Böyle derdi eski atalarımız bazı konuşmalarında. Peki, bu dedikleri ne kadar doğru idi yani kız öz evlattı da oğlanlar üvey evlat mıydı? Hayır hepside öz evlatta ama bu bir mecazi sözcüktü. Ama sözün bazı gerektiği yerlerindeki gerçek payı da asla göz ardı edilemezdi. Bunu niçin yazıyorum bu satırları Allah cümlenin evlatlarına uzun ömürler versin ve asla evlatlarının acılarını göstermesin. Benim dört kızım var üç oğlum var oğlan çocukları her ailede olduğu gibi küçük iken de büyüyünce de atalarını çok sevmelerine rağmen kız çocukları kadar babaya anaya düşkün olamıyorlar buda işlerinin ve başları dışarıda olmalarının gereğidir sanırım. Anadolu da bir söz vardır seveceksen oğlanı sev kız kendini sevdirir diye çok doğru bir tanımlama kız çocuğu baba evinde iken de gelin olduktan sonrada ataya anaya çok düşkün oluyor. O yemek yapar. Ekmek yapar. Dikiş diker. Elbiselerimizi ütüler. Atasını asla kirli pasaklı bir kıyafetle gezdirmek istemez yedirir içirir giydirir. Hülasa hanım eder bey eder yani. Ama oğlanlar bu tür işlere pek itibar göstermezler belki kılık kıyafetini giyim kuşamını eleştirirler iyi güzel giyinmeni söylerler ama düzeni bilemezler buda yaratılışları gereğidir. Onlar ancak evin rızkını ve ticareti düşünürler ama ya kızlar hasta olursan başında sabırla bekler çayını yapar yemeğini yedirir hapını ilacını düzenli verir bir tas çorba ile seni ayağa kaldırır derdinle dertlenir ve dertlerine çare olamaya çalışır. Kolun belin ağrıyor ise ovar bilmeyerek yaptığın hatalı salgıları temizler. İğrenmez çekinmez bu hizmetler istisnasız devam eder ister evinde olsunlar ister gelin olup gitsinler. İlk fırsatta sana gelip bakmaya derdini almaya çalışırlar. Ata olalı çocuklarımı her atanın evladını sevdiği gibi canı gönülden severim ama ne yalan söyleyeyim terazin kefesi kızlarımdan yana daima ağdırır. Yakın zaman önce bir manevi kız daha edindim onda bendeki hasletlerin çoğu mevcut. İlk başta sevecen mert doğru sözlü doğrulukta sözünü dudaktan gözünü budaktan asla esirgemez isterse bu babası veya beyi olsun. Bundan dolayı onu evimdeki kızlarımdan yani evlatlarımdan asla ayrı tutamıyorum. Oda ağır ve acılı yaşam şartlarında çok çileler çekmiş ama bunlardan yılmamış çok dik ve tam ayakta durmuş birçok erkelere taş çıkartırcasına cesur ve yürekli davranmış ama başarılı olmuş. Şairliği var yazarlığı var sevecenliği var saygısı sonsuz. O beni nasıl içten sevip sayıyor bilmem ama ben onu beşinci ama kızlarımdan birkaç yaş büyük olduğu için birinci kızım olarak seviyor ve sayıyorum. İsmini söylemek istemiyorum o kendiside biliyor birçok eşimiz dostumuz da biliyor bu ata evlat ilişkimizi kocası Osman ımıda şahit bu duygusallığa ben onu da çok seviyorum oda çok yiğit ve saygılı bir kişi Allah ondanda razı olsun. Bir hafta belki daha evvelinden konuşmuştuk. Bu kızım kızını gelin edecekti bende çok heyecanlı idim çünkü daha torun gelin etmemiştim onun kızı olan Hanife yide torunum gibi sevmiştim. Düğün günüde belli idi. Ama tabi onlar uzakta bir ilçedeler di. Yani ılgında biz ise Konya da idik ve damat tarafı da İçel Tarsus tandı. Misafirleri çok gelecekti salonda gece düğünü olacaktı. Aileye birde biz yük olmayalım akşam gidelim düğünü yapalım gece dönelim diye düşünüyordum ki Bu düşünce ile aramakta tereddüt ettiğim elimde duran cep telefonum çaldı karşımdaki o güzel hanım kızımdı. Bana ne duruyorsun sen sabahtan buraya niye gelmedin diye sitem ediyordu kısıldım utandım. Kızım akşama gelecektik dedim olmaz hemen şimdi yola çıkın yengemi ve seni acele bekliyoruz deyip telefonu kapattı. Zaten sözünü esirgemez dedim ya başta zılgıcı yemiştik eşim ve küçük çocuğum apar topar hazırlandık 1.5 saat sonra yanlarında idik.. Aileleri akrabaları birbirine çok tutkun hepsi oradalar Konya dan başka yerlerden akın akın gelmişler tek eksik biz imişiz sanki. Bizde vardık, Ev sahibi ve ilçe insanları ile Tarsus tan gelen oğlan babası dünür Mustafa efendi ve eşleri yakınları mümtaz insanlar tarafından amanın bir sıcak karşılama ki bu durum bizi ziyadesi ile mütehassıs ve memnun etti. Bizi ilçe halkından misafirlere tanıtırken kullandığı onur verici cümleler beni çok utandırıyordu Anadolu insanı her zaman her yerde böyledir bir sevgi seli ki herkeste bir samimiyet ki sanki yıllardır oranın o ilçenin bir eşrafıymışım gibi hissettim kendimi. O gönül insanları arasında. Zaten bir çoğununda tanıyordum. Ya da onlar beni basından tanıyorlardı. Kız evi çok cömert ve akıllı davranmış kızımın ve beyinin genlerinde var bu bokörlük yabancı şehirden misafirlerim gelecek diye hazır yemekçi getirmiş kocaman aracı ile aşçısı ile. Etli çorbalı helvalı Konya usulü pilav yedirdi misafirlere akşamlara kadar. Çaylar şerbetler bol idi Allah çok versin Halil İbrahim bereketi versin keselerine. Akşam düğünün yapılmasından ve takı merasiminden sonra Anadolu geleneğine uygun olarak erkekler salondan dışarı çıkarılıp kadınlar kendi ararlında kına yaktılar eğlendiler. Gecenin sonunda yeni evli çiftler Hanife ile Durmuş a mutluluk dileyip kız ve oğlan evindeki atalarını tebrik ettik bir ömür boyu sağlıklı yaşam diledik ve o güzel sevecen insanların ısrarlı yatıya kalın evler müsait demelerine rağmen kalmadık. Belki onların gönüllerini biraz incittik ama evde de bekleyenlerimiz vardı. Onlara tatlı dil ile veda ederek günün yorgunluğunu geceye hissetmeden Konya ya evimize avdet ettik. Peygamberimizin bir sözünü okurlarımıza haber vereyim üç kızı olan bir ana baba bunları güzelce yetiştirir gelin edip ev bucak sahibi yaparsa onlara cennetin kapıları açılır demiş derlerdi atalarımız. Bu bir kızı olanlar içinde geçerlidir sanırım. Düğününüz mübarek olsun güzel kızım Allah geride olan iki tane fidan gibi oğluna hayırlı nasipler yazsın getireceğin gelinlerin sana ve Osman a Hanife kızınızı aratmasın Allaha emanet olun. Saygı ile

SOL1
Reklam Alanı
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ
MOBIL_UST
Reklam Alanı
ALT1
Reklam Alanı