Oruç gibi çok değerli bir ibadeti yapmak üzere bize ömür ve imkân veren Rabb?imize şükürler olsun!
Artık orucu da bayramı da geride bıraktık. Ne mutlu ramazan-ı şerif?i memnun ederek uğurlayanlara. Müslüman?a helal olan nimetleri oruç vasıtasıyla kendine haram edenler, haramlardan kaçınmanın eğitimini yapmış olur. Böylece ramazandan sonra da bu alışkanlığını haramlardan kaçarak devam ettirir.
Adamın biri bayram namazından eve gelmiş, takkesini tespihi misvakını temiz bir naylon torbaya koymuş ve hanımına uzatmış. Hanım manalı gözlerle beyine bakmış. Bey, hanımına çıkışmış: ?ne bakıyorsun öyle, bende Müslüman?ım onları iyi sakla gelecek sen ramazanda yine lazım olur? demiş.
Müslüman böyle yapmaz, ramazan gider kazandırdığı ibadet alışkanlığı devam eder! Belki de ramazan?da kazandığı ibadet alışkanlıklarını iyice benimser, ramazan?dan sonrada artırarak devam ettirme sadakatini gösterir. Bir ihmal ve terk yanlışına düşmez, Zira Rabb?imizin emrettiği Müslümanlık günlük aylık değildir. Ömür boyu devam eden bir Müslümanlıktır.
Nitekim ibadetin son nefese kadar sürmesi gerektiğini emreden Rabbimiz, Hicr Suresi?nin son ayetinde şöyle buyurmaktadır: ?Sana ölüm gelinceye kadar Rabb?ine ibadete devam et!?
Bu sebepten ramazan gider; ama ramazanın Müslüman?a kazandırdığı dinî hayat kalır, ibadet alışkanlığı son nefesine kadar sürer.
Kimse ramazan Müslüman?ı durumuna düşmek istemez. Diyelim ki, bir insan ramazan boyu beş vaktine beş daha ilâve etmiş, sabahlara kadar namaz kılmış, akşama kadar da oruç tutmuş. Başından takkesini elinden tespihini, düşürmeyen bir Müslüman olmuş, tebrik ve takdir edilecek sevimli bir hal almış. Ama bu titizlik ve dikkat, sadece ramazan ayına mahsus kalmış ise, dinî görevler gelecek ramazan?a bırakılmışsa, bu Allah yanında makbul bir durum değildir. Allah?ın ihsan ettiği havayı insanlar ömür boyu ciğerlerine çekiyorlarsa, el, ayak, göz, kulak gibi eşsiz nimetleri ömür boyu kullanıyorlarsa, Onun emirlerine olan bağlılığı ömür boyu olması lazımdır. Ayetin ifadesiyle inananların ibadet görevi son nefese kadar devam eder.
Havasız, susuz yaşayamadığımız gibi ibadetsiz de yaşayamaz hâle gelmeliyiz. Ramazan ayı bize bu aşkı ve alışkanlığı kazandırmış olmalıdır. Hatta insan bayramda bu konuyu kendi vicdanında değerlendirmelidir. Ramazan?da kazandığımız ibadet alışkanlığımızı ramazan?dan sonra da eksiksiz devam ettirme kararını vicdanımızda almalıyız. Bayramda aldığımız bu karar bize, ramazan?ı tam değerlendirenlerden olduğumuzu da ifade etmiş olur. Çünkü dinî hayatımızı firesiz devam ettirme kararından daha mühim bir karar olamaz.
Almanya?da bir ramazan bayramıydı. Daha önce pek fazla görmediğim fakat ramazan içinde hep arkamda ve devamlı namaz kılan biri vardı. Bayram namazından sonra caminin havlusunda ben den helâlık isteyerek şöyle dedi. ?Hocam, ramazan boyunca bize vaaz ettin, namaz kıldırdın hakkın geçti, helal et, gelecek ramazan?da yine görüşmek üzere haydi Allah?a ısmarladık, kalın sağlıcakla?!
Allahın ve Resulü?nün istediği Müslümanlık, bu tip Müslümanlık değildir. Ebu Hüreyre?nin (ra) rivayet ettiği bir hadis-i şerif?te Efendimiz bu eksik anlayışı şöyle tashih edip düzeltir: ?Allah?a en hoş gelen amel, az da olsa devamlı olanıdır.? (1)
Eğer insan Allah?ı hoşnut etmek isterse, onunla olan irtibatı ramazandan ramazana olmamalıdır. Allah?ın bir ismi ?kerim?dir? O herkese ikram etmek ister ve vermekten hoşlanır. Ama insan her gün onun kapısına gelip istemezse zorlada verecek değildir. Bu nedenle insan ara sıra değil, sürekli Rabb?inin kapısında durup onun ikramını beklemelidir. Hatta Ebû Hüreyre?nin (ra) rivayet ettiği bir hadis-i şerif?te Allah Resulü şöyle buyurur: ?Allah kendisinden istemeyene gazap eder.? (2)
Âlimlerimiz, bu hadis-i şerif?i şu manada açıklamışlar: ?Allah?ın gazap etmesi yani kızması kulun Allah?tan bir istekte bulunmayışındandır. Zira bu hareket kibirlenme ve Allah?a tenezzül etmeme anlamına gelir. Bu ise kulluk edebine yakışmaz. Allah kulunu huzuruna davet ederek günde (21) defa (Allah?ım bizi doğru yola ilet ve gazabına uğrayanlardan eyleme.) diye dua etmesini istiyor. Sünnetle beraber olursa (40) defa demesini istiyor. Bu davete icabet etmeyen ( mağdûbi aleyhim) zümresinden olduklarında şüphe oktur? demişler.
Kaynaklar
1. Hadis No, 1317, Prof. İ.Canan, Kütüb-ü Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları cilt 17, say, 625.
2. Hadis No, 1785. Prof. İ.Canan, Kütüb-ü Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları cilt, 6, Sa, 547.


