2 Şubat 2026, Pazartesi
15:13
23.07.2025
MANSET_ALTI Reklam Alanı

İşçinin alın teri kıvrılıp da dolansa patronun kulağına.

İşçinin alın teri kurumadan ücretini repoya yatırınız; nemalansın da öde a patroncum!

İşçinin alın teri Müslüman patronun köpeğinin gündelik eti fiyatının çok çok aşağısında seyrederse?.

İşçi işçi olalı muhafazakardan gördüğüm zulmü görmedim gayrısından diye feryat etmekten bile korkuyor, korkutuluyorsa..

Aman ha!

Aman ha, öyle mi!

Al öyleyse sana bir Hz. Ali dersi: ?Haksızlık önünde eğilmeyiniz yoksa hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz!?

Bütün bunların Ramazan-ı Şerifin bitiyor oluşuyla ne alakası var? Bunu ben de bilmiyorum. Öyle esti demek ki.. Ama şu acıtıyor hep beni. Ramazan ayında duyarlıklar, hassasiyetler duygusal zeminde çok yüksek dozda. Ramazan ayı geçer geçmez mahalle mahalle (kimileri de fakir görmemek için zekatını, sadakasını birilerine emanet eder ve emanetçi bazen emanet iç eder falan filan; mide bulandırıcı bir durum değil mi? Ama var yani bunlar işte) gezerek fakir fukarayı gözeten, zorlukta birini görse ağlamaklı oluveren o adam, ya da adamlar Ramazan sonrası da lütfen aynı kalsın yahu. Ne zararı var bunun. Özellikle patroncum siz ama!.. Siz?

 

Murat Güzel?in (AKTİFKULİS: 16 Eylül 2009) yazısından kısa alıntı yapmak şart burada:

Böyle durumlarda aklıma hep şu anda Başbakanlık Basın Müşavirliği?nde danışman olarak görev yapan Mustafa abinin (Mustafa Şahin) bir zamanlar tezkire?de yazdığı bir yazıda aktardığı o ünlü anektod geliyor.

O yazıyı yazdığı esnada Mustafa abi Hak-İş Konfederasyonunda basın danışmanıdır.

Olay Bursa?da vuku bulmuştur.

Hak-İş?e bağlı bir sendikanın işçileri Müslüman bir işadamının işlettiği fabrikada haklarının verilmediği gerekçesiyle greve gitme kararı almıştır.

Olay hem işçilerin hem de işadamının bağlı bulunduğu cemaatin liderine taşınır.

Cemaatin önderi işçilere ne dese beğenirsiniz: ?Biz sendikayı Müslümanların işyerinde grev yapasınız diye mi kurdurduk. Solcuların işyerlerinde grev yapacaksınız, Müslümanların işyerlerinde değil!?

Neler oluyor bize. Deme. Yeni mi duydunuz bunu yoksa. Yeni duymadınız elbette. Çünkü kulağımız alıştı artık; ?benim sahtekarım bi başka güzel ama? iğvalarına, fısıltılarına kulaklarımız çok oldu alışalı.  Cemaat liderlerimizin yetişme şartları ve algılama biçimleri ne kadar zulüm kavramını özümsemeye yatkın dersiniz. O babadan oğula sistem içre, postnişin oldu ? o oturduğunda her şey hazırdı-  zulmü hissetmedi hiç mazlum olmadı ki. Kavramsal okumalar yapsın demek çok komik hatta o ağabeylerimize değil mi? Demiyorum zaten ben de. Hatta okumayı unutsunlar mümkünse. Ama merak ettiğim bir şey var. Bir cemaat lideri düşünelim. Bir de patronajdan bir müridi var. Patron mürid öyle böyle değil ama. Sahiden patron ve sahiden mürid ama. Bu mürid patron işçilerinin alın terini kurutup kurutup kulağına ateş diye dolduruyor olsun, bahçe köpeğinin günlük et masrafı beş işçinin yevmiyesine eşit olsun mesela. Ve bunu cemaat lideri biliyor olsun. Bundan dolayı o patron o mürid beyzademizi hiç azarladı, hiç onu cemaatten atmakla tehdit etti mi acaba dersiniz? Hiç duydunuz mu böyle bir şey mesela. ?Ne bu böyle; ne bu Hz. Ömer efsanesi gibi? falan mı diyorsunuz yoksa?   

Neyse Ramazan-ı Şerife dönenelim. İşte gidiyor çeşmi siyahım. Güzellikler ülkem, ülkemiz. Güle güle gitsin güle güle geri gelsin ama. Ama üzgünüm bu arada. Ramazan öncesi ve sonrası şeklinde bölünmüşlük yaşıyorsak üzgünüm. İki dilli hayatımız için. Patroncum için üzgünüm. Amircim için. Emralan için. Sanatçı için. Şairler için. Aşk için. Yatuk, tembellikler için üzgünüm. Hodbinlikler için. Bedbahtlıklar için üzgünüm. İşsiz işçiler için. İşli işçiler için de üzgünüm ama. Edebiyat için. Felsefe için. Ve dergiler için. Allahsızlıklar için. Allahçı görünen Allahsızlıklar için de üzgünüm; yani üzgünüm. Evradı ağzından eksik etmez ham sofuluklar; haramzâdelikler için. Vesaire vesaire işte? Mazlum görünen tırnaksızoğlutırnaksızlar için.

Hikmetin, bereketin kapımızdan, sokağımızdan, mahallemizden (kaldıysa bi mahallemiz tabii) bu kadar yakın geçtiği ve bize bazen tebessümle selam verdiği için; ve bunun gidiyor oluşu için yani. Üzgünüm ve umudumu üzgünlüğümde saklı tutuyorum.

Sevindiğim bir tek şey var, şey? Ramazan-ı Şerifin çıkışına, bizden ayrılıp-bizi terk edip gidişine sevinilir mi demeyiniz.

Nedir?

İftar ve sahur programlarında salya sümük-süslü püslü- afilimtrak aslından uzak mı uzak din algısı def olup gidiyor ya karşımdan. Buna sevindim.  Sevinirim hatta her Ramazan ben buna.  

Bayramınızı tebrik ediyorum şimdiden. Selametle bayramlar geçirelim. Bayram, yani bizim bayramımız. 

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı