2 Şubat 2026, Pazartesi
15:15
23.07.2025
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Bir Eğitim- Öğretim dönemi daha açıldı. Başımızdakiler çeşitli yerlerde yaptıkları açılış konuşmalarında :??Eğitim sitemimizin en önemlisi parçası öğretmenlerimizdir. Öğretmenler bu ulusun ve geleceğimizin teminatıdır??? gibi yıllardır alışkanlık haline gelen bilindik konuşmaları yapa dursun, gerçek aslında hiçte öyle değil. Eğitim-Öğretim dönemimin ilk dersini ??Ayrımcılık?? olarak belirleyen bakanlık acaba öğretmenleri çalıştırırken bunu neden göz önünde tutmuyor?

Şu an sistemde ücretli, vekil öğretmen, sözleşmeli öğretmen, kadrolu gibi ayrımlarla ve farklı farklı koşullarda binlerce öğretmen çalıştırılıyor. Bu kadar çeşit olmasına rağmen MEB? e göre kadrolu öğretmenlerle diğerleri arasında hiç fark yok! Ama gelin bunu bir de o koşullarda çalışan bizlere sorun. Çok uzakta aramaya gerek yok.

Ben Ağrı ili Diyadin ilçesinin bilmem ne köyünde zor şartlarında çalışan bir köy öğretmeniyim. Köy öğretmeniyim diye belirtiyorum çünkü size çalıştığım koşullardaki ağır doğa şartlarını, elektrik ve su yokluğunu, lojman yetersizliğini ve bu yüzden kalmak zorunda olduğum bir göz odadaki hayatımı, terörü, yokluğu anlatmayacağım. Çünkü Türkiye koşulları göz önüne alınınca insan elindekilerle yetinmesini ve şükretmesini öğrenmek zorunda kalıyor. Sosyal bir devlette yaşanmaması gereken bu sorunlar anlatıldığında bir çoğu: ?? Şükret! Öyle de olsa devlete kapağı attınız. Ya biz atanamayanlar ne yapsın! ?? demekte. Onların açısından bakıldığında bir nevi onlarda haklı.

Türkiye?de hayatımızın sınavla başlayan maratonu o kadar uzun ki bitmiyor. Sbs, Lgs, Öss, Kpss?Öğrenci bunlara girse bir türlü, girmese?Kazansa bir türlü kazanmasa?Gitse bir türlü gitmese?Çalışsa bir türlü çalışmasa?

Öyle yada böyle sınavı geçen sözleşmeli öğretmen adayı atanırken baştan damgalanarak görev yerine gidiyor. Daha ilk dersine girerken başlıyor ayrım. Çocuk soruyor: ??Öğretmenim Sözleşmeli misiniz? Kadrolu mu??? O çocukları eğitilmesi için yollanan bir sözleşmeli öğretmenin bu tür bir psikolojiyle göreve başlamasını hangi mantık ve vicdan kabullenebilir? Tek suçu atanan kadrolu arkadaşı gibi zeki olmaması mı? Zeki olup çalışsa ve birkaç puan fazla alsaydı da o damgayı yemeseydi. Sanki o yapılan birkaç soru; zeka, yetenek ve diğer alanlarda sözleşmeli atananlara üstünlük sağlıyormuş gibi! Dünyanın hiçbir ülkesinde bu tür bir saçmalık ve ayrımcılık yoktur. Ayrımcılığın bu kadar olduğunu düşünüyorsanız kesinlikle yanılıyorsunuz.

Sözleşmeli Öğretmenin özür durumu hariç il içi ve il dışı ataması yapılmıyor. Özür durumundan kasıt ise sağlık özrü ile evlenen ve eşinin yanına gitmeye çalışan öğretmenler. Tıpkı bu yaz benim durumumdakiler gibi. Ancak ayrım burada da devreye giriyor ve kadrolu öğretmenlere istediği yere başvurur vurmaz gitmesini sağlayan ??İl Emri?? ibaresi getirilirken bize yine puan usulüyle atama devam ediyor ve benim gibi yeni evlenen bir aylık çiftler birbirinden ayrılarak binlerce kilometre uzakta yaşama ?ki buna sağlıklı bir yaşam denirse- mecbur bırakılıyor. Ama hiç kimse bu durumda bırakılan öğretmenin başta psikolojik durumu olmak üzere içinde bulunduğu koşulları düşünmüyor. Ataması yapılanlarda da iş bitmiyor. Çünkü eş durumundan yapılan il dışı atamaları eşlerinin çalıştıkları kurumun yüzlerce kilometre uzağına yapılıyor. İl içi tayin hakları olmadığından da yapılan bu il dışı atamanın da hiçbir esprisi kalmıyor.

Sözleşmeli Öğretmen idareci yada müfettişte olamıyor. Sözleşmeli Öğretmen eş, doğum, çocuk yardımı da alamıyor. Atandığı dönem kadrolularında aldığı temel ve hazırlayıcı eğitimleri alamsına rağmen kadrolular gibi stajyerlikleri kaldırılmıyor. Asalete geçerken sözleşmelilere mesleki eğitim adı altında verilen bu eğitimlerden sonra herhangi bir şekilde asalete geçme söz konusu olmuyor. Kadrolularda kıdem ve kademe ilerlemesi varken, sözleşmelilerde göreve yeni başlayanla yirmi yıl görev yapan bir sözleşmeli öğretmen aynı maaşı alıyor. Sözleşmeli öğretmen kadrolular gibi asker öğretmen olarak askerliğini yapamıyor. Sözleşmeli öğretmenlerin sözleşmeleri her yıl ocak ayında yenileniyor. Yani sigorta dahil her sene çıkış-giriş işlemi yapıldığı için emeklilik haklarında da ayrım yaşanıyor. Sözleşmemizin 13. maddesinin D bendinde: ??Personelin sözleşmesi, norm kadronun gerektiği öğretmen temin edildiğinde veya sözleşmeli personel ihtiyacının ortadan kalkması halinde feshedilir.?? denirken bu; sözleşmeli öğretmenin  iş garantisinin olmadığının resmi kanıtı olarak karşımıza çıkıyor. En acısı da: Sözleşmeli öğretmenin zaten doğru dürüst olmayan hayatını kurarken yaşanıyor. Sözleşmeli öğretmen geleceğini göremediğinden gönül rahatlığıyla aile kuramıyor. Bankalardan kredi bile çekerken kadrolular için istenmeyen kefil isteniyor. Ve hatta bazı bölgelerde sözleşmeli öğretmenlere kız dahi verilmiyor.

Tüm bu sorunlara, ayrımcılığa ve yapılan haksızlıklara rağmen yinede öğretmenler büyük fedakarlıklarla zor koşullarda çalışmaya devam ediyor. Buna siz ister fedakarlık deyin, ister mecburiyet! Ama yıllardır değişmeyen tek şey var: Zihniyet! Biz başka coğrafyalarda uygulanan, işe yaramayan, terk edilen sistemleri getirip sistemi değiştirmek yerine birazcık olsun kendimizi, zihniyetimizi değiştirmeye çalışsak belki de değişim adına büyük bir adım atmış oluruz.

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı