2 Şubat 2026, Pazartesi
12:34
23.07.2025
MANSET_ALTI Reklam Alanı

? Ey İman Edenler! Sizden öncekilere oruç farz kılındığı gibi size                              de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz. ? Bakara Suresi 183

                                                                                         ? Sıcak günlerde oruç tutmak, cihattır? ? ( Hadis-i Şerif )

                İmam Bakır ( r.a. ) ? Her şeyin bir baharı vardır, Kur?ân?ın baharı da Ramazan ayıdır ? buyurmuştur.

             Tabiatın yeniden canlanıp neşv-ü nemat bulduğu bahar dönemi gibi insanında, Kur?ân ve oruç ayı olan Ramazan ayında kendini yenilemesinin, üzerindeki ölü toprağını atmasının, şimdiki modern ifadeyle kendisine check-up yapmasının tam zamanıdır.

                Oruç kelimesinin Türkçemize Farsça?dan geldiği savunulmaktadır.  Kelimenin kökeni farsça da ? rûze ? dir. Anlamı ise ? günlük ? demektir. Önceleri ? Orûze ?  olarak kullanılan bu kelime, çeşitli dil oynamalarından sonra Türkçeye günümüzde kullandığımız telaffuz şekli ile  ? oruç ? olarak girmiştir. ( Kaynak: İslam Ansiklopedisi )

            Oruç kelimesinin Arapça karşılığı ise ? savm ? dir. Çoğulu ise ? sıyâm ? şeklinde gelmektedir. Kişinin kendisini tutması, geri çekmesi anlamınadır.  Mesela Erkek ismi olarak kullandığımız ? Sâim ?   ( oruç tutan kimse ) de bu kökten gelmektedir.

            Kişinin kendini bir ay boyunca her türlü bedeni ve şehevi arzulardan Allah rızası için uzak tutması, çirkin işlerden kaçınmasından dolayı oruç ? savm ? kelimesi ile ifade edilmiştir Kur?an?da.

            Oruç ibadeti semavî dinlerin hepsinde farz olan bir ibadet olarak karşımıza çıkmaktadır. Hatta insanların kendi elleriyle uydurmuş oldukları dinlerden olan Hinduizm, Budizm ve Taoizm gibi dinlerde (!) bile oruç ibadeti vardır.

            Demek ki insan kendi eliyle yaptığı ve taptığı Tanrısına bile bir ikramda bulunmak, ona olan şükrünü göstermek ve ona saygıda bulunmak için oruç tutma gereği duymuştur.

            Fakat Hrsitiyanlık ve Musevilikteki orucun nasıl tutulduğuna dair bizlere kadar ulaşan sağlam bir rivayet bulunmamaktadır. Günümüzdeki tahrîf edilmiş Tevrat ve İncil?deki oruç, insanlar tarafından değiştirilerek, orijinalliğini kaybetmiş bir ibadet olarak karşımıza çıkmaktadır.

            Müslümanlara ise oruç ibadeti Peygamberimizin Mekke?den Medine?ye hicretinden bir buçuk yıl kadar sonra, hicretin ikinci senesinde ( m. 624 ), zekât ibadeti ile aynı yılda farz kılınmıştır.

            Orucun insanlara pek çok faydası olmakla birlikte en önemli yararı, insanlara ? sabır ? denilen nimetin değerini öğretmesidir. Onun için Peygamberimiz müthiş bir tespitte bulunmuş ve ? Oruç, sabrın yarısıdır ? buyurmuştur.

            Oruç;  kişiye oruçlu olmadığı zamanlarda yaptığı, çoğu zaman şikâyet ettiği nimetlerin değerini ve kıymetini öğretebilen en iyi öğretmendir.

            Oruçlu bir mü?min; yılın neredeyse tamamını aç geçiren Afrikada?ki insanları, bombaların altında yaşam mücadelesi veren Filistin?i ve yurtlarından çıkarılmak istenen Doğu Türkistanlı kardeşlerimizi bir nebze olsun daha iyi anlama fırsatı bulur.

            Peygamberimizin hadislerini incelediğimiz zaman bizim orucu değil, orucun bizi tutması, bir ? kalkan ? görevi görmesi ve cennette sadece oruç tutanların girebileceği                 ? rayyan ? kapısından girebilmemiz için; kötü söz söylememeye, gıybet etmemeye, yalan konuşmamaya, bağırıp çağırmamaya, insanların kalbini kırmamaya ve hatırlı eş-dostu iftara çağırmak yerine gerçekten fakir kimseleri soframıza davet etmeye uğraşmalıyız.

            Peki, kabul edilen oruçlarımızın mükâfatı nedir, ne olacaktır diye soracak olursak onu işte Allah?tan başkası kimsenin bilmesi mümkün değildir. Çünkü Allah ? oruç benim rızam için tutulur, O?nun mükâfatını ben vereceğim ? buyurmuştur.

            Kur?ân ve oruç ayı olan Ramazan ayında elimizden geldiği kadar Kur?ân okumaya ve onu anlamaya çalışalım. Arapçasını okuduğumuz Kur?ân?ın mealinden de Yüce Allah?ın bizlere neler öğütlediğini öğrenmeye ve Kur?ân?ı hayatımızda uygulamaya çalışalım. Tıpkı sahabenin uyguladığı gibi.

            Abdullah bin Mes?ud şöyle demiştir.? Biz Kur?ân?ı on ayet on ayet alırdık ve bu on ayeti hayatımıza aktarmadan diğer on ayeti almaya kaçınırdık. ?

 

 

            Yazımı Mustafa İslamoğlu?nun güzel bir tespitiyle bitirmek istiyorum. ? Ramazanınız mübârek olsun ? diyemeyeceğim. Zaten o mübarektir. Ramazan bizi mübârek kılsın ?. Eyvallah?

         NOT ETTİKLERİM:  ? Biz Kur?ân?dan evvel imanı elde etmeye çalıştığımız uzun bir dönem yaşadık. Kur?ân sûre sûre nazil oluyordu. Bu sûrelerin helâl ve haramını, emir ve yasaklarını öğrenirdik. Şimdi ise imandan evvel Kur?ân?a yapışan, Fatiha suresinden başlayarak sonuna kadar okuyan, fakat Kur?ân?ın emri nedir, yasağı nedir ve neyin yanında durmak gerekir; katiyyen bilmeyen, okuduğu Kur?ân ayetlerini çürük hurmalar gibi sağa - sola serpen nice kişiler görüyorum.? ( Abdullah bin Ömer?den? )

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı