İnsanlar dünyaya gelirken, her şeye cahil ve her şeyden gafil olarak gelirler. Dünyada yaşantılarını sürdürebilmek için ikaza muhtaç olduklar gibi, ahret hayatlarını kazanabilmek için uyarı almaya ihtiyaçları vardır. Bu neden-le her devirde Resuller göndererek insanları uyardığı gibi, bu devirde de ahir zaman peygamberi Muhammed?i (asm) görevlendirmiştir. O Resuller Resulü Efendimiz-in getirdiği Kur?an-ı Kerim?de Rabbimiz, insanları şöyle buyuruyor:
?Kim Rahman olan Allah?ın hikmetlerle dolu ders olarak gönderdiği Kur?an-ı görmezlikten gelirse, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz; artık o, onun arkadaşı olur.? (1)
Rabbimiz diğer bir ayet-i kerime?de de, şöyle buyurur:
?Hiç şüphesiz bu şeytanlar onları yoldan çıkarır, ama onlar kendilerini hâlâ doğru yolda olduklarını sanırlar.? (2)
Hz. Kur?an-ın uyarısına kulak asmayan, emir ve yasaklarına uymayan insanları, saptırmak için şeytan doğru yollarının üstüne oturur. ?Bak bu yol tehlikelidir, yol boyunca sana lazım olan gıdaları sırtında taşımak zorundasın. Her türlü düşmana karşı kendini savunacak mükemmel bir silâhı taşımaya mecbursun. Ama şu yol ise serbesttir, istediğin gibi hareket edebilirsin ve o yükleri de taşımağa mecbur değilsin? der.Daha sonra o insanların önlerinden, arkalarından, sağ ve sollarından yaklaşarak dinden, imandan eder.
Böyle insanların kendileri yoldan çıktıkları gibi, başkalarını da yoldan çıkarmaya çalışıyorlar. ?Biz de Müslüman?ız, ama bunlar yeni şeyler ortaya çıkarıyor? derler.
İnsan inandığı gibi yaşamazsa, yaşadığı gibi inanmaya başlar. Böylece dinden çıkar, fakat kendisini dinin içinde olduğunu sanır, en büyük düşmanı olan şeytanı dost zanneder.
Hal bu ki Rabbimiz, ?Ey Âdem oğulları! Şeytana uymayın o sizin için açık bir düşmandır? buyuruyor. (3)
Eğer Kur?an-ı Kerim?in dersini dinlese, dost ve düşmanı birbirinden fark ederek, yanlış inancının farkına varacak ve yanlışta ısrar etmeyecektir.
Şeytan kendisine tâbi olanlara ilk yaptırdığı iş, onlara kusurunu itiraf ettirmemektir ki; istiğfar edip Allah?a sığınmağa ihtiyaç duymasınlar. İnsanın kendini kusursuz görmesi, o kusurlardan daha büyük bir kusurdur, zaten şeytanın aradığı şey de budur. Eğer insan kusurlu olduğunu kabul ederse, ondan kurtulmak, günah kirlerinden temizlenmek için af kapısına gider.
Hem şeytan insanın nefsini ve benliğini tahrik edip okşar, tâ ki nefis kendini avukat gibi müdafaa edip kusursuz görsün. Evet, şeytanı dinleyen nefsi emmâre kusurunu görmek istemez; görse de, yüzlerce bahane uydurup te?vil eder.
Şeytan boş durmaz, Anadolu?da bir söz vardır derler ki:
?Su uyur, düşman uyumaz? İşte şeytan hep böyle, durmadan insanın açığını gözetler, fırsat eline geçer geçmez insanın ensesine tokadı yapıştırıp olmadık işleri ona yaptırır ve insanların arasına girer, fitne atar, birbirine düşürür. Şeytanın oyununa gelmemek için Kur?an-ı Kerim?in ve onun tebliğcisi olan Peygamber Efendimiz-in, tavsiyelerini hafife almayacağız ki; şeytanın şerrinden kurtulalım.
Şeytanın oyununa gelmeyelim diye Efendimiz, pek çok tavsiyeleri bulunmuştur. Bunlardan bir kaçını aşağıda sıralayacağız.
Hz. Ayşe?nin (ra) rivayet ettiği bir hadis-i şerif?te Allah Resulü buyuruyorlar ki:
?Yemek yerken Allah?ın ismini anınız. Eğer yemeğin başında besmele çekmeyi unutursanız, hatırladığınızda evveline, ahirine bismillah deyiniz.? (4)
Ümeyye bin Mahşi rivayetinde şöyle demiştir: ?Allah Resulünün yanında bir adam yemek yiyordu. Yemeğe başlarken besmele çekmemişti. Son lokmayı ağzına götürürken evveline ahirine bismillah dedi. Adamın bu ifadesinden sonra Resulü Ekrem (sav) güldü ve şöyle buyurdu: ?Şeytan bu adamla birlikte yemek yiyordu. Adam Allah?ın ismini anınca şeytan bütün yediklerini kustu? buyurdu. (5)
Şeytan?ın yemeğimizden yemesine mani olmak için, Resulü Ekrem efendimizin tavsiyesine uymamız gerekir. Efendimizin bir başka tavsiyesini de, Huzeyfe?den (ra) öğreniyoruz, buyuruyorlar ki:?Resulü Ekrem (sav) Efendimiz-le bir sofrada olduğumuzda, biz ondan evvel sofraya elimizi uzatmazdık. Bir gün Resulü Ekrem-le sofrada beraber bulunuyorduk. O sırada bir cariye acele gelip sofraya elini uzattı Allah Resulü cariyenin elini tuttu, ardından koşarak bir Arap geldi Resulü Ekrem onunda ellerini tuttu ve şöyle dedi:?
?Üzerinde Allah?ın ismi anılmayan yemekten şeytan yer, o yemeğe sahip olmak için cariyeyi getirdi; bu yüzden onun elini tuttum. Nefsim kudret elinde bulunan Allah?a yemin ederim ki, şeytanın elide bunların eliyle birlikte elimde idi.? ?Bundan sonra Allah?ın adını anarak yemeği yedik.? (5)
Hz. Cabir?in (ra) rivayet ettiği bir başka hadis-i şerif?te, Allah Resulü buyuruyorlar ki:
?Bir kimse evine girerken, yemeğini yerken bismillah derse, şeytan yandaşlarına şöyle der:? ?Bu evde, size kalacak yer ve yiyecek yemek yoktur.? Eğer bir kimse evine girerken, yemeğini yerken bismillah demezse, o vakit şeytan yoldaşlarına, burası sizin için kalacak ve yemek yiyecek yerdir.?(6)
İşte tüm bunlardan anlaşılıyor ki şeytanın hileleri bitmez, bu nedenle onun tuzağına düşmemek için sığınacak en güzel siper Kur?an-ı Kerim ve Efendimiz-in (sav)? Sünnet-i Saniyesidir.
Şeytan?ın hileleriyle ilgili olarak anlatılan, şu menkıbeyle konumuzu bitirelim. Menkıbenin aslının olup olmadığına bakılmaz, verilmek istenen mesaja bakılır.
Bir gün, insanlar kendi aralarında konuşurken, birisi şeytana uyduk bir kusur ettik demiş. Öte taraftan bir başkası, ?her türlü kirli işi yaparsın birde şeytanı suçlarsın demiş.? Bu sözü söyleyen adam o gece şeytanı rüyasında görür. Şeytan ona derki, ?bak sen orada beni savundun, bunu karşılıksız bırakmayacağım.? Adam sormuş, ?nasıl bir mükâfat vereceksin?? Şeytan ona demiş ?gel benimle.? Beraber bir yere gitmişler, ?burasını kaz, işte sana bir küp altın.? Adam ona derki, ?sen burada bekle, ben kazma, kürek getireyim de küpü çıkarayım.?Şeytan ona derki; ?ohoooo benim o kadar işim var ki, seni bekleyemem.? Adam demiş, ?Pekiyi ne olacak?? Şeytan ona demiş, ?sen burayı idrarınla ıslatırsın, kazmayı küreği getirir, ıslak yeri kazar küpü çıkarırsın.? Adam bu güzel bir fikir deyip idrarını boşaltmaya başlar. Yatak ıslanınca hanım-ı uyanır, ?bey ne yapıyorsun kalk yatağı ıslattın? der. İşte şeytanın vereceği mükâfat böyle olur.