2 Şubat 2026, Pazartesi
16:45
23.07.2025
MANSET_ALTI Reklam Alanı

? İki aç kurdun bir koyun sürüsüne vereceği zarar, mal ve makam sevgisinin Müslüman?ın dinine vereceği zarardan daha fazla değildir.? (Hadis)

Çevremizdeki insanlara baktığımız, olayları gözlemlediğimiz zaman aşikâr bir şekilde ortaya çıkmaktadır ki genel olarak herkeste bir mutsuzluk ve hayata karşı tatminsizlik göze çarpmaktadır.

Toplumdaki yiyecek ekmeğe muhtaç kimseden tutunda, yatları katları olan herkeste bir tamahkârlık, elinde olanla yetinmemek ve dünya malına karşı aşırı bir hırs, istek söz konusudur.

Yaşadığımız toplumda artık insanoğlu, bir evi varken, iki, üç evinin daha olmasını;  güzel işine yarayan bir arabası varken daha üst modelli bir arabasının olmasını, iki ay önce aldığı cep telefonunu beğenmeyerek yarı fiyatına satıp en son modelini almaya çalışmaktadır.

Öyle ki artık insanın bu doymak bilmezliği, aç gözlülüğü sınırını aşarak aile ilişkilerine de yansımış, yıllardır aynı yastığa baş koyduğu, iyi ve kötü yanlarında yanında olan eşini beğenmez hale gelmiş,  yeni maceralar peşinde koşmaya başlamış, bir eşi olan ikincinin üçüncünün hayalini kurmaya başlamış ve sonuçta ülkemizde son beş yılda açılan boşanma davasının sayısının bir milyona çıkmasına kadar ulaşmıştır.

Ne güzel demiştir bin dört yüz yıl önceden en güzel insan ( s.a.v. ): ? Âdemoğlu ihtiyarladıkça onda iki şey gençleşir: Mala karşı hırs ve hayata karşı hırs? ?

İnsanoğlu maneviyattan uzaklaştığı, kendisini küresel dünyanın sermaye akışına kaptırdığı ve selam verirken bile menfaat bekler hale geldiği için artık çevremizde, içinde bulunduğu konumdan memnun olmayan ve mutsuz yüzler görmekteyiz sık sık.  

Kur?an-ı Kerim?de Tekasür Suresinde Allah ( c.c. ), mezara girinceye kadar mal çoğaltma yarışına giren, servetinin üstüne servet yığma telaşına kapılan insanların sonunun hüsran olduğunu, bu aç gözlülükleri yüzünden Allah?ı unuttuklarını  ama ileride bu yaptıklarının ne kadar boş bir şey olduğunu kesin olarak bileceklerini, bu gidişatın cehenneme götüreceğini ve orada mutlaka kendisine verilen nimetlerden hesaba çekileceğini,  bildirmektedir.

Nefeslerimizin bile sayılı olduğu, daha doğmadan kişinin rızkının ne olacağı belli iken bu mala karşı olan doymamazlığı anlamak mümkün değildir.

Nitekim bir Hadis-i Kutsi de Allah, ? Ey insanoğlu, eğer bütün dünyayı sana versem senin ondan nasibin yiyeceğinden fazlası olamaz ? buyurarak bu boş gayret ve tamahın bir faydası olmadığını vurgulamıştır.

Hz. Musa da Allah?a ( c.c. ) ? Ya Rabbi, kullarının en zengini kimdir? ? diye sormuş, Allah da  ? verdiğimle kanaat eden kimsedir ? buyurmuştur.

Peygamberimizde insanın ölünceye kadar mal peşinde koştuğunu, onun gözünün ancak öldüğü zaman dolacağını ifade etmek için şu müthiş örneği bizlere vermiştir: ? Âdemoğlu için iki vadi dolusu mal olsaydı, mutlaka bir üçüncüyü isterdi. Âdemoğlunun iç boşluğunu ancak toprak doldurur. ?

Demek ki mal toplamaya, dünyevi arzulara karşı olan aşırı istek insanoğlunun fıtratına konulan bir şeydir. Nitekim Al-i İmran Suresinde de Allah; kadınların, evlatların, altın ve gümüşün, atların, hayvanların ve ekinlerin insanlara süslü gösterildiğini belirtmektedir.

Peki, her insanda olan bu olumsuz özellik niye bazı kimselerde ön plana çıkmamış, bu insanlar bu zafiyetten kurtulmayı nasıl başarabilmiştir? Bunun bir panzehiri var mıdır?

Bu tamah duygusunu tırpanlamanın, aç gözlülüğün önüne geçmenin yolunu bizlere Allah Kur?an?da ( Bakara 219 ) şöyle öğütlüyor: ? Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar? De ki: Afv?ı  ( yani helal kazancın sana ve ailene yetecek olandan artanını ) verin.?

Kişi kendisine ve ailesine yetecek olan ayırmalı, ihtiyacından fazlasını dağıtmalı, mal toplamak, yığmak yerine, infâk yolunu seçmeli ve de en önemlisi elindeki ile yetinmeyi, kanaat etmeyi bilmedir.

 İmam Gazali?nin de dediği gibi ? mal ve mevki sevgisi; suyun sebzeyi yeşertmesi gibi kalpte nifâkı ( kişinin içinin ve dışının bir olmaması, münafıklık ) yeşertir.?

Bediüzzaman?a göre de hırs ve tamah insanı riyakâr bir duruma sokar. Hırs ve tamahın ilacı ona göre; iktisat, kanaat, tevekkül ve kısmetine rızadır.

Mevlana?da Mesnevisinde kanaatın önemine dikkat çekerken şöyle bir örnek verir: ? Hırs ve tamah ehlinin gözü doymaz. Hâlbuki sedef kanaat gösterip kapanmasa idi içinde inci oluşmazdı. ? Eğer istiridye ağzına giren kum tanesine kanaat edip ağzını kapatmasa idi, birkaç tane daha gelsin diye bekleseydi ağzı kapanmadığı için inci meydana gelmezdi. İşte sen de sedef gibi ol ağzın doyduktan sonra gözünü kapat, bulduğunla yetin.

Azla yetinmeyi bilen, sedef misali verilene razı olan kullar olmak ümidiyle?

NOT ETTİKLERİM: ? Hırs ile mutluluk birbirlerini hiç görmezler. ? ( Benjamin Franklin )

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı