İnsanın hayatında yapmış olduğu birçok hataları, yanlışları vardır muhakkak. Bu bir yaratılış gerçeğidir, kanunudur.
İnsan, bu dünyaya kusursuz olarak gönderilmemiştir. Gönderiliş sebeplerinden birisidir zaten hata yapmak, yanlış yapmak ve bu yanlışlardan ders çıkarıp onu hayatının ileri ki dönemlerinde tekrarlamamaktır.
Ama insan, zaman geliyor öyle yanlışlar, hatalar ve ihmaller yapıyor ki, bu yapmış olduğu kusurların geri dönüşü ya olmuyor ya da çok şeyler götürüyor insanın geri kalan hayatından?
Ülkemizde de bunu en çok yaşadığımız, en çok ihmal ettiğimiz, kulak arkası ettiğimiz konuların başında gelir ? trafik kazaları ? . Küçük ihmallerin büyük sonuçlar doğurduğu olaylardır.
Her gün televizyon ekranlarından, gazete köşelerinden, internetten takip etmemize rağmen fark edemediğimiz ( ! ), aldırış etmediğimiz olgudur kazalar.
Mesela, sokaktan geçen her hangi bir kimseye ? Bu ülkenin en büyük sorunu nedir? ? diye sorduğumuzda cevaplar çok çeşitli olacaktır.
Kimisine göre terör, kimisine göre ekonomi, kimisine göre de ev de iş bekleyen çocuğunun işsizliği ya da bir devlet hastanesinde istediği gibi tedavi olamamasıdır en büyük sorun.
Size daha buna benzer pek çok şey sayacaktır ama eminim ki sadece son on yılda 47.000 insanımızı kaybettiğimiz, bir buçuk milyona yakın insanımızın yaralandığı ve sakat kaldığı trafik kazaları bu sorunların sonunda bile zor yer alacaktır.
Oysa biliyor muyuz ki; ülkemizin başına yirmi beş yıldır musallat olan terör belasına verdiğimiz şehit sayısı, neredeyse trafik kazalarında bir yılda kaybettiğimiz insan sayısına eşittir.
Resmi sayılara göre 1984 yılından beri süregelen terör olaylarında şehit olan asker sayımız 4970. Ama sıkı durun trafik kazalarında sadece 2007 yılında verdiğimiz kayıp sayısı 5004. 2008 yılında ise bu sayı 4228.
Onun için kaza bilimcileri ? otomobili ?, insanoğlunun bulduğu en büyük kitle imha silahı olarak tanımlamaktadır. Çünkü tahmini hesaplara göre dünya üzerinde her yıl bir milyona yakın insan trafik kazalarında hayatını kaybetmekte ve on beş milyona yakın insan ise çeşitli yerlerinde yaralanmakta veya sakat kalmaktadır.
Ülkemizde meydana gelen trafik kazalarının %90?a yakın bir kısmı insan hatalarından kaynaklanmaktadır. Alkollü araba kullanmak, aşırı hız, hatalı solama, emniyet kemeri takmama, trafik işaretlerine uymama vb. gibi şeyleri bunların arasında sayabiliriz.
Gelişmiş ülkelere bakıldığında ise bu durum %50 lere kadar gerilemektedir. Bu oranın azalmasındaki en büyük etkenin; eğitim ve cezalardaki caydırıcılık oranının bizim ülkemize göre daha yüksek olmasının olduğu çok açıktır.
Peki, bir kaza nasıl geldim der ve biz farkında ola ola nasıl ona doğru koşarız?
Mesela, çoğu zaman arabamızı acele acele çalıştırır, bir yere kadar hemen gidip - gelmek isteriz? Oysa trafik kazalarındaki ölüm ve yaralanmaların yarısından fazlasının emniyet kemeri takmamaktan, acelecilikten kaynaklandığını bildiğimiz halde?
Ya da yolun karşısında gördüğümüz bir dostumuza koşmak isteriz; sağımıza solumuza bakmadan, umarsızca? Oysa o koştuğumuz kimsenin kollarına değil de Azrail?in kollarına sarılacağımızı düşünmeden?
Veya Trafik polisini görür görmez, takmayı unuttuğumuz emniyet kemeri gelir aklımıza. Hemen onu takmaya çalışırız. Sanki riske attığımızın kendi canımız olduğunu bilmiyormuşuz gibi?
Ya da hava durumlarına aldırış etmeden, hesapsızca yolumuza devam etmek isteriz? Kar ve yağışın olacağını haftalar öncesinden meteorolojiden duyduğumuz halde?
Daha neler neler? Bir kulağımızdan girer öbür kulağımızdan çıkar bütün söylenenler.
Sonra acı bir siren eşliğinde, etrafımızda koşuşturan bir sürü insanı izleyerek; kendimizi hastanenin tavanlarına bakar halde buluruz?
Eğer biraz şansımız varsa ufak tefek sıyrıklarla atlatırız. Ya da o ihmallerimiz, umursamazlıklarımız bize vücudumuzda hayatımız boyu unutamayacağımız, içimizden çıkmayacak olan hatıralar bırakabilir, ya da en sevdiğimiz varlıkları kaybetmemize sebeb olabilir?
Şimdi başınızı ellerinizin arasına alın ve iyi düşünün. Gideceğiniz yere beş dakika erken gitmek için trafik kurallarına uymamak ve polise yakalanmadan yolculuğunuzu tamamlamak belki size ? aldatıcı bir avantaj ? sağlayabilir.
Fakat ya her şey yolunda gitmez de sizin hatanız yüzünden, yanınızda oturan bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına sebep olursanız, kendi vicdanınıza yaşadığınız sürece nasıl hesap vereceksiniz bunu iyi düşünün ve yola öyle çıkın?
NOT ETTİKLERİM: Trafik haftasında trafikle ilgili bir fıkra?
Temel'le Dursun iki katlı otobüsle Trabzon'a gidiyormuş. Sigara içmeyen Temel üst kattan, içen Dursun da alt kattan bilet almış. Yolda canı sıkılan Temel cep telefonuyla alt kattaki Dursun' u aramış.
-Ula Dursun aşağıda havalar nasıl?
Dursun:
-Bizim şoför şekerleme yapayi, otobüs de sağa sola yalpalayip durayi.
Temel de yukarıyı özetlemiş:
-O da bir şey mi hemşo, burada şoför bile yok. Otobüs çendi çendine cideyi?
