İzninin hiç olmazsa bir kısmını Seydişehir?de geçirmek üzere yurtdışından ve ülke içinden gelenlerle renklendi caddelerimiz, sokaklarımız? Kimi akrabai talukatına, kimi eski bir dostuna ya da özlemlere vesile başkaca sebeplerle geldiler ve yavaş yavaş dönüyorlar gurbet illerine...
Hepsi hoş geldiler? İnşallah hoşça kalmışlardır? Ve aynı hoşlukta dönerler doydukları mekânlarına?
Peki, niçin gurbetçilerden kelam etme ihtiyacı duydum dersiniz?
Konuk oldukları süre içerisinde ilçe ekonomisine bir nebzelikte olsa katkılarından söz etmek için mi? Yoksa Tebdil-i mekânın verdiği ferahlığın stres yükünü hafiflettiğini anlatabilmek adına gurbetçileri vesile etmek için mi?
Elbette ikisi de değil?.
Kardeşimin mağazasın da tekaüt edasında pineklerken, 1990 yılında yanımda staj yapan Tuncay Esenkaya abimin evladı geldi ziyaretime. Yaklaşık 20 yıldır görmüyordum. Doğrusu hoşuma gitti hatırlanmak. Duygulandım bu ahde vefadan. Mütekait olmanın bedeli mi acaba yüreğin daha da yufkalaşması?
Geçmişi yad etme faslının ardından Havvana kardeşe Seydişehir?de değişim var mı? Nedir gördüğün farklılıklar? Sorusunu sordum?
Cevap manidardı?
?Evet! abi fiziki açıdan var. Her gelişimde yenileşmelere şahit oluyorum. Fakat nedense Seydişehir?de herkes, patlamaya hazır bomba gibi sanki? Gülümseyen insan neredeyse göremiyorum. Eski komşularımızdan esnafımıza, sokaktaki insana kadar herkeste bir gerginlik hissettim. Eşimin görevi ile gidip geldiğimiz hiçbir yerde insanlar bu kadar mutsuz değil. Kimse kimseye neredeyse selam vermiyor ya da almıyor. Üzüldüm doğrusu??
Bu tespit maalesef Seydişehir?in bir gerçeğiydi?
Kendisi ile hemfikir olduğumu söyleyerek ilçemizin bu bedbin tablosunu ekonomik sebeplere bağlayarak tasvir etmeye çalıştım ama bu tabloyu sadece geçim derdine, krizlere bağlamak, ne kadar doğru acaba?
Seydişehir?de var olan iktisadi gerileme ve bireysel sıkıntılar tebessüme, selamlaşmaya, birbirimize günaydın, iyi akşamlar, affedersiniz, özür dilerim demeye engel mi dersiniz?
Güne başlarken aile bireylerinden başlayıp, komşuya, bakkala, gözü sana dönük her insana günaydın?
Kaldırım kenarını süpüren temizlik elemanına kolay gelsin?
İşyerine varışta uykusuzluktan gözü şişmiş güvenlik görevlisinden başlayarak diğer çalışanlarla hayırlı işler?
Hastane kapısında göz göze geldiğin kişilere geçmiş olsun diyebilmek çok mu zor acaba?
Çok özel sebeplerin dışında bütün canlılardan tebessümü esirgememek? Bir tek ?alo? ile gönül alabilmek? Bir çocuğun başını okşayabilmek... Önyargıların egemen dünyasına bir çizikle rest çekebilmek?
Sevgileri karşılıksız iletebilmek? Gün boyu tosararak bir an önce akşamın olmasını bekleyip, karanlıktan medet ummaktan daha kolay galiba... Ne dersiniz?
Öncelikle Seydişehir, sonrasında tüm İslam âlemine hayırlar getirmesi, fazilet ve esrarının yüzlerimizde tebessüme vesile olması dileklerimle bütün Müslümanların ramazan ayını kutluyorum?
Kulakların çınlasın abim?
