Milli Eğitim Bakanlığı kamu kurumları içerisinde 700 bine yakın personeliyle en fazla kişi istihdamının yağıldığı kamu kuruluşudur.En merkezi yerleşim biriminde de en ücra yurt köşesinde de bile üniversite mezunu eğitimciler görev yapmaktadırlar.Yeni nesiller bu özverili öğretmenlerimizin ellerinde şekillenmekte, geleceğimiz olan çocuklarımızı onlar hayata hazırlamaktadırlar.Kimi zaman şefkatli bir anne özverisiyle, kimi zaman bir baba hoşgörüsüyle görevlerini yapmaktadırlar.İşte öğretmenlik mesleğini benzersiz kılan anlayış bu olsa gerek.
Ülkemiz insanına verilen eğitim hizmetinin kalitesi öğretmenlik mesleğini icra edecek bireylerin iyi yetişmesine bağlıdır. Teknoloji hayatımızın bir parçası, vazgeçilmez bir unsuru haline gelmiştir.Yeni yetişen öğretmen adayları bilişim teknolojilerini iyi kavramalıdırlar.Mevcut öğretmenlerimizde bu alanda bilgi eksiklerini gidererek kendilerini yenilemelidirler.Bilgi değişmeyen bir meta olmaktan çıkmış, üretildiği andan itibaren hemen pek çok insan tarafından tüketilen bir meta haline gelmiştir.Bugün doğru olarak bildiğimiz pek çok bilgi, o günün içinde veya ertesi gün değişmekte, baş döndürücü bir hızla faklı durumlara dönüşebilmektedir.Bu değişimlere ayak uydurabilmek için kendini sorgulaması gereken mesleklerin başında da öğretmenlik mesleği gelmektedir.
Yeni öğretim yöntemi yaklaşımlarında, öğretmen bilginin kaynağı olmaktan çıkmıştır.Artık öğretmenler öğretim programlarını değişmeyen yapılar, kendilerini de bilginin kaynağı olarak görmekten vazgeçmelidirler.Öğretmen öğretim ortamında yerine göre koordinatör, yerine göre kolaylaştırıcı, kaynak kişi ve danışman rolünü yerine getirebilmelidir.
1968 yılında uygulamaya konulan ilkokul ve ilköğretim okulu programı kaldırılarak kademeli olarak yeni ilköğretim programları 2006- 2007 eğitim öğretim yılında 1,2.3.4.5,ve 6. sınıflardan başlanarak uygulamaya konulmuştu.
2006/2007 eğitim öğretim yılında ilköğretim 1.2.3.4.5 ve 6 .sınıflarda uygulamaya konulan ve kademeli olarak 3 yıllık bir zaman diliminde ilköğretim 1-8.sınıf bütünlüğü sağlanan ilköğretim programı bu yıl ilk mezunlarını verecek ve 6.sınıflar ilk defa 7. ve 8.sınıflarda ikinci defa seviye belirleme sınavlarına gireceklerdir.
Üç yıllık zaman diliminde hem öğretim programlarının içeriğinde hem de öğretmenlerimizin ilk defa karşılaştığı ölçme ve değerlendirme sistemlerinde pek çok değişiklik yapılmıştır.İlköğretim de yeni uygulanan öğretim programları hazırlanma aşamasında pek çok alan uzmanından faydalanılmış olmasına rağmen, öğretim programlarının tanıtılması ve uygulanması konusunda öğretmenler hizmet içi eğitim kurslarına alınıp yeterince eğitilmemişlerdir.Bu yaklaşımda programları uygulayacak öğretmenlerde bilgi eksikliğine neden olmuş ve programı benimsememelerine neden olmuştur.
Bu nedenle ağır aksak uygulanan yeni ilköğretim öğretim programları ve yeni ortaöğretime geçiş sistemi müfettişler, yöneticiler, öğretmenler ve veliler açısından farklı algılanılmış ortak bir anlayış geliştirilememiştir.Hal böyle olunca öğrenci velisi mahkeme yolu ile ortaöğretim geçiş sisteminde öğrencilerin değerlendirilmesinde önemli bir unsur olan davranış puanını ve bazı derslerin öğretim programının içeriğini mahkeme yolu iptal ettirmiştir.Bu da bize gösteriyor ki yeni öğretim programlarının üçlü saç ayağının biri olan öğrenci velisi yapısalcı yaklaşımın gereği olarak eğitim işlerine elini atmıştır.Bazıları bunu önemsemeyebilir , eleştirebilir ama ben önemsiyorum ve bu davranışı gösteren öğrenci velilerini kutluyorum. Çünkü biz eğitimcilerin ve yeni müfredat sisteminin de amacı zaten buydu.Öğrenci velisi, öğretmenle birlikte işbirliği yaparak çocuğuyla ilgilensin, onun ne öğrendiğini ,nasıl öğrendiğini bilsin ve öğrencisini önemsesin.
Bu hafta sonu 7 ve 8.sınıflara, 13 haziran dada 6.sınıflara seviye belirle sınavı uygulanacak.Bununla birlikte pek çok öğrenci 8 sınıftan mezun olarak seviye belirle sınavı sonuçlarına göre liselere yerleştirilecek..Ancak ağır aksak uygulanan yeni ilköğretim öğretim programları ve ölçme değerlendirme kriterlerindeki değişiklikler gibi bu sınavların sonunda da pek çok tartışma olacak ,hak kayıpları ortaya çıkacak ve veliler yine mahkemelere koşacaklar.O zaman neden bu durumlara düşüyoruz? Neden ırmaktan geçerken at değiştiriyoruz. ?
Benim kafama takılan ve hala çözülmeyen uygulanan seviye belirle sınavlarının telafisinin olmaması konusudur.6.sınıfta geleceğini belirlemesi için sınava aldığınız öğrenci daha oyun çağında 11 ? 12 yaşında üzerine yüklediğiniz sorumluluğa bakın.Çok zeki ve yetenekli bir çocuk hastalandığından dolayı bu sınava giremez ise onun Anadolu ve Fen lisesine girme olasılığı yok denecek kadar azdır.O zaman böyle bir öğrenci mazeret bildirir ve sınava giremezse ne cevap vereceksiniz.
Eski sistem de öğrenci belki bir sınava giriyordu.Ancak o zaman sorumluluk alabilecek kadar ve son sınıfta olmanın verdiği hava ile sınavlara hazırlanabiliyordu.Şimdi gözlemlerimize göre 6 ve 7.sınıflar gerçekten sınav havsına giremediler.Girdikleri sınavın geleceklerini belirleyeceğini hala algılayamadılar.
O zaman ne yapılabilir.
1. Bu sınavlara her hangi bir sağlık özrü nedeniyle katılamayan öğrencilere yönelik olarak mayıs sonu gibi sadece bu öğrencilere yönelik telafi seviye belirleme sınavı yapılmalıdır.Sınava giremesem benim için her şeyin sonu olur düşüncesinden öğrenciler uzaklaştırılarak duygusal olarak rahatlatılmalıdırlar.
2. Yöneticiler ve öğretmenler ölçme ve değerlendirme konusunda hizmet içi eğitim kurslarına alınmalı, bu eğitimlerde uygulamalı ölçme ve değerlendirme etkinlikleri yapılmalıdır.
3. Okullar ve öğretmenler yeni müfredat programının gereği eğitim materyalleriyle desteklenmelidirler
4. Seminer dönemlerinin amacına ulaşabilmesi için öğretmenler, yeni müfredat programı ve ölçme değerlendirme konusunda her öğretim yılı başlangıcında ve sonunda yöneticiler ve ilköğretim müfettişlerince eğitilmelidirler.Bu eğitimlerde öğretim programlarındaki değişiklikler ve ölçme değerlendirme konusundaki yenilikler mutat olarak ele alınmalı ve uygulamada birlik sağlamanın yolları aranmalıdır.
