Bir süredir sizlerden ayrıyım. Son yazımın üzerinden koca bir yaz geçti. Bu arada ilgi ve alakaları ile beni yüreklendiren tüm okurlarıma teşekkür ederim.Sizlerin samimiyetini ve sıcaklığını hissedebiliyorum.Bir şekilde bana ulaşıp bu aranın sebebini soranlara, ?Yalnızlığa yatırım yapıyordum? diyebildim.Sonunda afiyet olmasını dilediğim tebdili mekanda yeni başlangıçlar yapma telaşım vardı.
Ayrılıklar mevsimidir yaz sonu. Bende vedalaşmalar yaşadım, vedalaşanlar gördüm. Sonunda özlemden kıvranacağını bile bile ayrılmayı göze alanları,hiç buluşamayacağını bildiği halde ?Şimdilik hoşçakal?, demenin çaresizliğini,koca bir çınarı dünyadan biran önce uğurlama telaşını?
Bazen uğurlayan bazen uğurlanan olmanın zıtlığına alışmaya çalıştım. Bazen gitmekle kalmak arasında gidip geldim kararsızca.Kalmak mı zordu gitmek mi ? Bilemedim.
Niçin gurbette ölenin şehit sayıldığını, ya da afiyetin hangi tebdilde olduğunu anlamaya çalıştım.
Veda ve vefa bir arada olmazsa bizi birbirimize bağlayan yolların, sözlerin ne anlamı vardı ki.Unutmak,unutulmak öyle kolay hazmedilebilecek bir şey miydi?Özlem her şeye rağmen güzeldi.Bir yerin taşını toprağını,birinin nefesini,gözündeki ışığı özlemek,unutmaktan yok saymaktan daha onurluydu elbet.Kendinden başka birini düşünmek,onun için endişelenip mutlu olabilmekti gerçek birliktelik.Aksi halde,her gün yüz yüze baksan da, yaşadığın gurbetti.
Çarenin de çaresizliğinde ağababasıdır ayrılık.Ayrılıktan hasret doğar.Hasreti ümitle sularsan meyvesi tatlı olur. Ümitsizlikse yakar kavurur! Bir gün Kabe?nin karşısında otururken, karşıdan gelen bir genci, şehit olmuş oğluna benzetip yüreği yanan arkadaşıma, biraz sakinleşince bu acıya nasıl katlanabildiğini sordum.Gözyaşlarını sildi ve devam etti.Ben oğlumu gelin verdim sanki.Hani bazı aileler vardır kıskançlık eder, annesinin evine gelini göndermezler.Benim oğlum da öyle bir yerde.Ama biliyorum ki orda mutlu, keyfi yerinde.Onun hayırlı haberlerini alıp avunuyorum.Sonra başını kaldırdı,sana daha beterini söyleyeyim mi ?Evlat acısından daha zoru ne olabilirdi ki; ?Ahret ayrılığı?, dedi arkadaşım.Allah ,ahret ayrılığı vermesin . Onunla cennette buluşma ümidim var , derken gülümsedi. Kabe?nin aydınlığı, yüzünün aydınlığına karışıverdi. Ah ümit,sen nelere kadirsin!Ayrılığı bile şölene çeviriyorsun.
Bazen iş, bazen eğitim için ayrılıyor sevenler birbirinden.Bazen idealler,bazen acı, mecburiyetler insanları çaresizce yollara düşürüyor.Üç beş çamaşırı valize,ayrıldıklarımızı gönlümüze sığdırarak el sallamak,güzel temennilerle uğurlamak yada meşhur, ?Bir telefon kadar uzağımdasın?,lafını yavan bulmak, elini tutamayacağını ,gece üzerini örtemeyeceğini düşünmek ve onu Allah?a emanet etmek ?
Kim bilir, buna kader deyip geçmek en iyisi.Belki de kavuşma coşkusunu yaşamak için yada sevmediklerimizden uzaklaşmak için de bir nimet ayrılık.Allah hepimizi sevdiklerimize kavuştursun.Tekrar buluşmak üzere.
