Ramazan ayını uğurladık derken şevval da geride kalmak üzere. Onun da getirdiği bir kısım manevi değerler vardır. Mesela: şevval ayında tutulan altı gün orucu ve yine onun gelmesiyle hatırladığımız bir kısım dinî mükellefiyetler de vardır. Çok iyi hazırlanmış, rakibinin attığı yumrukları boşa çıkaran boksör gibi, Ramazan ayında eğitimini tam alan bir Müslüman da nefisten gelen saldırıları boşa çıkarır. Rakibinin karşısında, dimdik ayakta kalarak hasmını nasıl mağlup ederse, Müslüman da altı gün orucunu tutarak nefsini mağlup eder. Şevval ayının içinde tutulan altı gün orucunun sevabı, öyle küçümsenecek kadar az da değildir. Tüm seneyi oruçlu geçirmek gibi cazip bir sevap söz konusudur. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerif?lerinde ?Kim Ramazan?dan sonra şevval ayından da altı gün ilâve ederse sanki bütün seneyi oruçlu geçirmiş gibi olur? buyurmaktadır.(1)
Bu hadis, Ramazan orucundan sonra şevval ayında altı gün daha nafile oruç tutmayı teşvik etmektedir. Bu sebeple şevval ayının orucu tarih boyunca ihmal edilmeyen oruçlar arasında yerini almıştır. Şevval ayında tutulan bu altı günlük orucun, bütün seneyi oruçlu geçirmiş gibi sevaplı olmasını âlimlerimiz Kur?an-ı Kerim?de geçen, şu ayetle izah etmişlerdir. ?Her hayırlı amel için on misli sevap vardır.? (2)
Öyle ise Ramazan ayında tutulan oruç on ay yerine geçer. Altı gün on misliyle altmış gün eder. Bu da iki ay demektir, neticede Ramazan ve altı günlük şevval orucu tam bir yıla denk gelmiş olur.
Şu hususu belirtmekte fayda vardır. Bu orucun bir biri arkasına tutulması da şart değildir. Ay içinde belli aralıklarla da tutulabilir. Ayrıca, kaç gün tutarsa onun sevabını alır, eksik kalırsa bir vebal de söz konusu değildir. Burada bir hususa okuyucumun dikkatini çekmek isterim.
Mazeretlerinden dolayı Ramazanda oruç tutamayanlar, önce borçlarını, tutmaları gereklidir. Sonra sünnet olan o altı güne niyetlenmeyi de ihmal etmezler.
Bundan sonra da eğer imkânı varsa haç hazırlıklarına da başlarlar. Zaten Ramazandan sonraki gelen aylar hac ayları sayılır. Artık hacı adaylarında tatlı bir heyecan başlar. Hacla ilgili meraklı sorular sorar, hac ibadetlerini kusursuz yapmak için bilgi toplamaya çalışırlar. Hac sair ibadetlere benzemez. İnsan namaz, oruç, zekât gibi ibadet görevini yapmazsa, belki bir musibetle bu günahını Allah silebilir. Amma hac öyle değildir. ?Haccın ve ondaki hikmetin ihmali, musibeti değil, gazap ve kahrı celp eder. Cezası da kefaret-üz zünub değil, kessaret-üz zünub olur.? ( Yani artarak devam eden bir günah olur.) (3)
Kaynaklar:
(1) Müslim, Sıyâm: 204, (1164); Tirmizî, Savm, 53, (759); Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Hadi, No, (3157) cilt, 9, Sa, 113, Prof, İbrahim Canan Akçağ Yayınları. Feza Gazetecilik, A.ş, İst.
2. En?am Suresi, (160)
3. Sünuhat-Tuluat-İşarat, Sa, ( 58 )Bediuzzaman, Envar, Neş, İst.


