,şimdi ki oturduğumuz eve taşınmıştık.Pencereden dışarı bakarken camın açılmayan yan bölmesinde, bir güvercin yuvasının olduğunu fark ettim. Büyüklüğüne bakılınca, iki ya da üç yıllık olduğu anlaşılan yuvada, anne ve baba güvercinden başka küçük birde yumurta vardı. Çocuklar bu işe hepimizden çok sevindiler tabi. Çoktandır evcil hayvan istediklerinden,  önce kuşları sonrada odayı sahipleniverdiler.Aradan bir hafta geçmişti ki, komşumuzun bozduğu yuvanın sakinleri de,penceremizin diğer yanına taşındılar.Bir kaç çöp,yarım mandal,bir çengelli iğne ve bir pipetle inşa ettikleri yuvalarını bir yumurta ile hızla tamamladılar.

         Zaman geçiyordu ve biz merakla bu iki aileyi belgesel tadında izlemeye devam ediyorduk. Anne güvercinler yuvalarının üzerinde oturuyorlar,cama vurmamıza rağmen kalkmıyorlardı.Annelikleri, korkularına galip geliyor, ancak rızıklarını aramak için yuvadan ayrılıyorlardı.Hava çok sıcaktı ve onlar görevlerinin başındaydılar.

           Bir gün, yuvadaki sesler dikkatimizi çekip perdeyi araladığımızda, gagası neredeyse kafasından büyük  bir yavruyla karşılaştık. Kocaman ağzı hiç kapanmayan yavru, büyüklerinin getirdiği yiyeceklerle besleniyor, kısa bir süre sonra bir tüy yumağı haline geliyordu.Sonra, ikinci aile yavrularına merhaba dedi.İki taraflı guguklama sesleri, bazen bizi rahatsız edecek duruma gelse de, yavruların büyümesini seyretmek her şeye değerdi.

     ?Herkesin ocağı tüterde, nasıl tüter kimse bilmez!? derdi büyüklerimiz. Kapalı kapıların arkasında bazen bir? yuva?, bazense bir ?nazi kampı? olabilirdi. Herkesin rengi farklıydı. Ne yazık ki insanlar, aile olunca o renklerle ahengi her zaman oluşturamıyordu. Evlerimizin yuva olabilmesi için sevgi,  saygı,ilgi,hoşgörü,sabır gibi birçok değere ihtiyacı varken,huzurun bozulması, işlerin çığırından çıkması için bazen küçük bir kıvılcım yetebiliyordu.

        Bir ikindi vaktiydi. İlk yuvadan öyle çok kanat sesi geliyordu ki, bakmak zorunda kaldım.Gördüklerime inanamıyordum.Kanatlarını sonuna kadar açmış iki büyük,yavrularını ortalarına almış,yuvadan itmeye çalışıyorlardı. Direnen yavru, anne ve babasını kafasını gagalamasına engel olamıyordu. Yavru kan revan içinde kalmış, çaresizce sadece öyle durabiliyordu .Dayanamayıp cama elimle birkaç kez vurup,geçicide olsa ebeveynleri yuvadan uzaklaştırabildim.Yavru titriyor hızla nefes alıp vermeye çalışıyordu.Günlerce  bu işkence devam etti.

        Neler olup bittiğini, ancak diğer komşu aileyi izleyince anlayabildik. Yavruların yuvadan uçma hazırlıkları başlamıştı. Kanatlarının güçlenmesi için, önce uçuş egzersizleri yaptırılıyordu.Hatta gagasıyla hafifçe dokunan anne, ?başarabilirsin? mesajı veriyordu.Yavru kendini keşfetmenin heyecanı ile kanatlarını gururla kabartıyor,bir bakıma hayata hazırlanıyordu. İki ayrı aile ve iki ayrı yöntem vardı.Biri yavrusunu zorlayarak, kafasını gözünü kırarak hayatın içine, yeterince kanat çırpmadan,özgüvensiz atarken,diğeri yüreklendiriyor, sabırla kararlılıkla,yavrunun kendini keşfetmesini sağlıyor,ondan sonra uçmasına izin veriyordu.

       Yeterince kanat çırpmadan yuvadan atılan yavru ne kadar uçabilirdi? Uçsa da kanayan yaralarını unutabilir miydi?

        Kuracağı yuvası nasıl olurdu? Oda yavrularını büyüklerinden  gördüğü gibi mi hayata hazırlardı?

        Yada bu iki yuvanın yavruları bir gün beraber yuva kuracak olurlarsa doğruları çatışmaz mıydı? Dumanları nasıl tüterdi, yaşadıkları yer gerçekten yuva olabilir miydi?

         Sorular, sorular ? İçine girildiğinde çaresizliğin çözümsüzlüğün kol gezdiği, dışardan yuva zannedilen mekanlar.O mekanlarda erkenden büyütülen yavrular?Tek kanatla uçmaya çalışan aileler? Kısır döngüler ,yalnızlıklar,hayal kırıklıkları?Ne yazık ki hayatımızın bir parçası olmaya devam ediyor.Komşu yuvaların sakinlerine ne  mi oldu?Onlar aynı metotla yavrularını yuvadan uçurmaya devam ediyor.Siz hiç kanadı kırık kuşların yuvalarına mutlu döndüklerini gördünüz mü?Ben görmedim.Kırıklıkların yaşandığı değil ,yaraların sarıldığı mekanlar oldukça yuvalarımız  , yavrularımız bize uçarak gelecektir.  Aksi halde?

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı