2 Şubat 2026, Pazartesi
15:13
23.07.2025
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Oruç, insan için yan etkisi bulunmayan emsalsiz bir ilâç gibidir. Hem maddi hem manevi bir perhizdir ve tıbben vücudun koruyucusudur. İlaçlar genelde acı olur ama o ilaç vasıtasıyla Allah hastalara şifa verir. Oruç tutmak nefse acı gelir, tutulunca da maddi ve manevi hastalıklara şifa olur. Hiç kimseden emir almak istemeyen nefis, oruç vasıtasıyla emir dinlemeyi öğrenir.  

Nefis insanı cennete götüren bir binektir. Eğer yeme ve içme hususunda dilediği gibi hareket ederse, o vakit insan ona değil, o insana biner. Artık kalp ve ruhun isteklerine boyun eğmez, sahibini cehenneme götürür. Nefis, Ramazan?ı Şerifte oruç vasıtasıyla bir nevi perhize alışır; az bir gıda ile geçinmeye çalışır.

Avrupa?daki Müslümanlar, Ramazan boyu gündüzleri oruç tutup, geceleri teravih namazı kılarak heyecanlı bir atmosferi yaşıyorlar.

Ramazanın sonuna yaklaşırken, maddi ve manevi kirlerden temizlenmenin sevinciyle bayram havasına girmişler. Herkes bu bayramı sınırlı sayıdaki zamanlarıyla nasıl değerlendireceğini konuşuyor. Avrupa?da yaşayan Müslümanlar için, özel bir bayram tatili yok. Bu sebeple geleneksel âdetlerini canlı tutma, memleket havasını gurbette yaşama ve yaşatma planını yapıyorlar.

Pek çok insan, çocuklarına hediyeler alarak, neşeli bir bayram yaşatmak için mağazalara akın ediyorlar.

Kimileri bankalara gidiyor, ziyarete gelecek çocuklara vermek için para bozduruyor. Hanımlar gelen misafirlerine ikramda bulunmak için; baklava, börek ve benzeri yiyeceklerin hazırlığını yapıyorlar.

Ayrıca herkes memleketindeki fakir- fukaraya bayram havasını tam tattırmak için, postanelere giderek fitrelerini ve zekâtlarını gönderiyorlar. Bazıları banka aracılığıyla aynı işlemleri yapıyorlar. 
Böylece güzel bir bayram sevincini, diyarı gurbette ihya etme gayreti içine girmişler.

        Düşündüren Ramazan nüktesi

Bir kitap kadar bilgi verip bir mürşit kadar yol gösterir.

Ramazan?da diliyle hep cömertlikten söz edip eliyle hiç cömertlik yapmayan cimri bir adam meşhur veli İbrahim Etem?e rica eder:

?Herkese nasihat ediyorsun, bana da nasihat et der.? Büyük veli bu cimri adama tek cümlelik nasihatini şöyle yapar:

?Sen açığı kapa kapalıyı aç, sana yeter! Der. Bir şey anlamayan adam,  ?açık nedir ki onu kapayayım, kapalı nedir ki onu da açayım?' diye sorunca tek cümlelik şu cevabı alır:

?Açık olan hep cömertlikten söz eden ağzındır, onu kapa. Kapalı olan da yoksula hiç açmadığın kesendir onu da aç, bu sana yeter?! Der.

Düşünmeye başlayan hakperest adam tebessüm ederek cevap verir:

?Vallahi gerçeğin ta kendisidir bu söz. Bu güzel ikazdan sonra ben de hep cömertlikten söz eden çenemi kapıyor, hiç açmadığım kesemin de ağzını yoksula açıyorum! Sağ ol Allah'ın büyük velisi..

Ne dersiniz, bu hatırlatmanın bize de şümulü olabilir mi? Biz de Ramazan boyunca hep cömertlikten, yardımdan söz ediyor, ama elimiz cüzdanımıza bir türlü varmıyor. Bir yoksulun yüzünü güldüren yardımda bulunamıyor muyuz? Bizim de açığı kapayıp kapalıyı açmaya ihtiyacımız yok mu? Bir düşünsek mi acaba?..

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı